Ambalajdan inşaata, tarımdan savunma sanayiine, mutfak eşyalarından oyuncaklara ve medikal sektörüne kadar pek çok alanda kullanılan plastiklerin yaşamı kolaylaştırdığını söyleyen PAGEV Denetleme Kurulu Üyesi Kazım Öztürk, dünyada 6. sırada olan Türk Plastik Sektörünün, Avrupa’da Almanya’dan hemen sonra ikinci sırada yer aldığını söyledi.
Yıllık 11 milyon tonluk üretim kapasitesiyle büyüyen sektörün projeksiyonu hakkında bilgi veren Öztürk, ağırlıklı olarak KOBİ’lerden oluşan endüstrinin güçlenen tarafları kadar zayıf kaldığı noktaların da varlığının altını çizerek, sanayicinin önündeki en önemli sorunlara dikkat çekip, “Türk Plastik Sektörü, Avrupa’da liderlik hedefiyle büyüyor” şeklinde konuştu.
İşte Haber Dairesi muhabiri Mustafa Dörtyol’un özel röportajının ayrıntıları:
Türk Plastik Sektörünün büyümesinde baskı oluşturan öncelikli unsurlar nelerdir?
Türk Plastik Sektörünün önündeki en büyük engel katma değeri düşük üretimdir. Katma değeri yüksek plastik mamullerini ithal ediyor ancak katma değeri düşük mamuller ihraç ediyoruz. Türkiye’nin plastik sektöründe kilogram başına ortalama 2,9 dolar olan ihraç fiyatının, en az 4.5 dolara yükselmesi gerekiyor. Plastik mamullerde birim ithal fiyatları birim ihraç fiyatlarının daima üzerinde seyrediyor. Bu durum sektörün ihracatta yeterli katma değer sağlayamadığını ortaya koyuyor. Üretim ve ihracatta daha yüksek katma değer sağlamanın başlıca iki yolu var. Bunlar katma değeri yüksek inovatif ürünler imal etmek ve / veya kaliteden ödün vermeden maliyetleri düşürerek kâr marjını arttırmak. Sektörün kaliteden ödün vermeden küresel pazarlarda rekabetçi üretim ve ihracat olanaklarını arttırması için Avrupa standartlarında ve çevre dostu üretim yapması kaçınılmaz.
"HAMMADDE İTHALATINDA BAĞIMLILIK REKABET GÜCÜMÜZÜ ZAYIFLATIYOR"
Türk Plastik sektörünün küresel pazarlardaki rekabet gücü nasıl?
Hammadde konusu rekabet gücünü direkt etkiliyor. Türk Plastik sektörümüzün önemli sorunlarından biri de hammadde ihtiyacının yaklaşık %12’sinin yerli, yüzde 88’inin ise ithalatla karşılanmasıdır. Türkiye’nin ithalata bağımlılığına rağmen yerli üretimin korunması adına sektörümüz; daha ekonomik fiyatlarla hammadde temin olanaklarından, ithalata vergiler konularak mahrum edilmekte. Bu durum, yerli hammadde üreticisinin korunması adına sektörün küresel piyasalarda rekabetçi ihracat olanaklarını azaltıyor. Yerli üretici, hammadde ithalatına vergiler konulması yerine, üretim ve yatırım maliyetlerini azaltacak teşvikler uygulanarak korunmalı. Plastik hammadde üretimi ihtiyacı karşılamıyorsa, ithalatın üzerindeki ağır vergi ve benzeri ağırlıklar kaldırılmalı.
"PAGEV MÜKEMMELİYET MERKEZİYLE EKOSİSTEM OLUŞTURULACAK"
Katma değerin arttırılması için PAGEV olarak siz ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?
Tüm sektörlerde kullanımı artan plastikler, 21. Yüzyılın vazgeçilmez malzemesi haline dönüşmekte. Avrupa’da liderlik hedefiyle büyüyen Türkiye Plastik Sektörü, ürünlerinin sertifikasyon ve katma değerini arttırmayı amaçlamakta. Türkiye Plastik Sektörünün “Birleştirici Gücü” PAGEV, bu amacın gerçekleştirilmesi için “PAGEV Plastik Mükemmeliyet Merkezi” ile sektöre öncülük ediyor. Mükemmeliyet Merkezinde; Plastik sektörünün ihtiyaç duyduğu test ve laboratuvar desteğinin verilecek, sektörde bilgi ve birikim paylaşımını sağlayacak platformlar geliştirilecek ve detaylı eğitim programları hazırlanarak sektör yararına sunulacak. En yeni teknolojiler üzerinde çalışmalar yaparken sanayi kuruluşları, üniversiteler, araştırma kurumları, mesleki birlikler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapacak, Ar-Ge ve inovasyona dayalı çalışmalarıyla Türk plastik sektörünün dünya lideri olması için çalışılacak. Türkiye’nin milli projelerinin temelini oluşturacak endüstriyel beceri ve yeteneklerin geliştirilmesi sağlanarak özelde plastik sektörünün, genelde Türkiye ekonomisinin gücüne güç katılacak. Stratejik iş birlikleri kurularak, izlenebilir hedefleri olan, bilimsel nitelikli, ticarileşme potansiyeli yüksek araştırmalar ile plastik sektörünün daha hızlı büyümesi sağlanacaktır. Türk plastik endüstrisinin, Ar-Ge çalışmalarıyla desteklenen ileri teknolojiyle büyümesi, yüksek katma değer üretmesi ve dünya ile daha iyi rekabet edebilmesine katkı sağlanacaktır. Türkiye’yi, dünyada plastik üretiminin üssü haline getirilecektir. İnovatif projeler yürütülecek, dünya plastik sektöründeki gelişmeler takip edilerek inovatif fikirler geliştirecek Mükemmeliyet Merkezi, uygun girdi malzemelerinin belirlenmesinden, üretim proses optimizasyonuna kadar birçok alanda danışmanlık hizmeti vererek firmaların rekabet gücünü arttıracaktır.
