Ramazan denildiğinde akla ilk gelen tatlılardan biri olan güllaç, kökeni Osmanlı saray mutfağına dayanan özel bir lezzet olarak biliniyor. Rivayete göre 15. yüzyılda saray mutfağında nişastalı yufkaların süt ve şekerle ıslatılmasıyla ortaya çıkan güllaç, zamanla Ramazan sofralarının simgesi haline geldi.
Hafif ve sütlü yapısı sayesinde uzun süren oruç sonrası mideyi yormadığı için özellikle tercih edilen güllaç, Konya’da bu yıl kilosu 450 TL’den satışa sunulurken, artan maliyetler fiyatlara yansıdı. Vatandaşın bir bölümü ise daha ekonomik olması nedeniyle evde yapımı tercih ediyor.
Konya’da 35 yıllık tatlı ustası Yusuf Aydemir, güllacın yapımında en önemli noktanın süt sıcaklığı olduğunu belirterek, “Süt çok kaynar olursa yufkayı eritir, soğuk olursa sert bırakır. Eli yakmayacak sıcaklıkta olmalı. Yufkalar tek tek ve eşit şekilde ıslatılmalı” dedi.
Güllaç yapımında kaliteli süt ve taze güllaç yaprağı kullanılmasının lezzeti doğrudan etkilediğini vurgulayan Aydemir, şekerin tamamen eridiğinden emin olunması, tatlının en az 2-3 saat dinlendirilmesi ve servis öncesi nar, ceviz ya da Antep fıstığı ile süslenmesini önerdi.
Hem tarihi geçmişi hem de hafif lezzetiyle güllaç, bu Ramazan’da da Konya sofralarının baş tacı olmaya devam ediyor.