Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Diş Hekimliği Fakültesi’nde, mikroskopla 12,5 kata kadar büyütülerek yapılan diş restorasyonları, mikro çatlakların, gizli çürüklerin ve deformasyonların gözden kaçmasının önüne geçiyor. Özellikle ağız içi gibi dar ve görüşü sınırlı alanlarda kullanılan yöntem, hekimin çalışma hakimiyetini önemli ölçüde artırıyor.
Diş ünitesine entegre edilen mikroskoplar sayesinde gerçekleştirilen işlemler, diş dokusuna en az müdahaleyle en doğru onarımın yapılmasına imkan tanıyor.
DAHA HASSAS, DAHA UZUN ÖMÜRLÜ TEDAVİ
Mikroskop destekli yaklaşım, restorasyonun dişle bütünleşmesini kolaylaştırırken, yapılan işlemin uzun vadede daha dayanıklı olmasına katkı sağlıyor. Böylece hem estetik hem de fonksiyonel açıdan daha başarılı sonuçlar elde ediliyor.
Fakülte bünyesinde kurulan Mikroskop Destekli Eğitim Salonu ise hekimlerin hasta tedavisine başlamadan önce gerekli donanımı ve pratik deneyimi kazanmasına olanak tanıyor.
“MİKROORGANİZMALARIN ÇATLAKLARDAN SIZMASI ENGELLENİYOR”
NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, mikroskop destekli uygulamaların tedavi başarısını artırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Dişin üzerinde ufak çukurcuklar ve çatlaklar olabiliyor. Restorasyonları bunları görmeden yaptığınızda mikroorganizmalar bu çatlaklardan sızarak yapılan işlemi başarısız hale getirebiliyor. Mikroskoplarla 12,5 kat büyütme sayesinde detayları net görüyor, restorasyonun ömrünü ciddi şekilde uzatabiliyoruz.”
“ÖNCELİĞİMİZ DİŞİN DOĞAL YAPISINI KORUMAK”
Minimal müdahalenin önemine dikkat çeken Tunçdemir, diş hekimliğinde temel hedefin doğal yapıyı korumak olduğunu vurgulayarak, “Çürüğü sadece gözle temizlemeye çalıştığımızda dişten gereksiz yere fazla madde kaldırabiliyoruz. Mikroskopla çalışırken çürük sınırlarını net gördüğümüz için sadece sorunlu alanı temizliyoruz. Böylece restorasyonlar çok daha uzun ömürlü oluyor.” dedi.
20 YILIN ÜZERİNDE DAYANABİLEN RESTORASYONLAR MÜMKÜN
Tedavinin başarısının; hekimin tecrübesi, kullanılan malzemenin kalitesi ve hastanın ağız bakım alışkanlıklarıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Tunçdemir, mikroskop destekli müdahalelerle 20 yıldan fazla dayanabilen restorasyonların mümkün olduğunu ifade etti.