Konya'nın Seydişehir ilçesinde sürdürülen arkeolojik kazılar, Anadolu tarihine ilişkin önemli bir keşfi daha gün yüzüne çıkardı. Gökhöyük Höyüğü'nde bulunan yaklaşık 5 bin yıllık küp, üzerindeki insan yüzü, hayat ağacı ve Anadolu yaban keçisi kabartmalarıyla bilim dünyasının dikkatini çekti.
GÖKHÖYÜK'TE TARİHİ KEŞİF
Seydişehir'e yaklaşık 8 kilometre uzaklıktaki Gökhöyük, ilk kez 1950'li yıllarda İngiliz arkeolog James Mellaart tarafından tespit edildi. Bölgede 2002 yılında Devlet Su İşleri'nin sulama kanalı çalışmaları sırasında arkeolojik eserlerin ortaya çıkması üzerine çalışmalar durduruldu ve Konya Müze Müdürlüğü tarafından kurtarma kazıları gerçekleştirildi.
2020 yılında ise Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın izniyle Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Prehistorya Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ramazan Gündüz başkanlığında kazılar yeniden başladı. Son yıllarda "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında sağlanan desteklerle çalışmalar hız kazandı.
"BÖYLE BİR ESERLE KARŞILAŞACAĞIMIZI HİÇ DÜŞÜNMEMİŞTİK"
Kazı Başkanı Doç. Dr. Ramazan Gündüz, küpün ilk izlerine 2024 yılında rastladıklarını belirterek büyük bir sürpriz yaşadıklarını söyledi. Gündüz, "Biz küpü ilk gördüğümüzde böyle bir ünik eserle karşılaşacağımızı hiç düşünmemiştik. 2025 yılında alanı açtığımızda bunun bizim için büyük bir sürpriz olduğunu gördük." dedi.
KÜP BİLİNÇLİ ŞEKİLDE TERS ÇEVRİLMİŞ
Kazı ekibi, küpün normal kullanım biçiminin aksine ağız kısmı aşağı gelecek şekilde özenle ters çevrildiğini tespit etti. Doç. Dr. Gündüz, bunun alanın bilinçli şekilde terk edildiğine işaret edebileceğini belirterek, kazıların devam etmesiyle birlikte buranın sivil bir yaşam alanı mı yoksa kutsal bir mekan mı olduğunun daha net anlaşılacağını ifade etti.
Yaklaşık 120 santimetre yüksekliğinde ve 1 metre ağız çapına sahip küpün 800 ila 1000 kilogram arasında malzeme alabilecek kapasitede olduğu bildirildi.
GÜNDELİK DEĞİL, RİTÜEL AMAÇLI KULLANILDIĞI DÜŞÜNÜLÜYOR
Kazı Başkanı Gündüz, küpün sıradan bir depolama kabı olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:
"Bu küpün daha çok belirli seremonilerde kullanılmış olması muhtemel. Etrafındaki beş kulp, zaman zaman taşınmış olabileceğini gösteriyor. Üzerindeki bezemeler de bunun gündelik kullanıma ait olmadığını ortaya koyuyor."
İNSAN YÜZÜ, HAYAT AĞACI VE ANADOLU YABAN KEÇİLERİ DİKKAT ÇEKTİ
Küpün en dikkat çekici özelliği ise üzerindeki kabartmalar oldu. Ağız kısmında kaş, iki göz ve burundan oluşan insan yüzü tasvirinin yer aldığını belirten Gündüz, gözlerin altında hayat ağacı motifi, iki yanında ise ağaca tırmanan Anadolu yaban keçilerinin bulunduğunu söyledi.
Bu sembollerin Anadolu'nun kadim toplumlarında bereketi, yaşamın devamlılığını ve bolluğu temsil ettiğini ifade eden Gündüz, kompozisyonun aynı zamanda koruyucu bir yaratıcı inancını da simgeliyor olabileceğini dile getirdi.
ERKEN TUNÇ ÇAĞI'NA TARİHLENİYOR
Yapılan ilk değerlendirmelere göre küpün Erken Tunç Çağı I'in sonu ile Erken Tunç Çağı II dönemine, yani yaklaşık 5 bin yıl öncesine ait olduğu değerlendiriliyor. Kazı çalışmalarının ilerlemesiyle birlikte hem küpün kullanım amacı hem de bulunduğu yapının niteliğine ilişkin daha ayrıntılı bilgilere ulaşılması bekleniyor.