Ramazan ayıyla birlikte yükselen yardımlaşma ve dayanışma duygusunun bazı kötü niyetli kişiler tarafından suistimal edildiği belirtiliyor. Sosyal medya platformlarında gerçek dışı hikâyeler, sahte belgeler ya da çocuk mağduriyeti görüntüleri kullanılarak maddi menfaat temin edilmeye çalışıldığı ifade ediliyor.
Avukat Esra Betül Türkalp, sosyal medya kullanıcılarının yüz yüze sergileyemeyecekleri davranışları çevrim içi ortamda daha kolay gerçekleştirmesine “disinhibisyon” adı verildiğini söyledi. Ekran arkasındaki anonimlik hissinin, kişilerin sosyal ve hukuki sonuçları küçümsemesine yol açabileceğini belirten Türkalp, bu durumun sorumluluk algısını zayıflattığını ve hukuki risklerin fark edilmesini zorlaştırdığını kaydetti.
HUKUKİ YAPTIRIMLAR SÖZ KONUSU
Türkalp, Türkiye’de sosyal medya üzerinden açıkça para istemenin Kabahatler Kanunu kapsamında yaptırıma tabi olduğunu, somut olayın niteliğine göre Türk Ceza Kanunu kapsamında dolandırıcılık suçunun da oluşabileceğini ifade etti.
Gerçek olmayan hikâyelerle, sahte belgelerle ya da mağduriyet görüntüleriyle para toplanması halinde özellikle bilişim sistemleri kullanılıyorsa Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunun gündeme gelebileceğini belirtti.
Vatandaşların sosyal medya üzerinden gelen para taleplerinde mutlaka doğruluk ve kanıt kontrolü yapması gerektiğini vurgulayan Türkalp, resmi bağış platformları dışındaki çağrılara temkinli yaklaşılması gerektiğini söyledi.
EN SIK KULLANILAN YÖNTEMLER
Emekli polis memuru, Adli Bilişim ve Siber Güvenlik Uzmanı Kemal Ateş ise dolandırıcıların özellikle “sağlık yardım kampanyaları” adı altında sahte çağrılar yaptığını belirtti.
Ateş, savaş, deprem ve hasta çocuk temalı içeriklerle şahsi IBAN numaralarına para talep edildiğini; gerçek kurumlara benzer isim ve logolarla sahte hesaplar açıldığını; “Ramazan kolisi kazandınız” ya da “Yardım başvurunuz onaylandı” gibi SMS’lerle zararlı bağlantılara yönlendirme yapıldığını ifade etti.
Ayrıca stok görseller ya da başka ülkelerden alınmış görüntülerle acele algısı oluşturularak hızlı para transferi baskısı yapıldığına dikkat çekti.
“EN GÜÇLÜ SİLAHIMIZ DOĞRULAMA”
Uzmanlar, yardımların yalnızca resmi ve güvenilir kurumlar aracılığıyla yapılması gerektiğini belirtiyor. Şahsi IBAN numaralarına para göndermeden önce mutlaka doğrulama yapılması, sosyal medyadaki kampanyaların resmi internet sitelerinden kontrol edilmesi ve tanınmayan kişilerden gelen linklere tıklanmaması gerektiği vurgulanıyor.
Şüpheli durumların 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ya da en yakın kolluk birimine bildirilmesi istenirken, Ramazan ayını istismar etmeye çalışanlara karşı en güçlü silahın dikkat, bilinç ve doğrulama olduğu ifade ediliyor.