Konya’da uzman doktor açıkladı! Böbrek ve prostat tedavisinde yeni dönem başladı

Konya’da böbrek taşı ve prostat tedavisinde teknoloji devreye girdi. Prof. Dr. Ramazan Kocaaslan, küçük kesiler, lazer ve gelişmiş cihazlarla uygulanan endoürolojik tedavilerin hastalara daha hızlı iyileşme imkânı sunduğunu belirtti.

Konya’da Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Kocaaslan, endoürolojideki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İdrar sistemindeki hastalıkların küçük aletlerle tedavi edilmesini sağlayan endoürolojinin; böbrek ve mesane taşları, idrar yolu tıkanıklıkları, prostat büyümesi, nedbe dokuları ve böbrek ya da üreterdeki bazı tümörlerin tedavisinde kullanıldığını belirten Kocaaslan, yöntemin hastalara önemli avantajlar sunduğunu ifade etti.

Endoürolojik işlemlerde büyük cerrahi kesiler yerine, çoğunlukla ince kamera ve özel aletlerin idrar kanalından veya ciltte oluşturulan küçük bir açıklıktan ilerletildiğini aktaran Kocaaslan, bu sayede hastaların açık cerrahiye kıyasla daha az ağrı, daha kısa hastane yatışı ve daha hızlı iyileşme yaşayabildiğini söyledi.

BÖBREĞİN DERİNLİKLERİNE ULAŞAN TEKNOLOJİ

Endoürolojideki en önemli gelişmelerden birinin daha küçük ve gelişmiş endoskopların kullanılması olduğunu belirten Kocaaslan, modern esnek endoskopların böbreğin daha derin bölgelerine ulaşabildiğini kaydetti.

Dijital kameraların daha net görüntü sağladığını dile getiren Kocaaslan, bunun cerrahların küçük taşları ve anormal dokuları daha hassas şekilde tespit etmesine yardımcı olduğunu söyledi.

Özellikle üreteroskopi sırasında bu teknolojilerin önemli avantaj sağladığını belirten Kocaaslan, taşların herhangi bir büyük kesi yapılmadan tedavi edilebildiğini ifade etti.

Hastaların çoğu zaman aynı gün taburcu olabildiğini aktaran Kocaaslan, bazı durumlarda ise stent adı verilen geçici drenaj tüplerinin kullanılması nedeniyle hastanede kalış süresinin 1-2 gün uzayabileceğini belirtti.

TAŞ TEDAVİSİNDE LAZER DÖNEMİ

Endoürolojide lazer teknolojisinin de önemli bir dönüşüm sağladığını vurgulayan Kocaaslan, ince bir lazer fiberinin endoskop aracılığıyla doğrudan taşın üzerine ulaştırılabildiğini söyledi.

Lazerle taşların çıkarılabilecek büyüklükte parçalara ayrılabildiğini veya idrar yolundan doğal şekilde atılabilecek kadar küçük parçacıklara dönüştürülebildiğini ifade eden Kocaaslan, holmiyum lazerin uzun yıllardır yaygın şekilde kullanıldığını belirtti.

Daha yeni lazer sistemlerinin ise enerjiyi daha kontrollü darbeler halinde iletebildiğini kaydeden Kocaaslan, bu sayede taşların daha küçük parçalara ayrılmasının ve bazı durumlarda taşın istenmeyen şekilde hareket etmesinin azaltılmasının mümkün olduğunu söyledi.

BÜYÜK BÖBREK TAŞLARINA DA DAHA KÜÇÜK KANALLARDAN MÜDAHALE

Çok büyük veya karmaşık böbrek taşlarında perkütan nefrolitotomi (PNL) yönteminin kullanılabildiğini belirten Kocaaslan, bu yöntemin sırttan oluşturulan küçük bir kanaldan böbreğe ulaşılarak gerçekleştirildiğini aktardı.

Son yıllarda geliştirilen "mini" PNL uygulamalarında daha dar aletlerin kullanıldığını belirten Kocaaslan, taş parçalarının çıkarılmasını kolaylaştıran emme destekli sistemlerin de kullanılmaya başlandığını ifade etti.

Kocaaslan, işlem sırasında böbrek içindeki basıncın kontrol edilmesinin önemine dikkat çekerek, yeni basınç takip ve emme sistemlerinin güvenliği artırmayı amaçladığını söyledi.

PROSTAT TEDAVİSİNDE HOLEP ÖNE ÇIKIYOR

Endoürolojik tedavilerin yalnızca böbrek taşlarıyla sınırlı olmadığını belirten Kocaaslan, prostat büyümesinde kullanılan HoLEP yöntemine de dikkat çekti.

HoLEP'in, idrar akışını engelleyen iyi huylu prostat büyümesinde uygulandığını ifade eden Kocaaslan, prostat dokusunun lazer yardımıyla ayrıştırılarak doğal idrar kanalından çıkarıldığını söyledi.

Yöntemin farklı büyüklükteki prostatlarda uygulanabildiğini belirten Kocaaslan, daha invaziv bazı ameliyatlarla karşılaştırıldığında daha az kanama ve daha hızlı iyileşme sağlayabildiğini aktardı.

Ancak HoLEP'in de bir ameliyat olduğunu vurgulayan Kocaaslan, işlem sonrasında geçici olarak idrarda yanma, kanama veya idrar kaçırma görülebileceğini belirtti. Kocaaslan ayrıca retrograd ejakülasyonun (meninin mesaneye geri kaçması) sık karşılaşılan sonuçlardan biri olduğunu ifade etti.

ENDOÜROLOJİDE SIRADA ROBOTİK SİSTEMLER VE YAPAY ZEKÂ VAR

Endoürolojinin geleceğinde robotik sistemler ve yapay zekânın daha fazla rol üstlenmesinin beklendiğini belirten Kocaaslan, robotik teknolojilerin özellikle uzun ve teknik açıdan zor işlemlerde aletlerin yönlendirilmesine katkı sağlayabildiğini söyledi.

Yapay zekânın ise görüntülerin değerlendirilmesi, taş için uygun tedavi yönteminin belirlenmesine yardımcı olunması, tedavi başarısının öngörülmesi ve ameliyat sırasında anatomik yapıların tanınması gibi alanlarda kullanılabileceğini belirten Kocaaslan, bu teknolojilerin büyük bölümünün halen araştırma veya erken klinik kullanım aşamasında olduğunu kaydetti.

Kocaaslan, teknolojinin temel amacının hekimin yerini almak değil, eğitimli cerrahın karar verme sürecini desteklemek olduğunu vurguladı.

"HER YENİ YÖNTEM HER HASTA İÇİN DAHA İYİ DEĞİLDİR"

Endoürolojideki gelişmelerin daha küçük aletler, daha net görüntüler, daha hassas enerji kullanımı ve kişiye özel tedavi imkânı sunduğunu belirten Kocaaslan, buna rağmen her yeni teknolojinin her hasta için otomatik olarak daha iyi sonuç anlamına gelmediğine dikkat çekti.

Kocaaslan, "Doğru tedavi; hastalığın durumuna, taşın boyutuna ve konumuna, hastanın genel sağlık durumuna ve tıbbi ekibin deneyimine bağlıdır" değerlendirmesinde bulundu.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Konya Haberleri