"SANAYİCİ PARASINI TOPRAĞA GÖMMEK İSTEMİYOR"
Büyümek için yeni yatırımlar gerekli peki burada karşılaştığınız engeller var mı?
Türkiye’deki sanayicinin yeni yatırım yaparken karşılaştığı en önemli çıkmazlarından biri de yer sorunudur. İhracatla üretimini arttıran sanayici, yüzde 80’lere dayanan kapasite oranıyla birlikte yeni fabrika yatırımına yönelmek istiyor ancak yer sorunu kâbusa dönüşmüş durumda. Özellikle Marmara bölgesinde sanayi arazileri, konut fiyatlarıyla yarışıyor. Sanayicilerimiz, işletme sermayesinin önemli bölümünü arsaya, toprağa yatırmak zorunda kalıyor. Türkiye’nin hızlı kalkınmasının önündeki en büyük engellerden biri de, sanayi arsası arzındaki yetersizliktir. Arz-talep dengesi olmayınca birileri durumu fırsat görüp, sanayi arsalarını spekülasyon/yatırım aracı gibi kullanarak işi ranta çeviriyor. Türkiye’de, sanayi için ayrılan alan, toplam alanın sadece binde 3´ü seviyelerinde kalırken, bu oran Fransa´da yüzde 2,5, Almanya’da ise yüzde 4,5’a kadar çıkıyor. Durum böyle olunca sanayici büyümek için fabrika yapacak yer bulamıyor. Türkiye’nin acilen Marmara Bölgesi başta olmak üzere ihtiyaç olan bölgelerde yeni planlı sanayi alanları üreterek, hızla Almanya ve Fransa gibi gelişmiş ülkelerin seviyelerini yakalaması lazım. Mevcut sanayi alanlarımızı en az 10 kat artırmalıyız.
PAGEV’DEN ÇÖZÜM MODELİ
Sanayiye tahsis edilecek arsa konusunda devletin ilgili bakanlıklarından konuya ilişkin ivedilikle adım atılmasını bekliyoruz. Çözüm odaklı yaklaşımlarıyla öne çıkan PAGEV olarak yer sorununa da model teşkil edecek somut adımlar attık. 1989 yılında kurulmasına öncülük ettiğimiz S.S.Plastik Sanayicileri Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi, 1990 Yılında Plastik Sektöründe faaliyet gösteren 115 sanayicimizin bir araya gelerek oluşturduğu bir yapı ile bugünkü GEPOSB’un temellerini attı. PAGEV’in bahsettiğimiz bu başarılı modelinin dışında TOKİ, Milli Emlak ya da 49 yıllığına kiralama gibi modellerin de geliştirilmesine ilişkin konular zaman zaman gündeme geliyor. Çözüm olarak tarım alanları korunmalı ama sanayi alanı üretmekte artık hızlı davranmalıyız. Mevzuatı kolaylaştırmalı ve sanayicinin yatırım taleplerini ivedilikle karşılamalıyız. Sanayicilerimizin, yeni yatırımlar için arsa talebi var. Yatırım yapan, üreten, istihdam yaratan ihracat yapan sanayicilerimizin bu beklentisinin çözüm odaklı yaklaşımla değerlendirilmesini bekliyoruz.
"AVRUPA’DAKİ YEŞİL EKONOMİYE ENTEGRE OLMALIYIZ"
Avrupa Yeşil Mutabakata uyum ve sürdürülebilirlik sürecinde plastik sektörünün Türkiye’deki ve planlanan çalışmalardan bahseder misiniz?
Dünyada geri dönüşüm artık zorunluluk haline geldi. Geri dönüştürülmüş hammaddeden üretilen ürünler, karbon vergisi ve çeşitli enstrümanlarla diğer ürünlere göre oyuna 1-0 galip başlıyor. Yeşil Mutabakat kapsamında taahhütlerde bulunan global markalar, bu kapsamda ürünlerini kademeli olarak geri dönüştürülmüş hammadde kullanarak üretme yarışına girmiş durumda. Geri dönüştürülmüş hammadde fiyatları, bu nedenle orijinal hammadde ile yarışır hale geldi. Küresel olarak hızlı gelişim kaydeden geri dönüşüm sektörünün, Türkiye’de de büyüdüğünü görüyoruz. Kaynağında ayrıştırma ve Depozito İade Sistemi gibi uygulamaların devreye girmesiyle ülkemizde toplanan atık miktarının kademeli olarak artması bekleniyor. Altyapının kurulması için ihtiyaç duyulan regülasyonlar gerçekleştirilmesi, ilgili bakanlıkların mevzuatsal konularda etkin adımlar atması ve yerel yönetimlerin görevlerini yerine getirmek adına daha iştahlı davranması gerekiyor. Bununla birlikte özel sektörün yeni yatırımlarla geri dönüşüm sektörünü, endüstri olarak modern çizgide büyütmesi bekleniyor.
Plastik sektörü, Avrupa Birliği (AB) Yeşil Mutabakatı kapsamında hedeflenen karbon nötr ve döngüsel ekonomi modeline ulaşılabilmesi için dönüşümün sağlanması gereken öncelikli sektörler arasında yer alıyor. Avrupa’nın ikinci, dünyanın altıncı en büyük proses kapasitelerinden birine sahip, AB ile yoğun ticari ilişkiler içerisinde olan Türkiye plastik sektörünün, AB Yeşil Mutabakatında belirtilen yeni ticari düzenlemeler devreye girmeden hazırlıklı olması önem taşıyor.