Konya'da çeyrek asırdır kamışları ilahi aşkın sesine dönüştürüyor

 Muhabir
Konya’da ney ustası Ali Erol, lisede eline aldığı neyi bir daha bırakmadı. Erol, gönlüne düşen tasavvuf ateşiyle 40 yılı aşkın süredir ney üflüyor. Erol, sazlıklarda yetişen kamışları da çeyrek asırdır ince işçilikle ilahi aşkın sesine dönüştürüyor.

Konya’da yaşayan Ali Erol, lise yıllarında ney ile tanıştı. Müziğe yatkınlığı nedeniyle neyi çalmak istedi, öğretmeninden yardım istedi. Önce plastik borudan üflemeyi öğrendi ardından da aldığı eğitim ile neyi eline aldı, bir daha da bırakmadı.

Gönlüne düşen tasavvuf ateşiyle 40 yılı aşkın süredir ney üfleyen Erol, sazlıklarda yetişen kamışları da çeyrek asırdır ince işçilikle ilahi aşkın sesine dönüştürüyor.

“SABAH ÇALIŞMAYI ÇOK SEVERİM”

Sabahın sakinliğinde çalışmayı sevdiğini belirten Ali Erol, “İlk, orta ve yüksek okul tahsilim hep Konya’da oldu. Ney ile tanışmam lise yıllarında oldu. Konya İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Lise birde müzik öğretmenim Zekai Kaplan vardı. İlk neyi orada gördüm. Ney’i görünce içime yaktı kavurdu tabiri caiz ise. Müziğe olan yatkınlığım nedeniyle çalmak istedim. Hocam önce plastik borudan ney yaptı. Tabi bu tatmin edici değildi, aslı kamış olduğu için. Sonra Büyükşehir Belediyesi bir kurs açtı. Bu kurs bir konservatuar gibiydi. Müziğin diğer dalları da vardı. Orada Neyzen Sadrettin Özçimi hoca ile tanıştım. Orada gerçek bir neyim oldu ve bu şekilde başladım. Memuriyetten emekliyim, sabah uyanıyorum ve tamamen atölyeye yoğunlaştım. Sabah çalışmayı çok severim. Erken gelir ve öğleye kadar tüm işlerimi bitiririm. Ney üretimi yapacaksam sabah yapmayı tercih ediyorum. Sakin kafayla ve sabahın o sakinliği beni daha çok motive ediyor. Atölyeme yardımcı eleman olarak öğrencilerim gelir. Onlara ders veririm, akşam saatlerine kadar atölyedeyim” dedi.

ÖZENLE TOPLANAN KAMIŞLAR 3 YIL KURUTULUYOR

Erol, “Ney, kamış yada kargı dediğimiz bir bitki türünden olmaktadır. Bu ürünler en çok Antalya, Hatay ve Adana gibi sıcak yerlerde 3 veya 5 metreye kadar ulaşabilir. Bir yılda büyüyebilen bir bitki türüdür. Akarsu boylarında da kamış olur ancak her kamıştan ney olmaz. Kamışı seçmek gerekiyor. Neyde boğum araları dediğimiz yerlerin dar olması önemlidir. Tabiattaki kamışların çoğunluğu geniş boğumludur. Onlar başka amaçla değerlendiriliyor. Kamış toplamak zahmetli bir iş. Eskiden gidiyordum ancak şimdi o yörede kamış toplayan kişiler var. Onlara örnekler vererek toplattırıyoruz. Bu kamışların kesim ayları kış aylarıdır. Kamış ilk etapta yeşildir. Bunu kurumaya bırakırız. Tabi Konya ikliminde 2 veya 3 senede sarıya dönüyor. Her yıl bine yakın kamış alırım. Stoklu olarak çalışıyorum. Kuruma doğal yollarla olması gerekiyor. Tekrar burada bir eleme yapıyoruz ve iyi kamışları seçiyoruz. Önce kamışların kabukları temizlenir. Elimizdeki ölçülere göre kesimi yapılır ve neylik bir kamışı elde ederiz. Kamışın eğri yerlerini ısıtmak suretiyle düzeltiriz. Ardından ok gibi bir kamış ortaya çıkar. Sonra kamışın içi boşaltılır. Sonra delik aralarını ayarlar ve işaretleyip deliklerini açarız. Akort cihazlarımız ile ölçümü yapılır. Sesine güvendiğim ney ile yeni yeni karşılaştırırım. Seslerini dinlerim. Akort tamam ise yağlanma işlemi başlar. Benim neyim 30 yıllık yağma gerektirmiyor ancak yeni neyler yağlama ister. Üfledikçe sesi açılır ve yeterli olgunluğa ulaşır. Neyin tarihi çok eski. Milattan önce 3000’li yıllara dayandığı söylenir. Ancak bizim ilgilendiğimiz bölüm Hz. Mevlana ile birlikte neyi tanımış olmamızdır. Tasavvufa da ney Hz. Mevlana ile birlikte dahil olmuştur. Mevlevi Musikisinin temel sazı neydir. Bir ayini şerif icra edilirken 3, 5 veya 7 tane neyzen olabilir” diye konuştu.

“HZ. MEVLANA NEYİ İNSANA BENZETMİŞTİR”

“Hz. Mevlana neyi insana benzetmiştir” diyen Erol şunları söyledi:

“Hz. Mevlana mesnevisinde neyden bahsetmiştir. Hz. Mevlana neyin yolculuğunu insanın yolculuğuna benzetiyor. Kamış ailesinden kopartılıyor, yalnızlığa terk ediliyor, sararıyor, bir ustanın elinde fazlalıkları atılıyor, bağdı deliniyor ve yakılıyor. İnsan da böyle eziyetlere maruz kalırsa oda olgun kamil bir insan oluyor. İnsana da bir mürşidi kamil dokunursa ondan da ne nameler çıkar manasında neyi insana benzetmiştir. Ney insanı alıp başka bir yere götüren bir havası vardır. Konserlerimde çok yaşadım. Özellikle yurt dışı konserlerimde. Konser sonrası gelip neyi inceliyorlar ve o ses bundan mı çıkıyor diye hayranlıkla bakıyorlardı. Bununla birlikte Mevlana ve mesneviyi merak ediyorlar. Mesnevi yurt dışında özellikle Amerika’da çok okunuyor. Mesneviyi tanımayan yoktur. Kur’an-ı Kerim ile birlikte çok okunuyor ancak biz okumuyoruz. İspanya’da yaşayan ve Lokman ismini alan bir kardeşimiz geliyor, ney üflüyor. Kendini geliştirmeye çalışıyor. Kendisi fizyoterapist eşi psikolog. Ben neyi geliştireceğim ve hastalarımı neyle tedavi edeceğim. Neyin özel bir sesi var dedi. Osmanlı döneminde bu yapılıyordu, diyerek araştırmış. Hangi tür hangi rahatsızlıklara iyi geliyor hepsini araştırmış. Yardımcı olmaya çalışıyorum, zaman zaman görüşüyorum. Müslüman olmuş ancak annesi ve babası bilmiyor. İspanya’da gittiği bir tasavvuf müziği konserinden etkilenmiş ve Müslüman olmaya karar vermiş. Daha sonra Mevlana’yı ve Konya’yı öğrenmiş. Buraları gelmiş ziyaret etmiş ve Müslüman olmuş. Böyle sayısız insan var. Bir nefes huzur. Nefesi boşa vermemek lazım.”

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Konya Haberleri