Çatalhöyük, bu kez geçmişin tarımsal mirasını günümüze taşıyan özel bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Küratör Tuğçe Aslan imzasını taşıyan “Çatalhöyük’te Tarım Teraryum Sergisi”, binlerce yıl önce bu topraklarda yetiştirilen ürünleri estetik bir anlatımla ziyaretçilerle buluşturuyor.
BİNLERCE YILLIK ÜRÜNLER CAM FANUSLARDA
Sergide; menengiç, badem, bezelye, mercimek, nohut, kuşburnu ve sumak gibi ürünlerin yanı sıra emmer ve siyez buğdayı ile arpa gibi erken dönem tarım ürünleri de yer alıyor. Ayrıca incir, kapari, kiraz eriği, Anadolu alıcı ve dağ armudu gibi Anadolu’nun kadim bitkileri, özel tasarlanan teraryumlar içinde yeniden hayat buluyor.
HER TERARYUM BİR ZAMAN KAPSÜLÜ
Cam fanuslar içerisinde hazırlanan düzenlemeler, yalnızca estetik bir sunum değil; aynı zamanda geçmişe açılan bir pencere niteliği taşıyor. Her bir teraryum, Çatalhöyük insanının beslenme alışkanlıklarını, doğayla kurduğu bağı ve tarıma geçiş sürecini anlatan küçük birer zaman kapsülü olarak dikkat çekiyor.
“GEÇMİŞLE BUGÜN ARASINDA BAĞ KURMAK İSTEDİK”
Serginin küratörü Tuğçe Aslan, Haber Dairesi muhabirine yaptığı açıklamada, çalışmanın amacını şu sözlerle anlattı:
“Çatalhöyük yalnızca bir arkeolojik alan değil; insanlığın üretimle kurduğu ilişkinin en erken örneklerinden biridir. Bu sergide yer verdiğimiz her tohum, binlerce yıllık bir yaşam biçiminin izini taşıyor. Teraryumlarla bu izleri görünür kılarak geçmişle bugün arasında güçlü bir bağ kurmak istedik.”
KÜLTÜREL MİRAS VE FARKINDALIK BİR ARADA
Tuğçe Aslan’ın küratöryel yaklaşımı, arkeolojik veriyi çağdaş sergileme teknikleriyle birleştirerek ziyaretçilere hem bilimsel hem de duygusal bir deneyim sunuyor. Sergi, kadim tohumların korunmasının önemine dikkat çekerken, Çatalhöyük’ün binlerce yıllık üretim kültürünü yeniden düşünmeye davet ediyor.