Süper Lig’in ikinci yarısına sahanda başlıyorsun, rakip kayyum atanmış, moralsiz, zor günler geçiren Eyüpspor…
Ve sen bu maçı kazanamıyorsun.
Üstelik “şanssızlık” masalına da sığınamayız. İki gol iptal edilmiş olabilir, son dakikada beraberlik gelmiş olabilir ama mesele skor değil, mesele gidişat.
Eyüpspor’u evinde yenemiyorsan, soruyu sormak zorundayız:
Kimi yeneceksin?
Devre arasında 4 transfer yapıldı. “Hocaya oyuncu alınmadı” savunması artık geçerli değil. Peki sahada ne değişti?
Cevap net: Hiçbir şey.
Evet, Konyaspor zaman zaman pozisyon buluyor. Ama bu ligde pozisyon bulan değil, gol atan kazanıyor. Üretip skora çeviremiyorsan, bunun adı tekrar eden bir problem olur.
Bir de tribün gerçeği var.
O soğukta, o havada stada gelen, takımını yalnız bırakmayan taraftara bu futbolu izletmek hoş değil. Biz haftalardır “taraftar küsmesin, destek olsun” diye yazıp çiziyoruz. Ama kimse kusura bakmasın, bu oyunu izlemek için kimse o soğuğa katlanmak zorunda değil.
Çağdaş Atan göreve geldiğinde bu camiaya Avrupa hayali kurdurdu. Bugün geldiğimiz noktada, Konyaspor ile ligde henüz bir galibiyeti yok.
Artık “zamana ihtiyacımız var” cümlesi de anlamını yitiriyor. Çünkü lig beklemez. Süper Lig’deysen, bir şeyleri hemen değiştirmek zorundasın. Aksi halde bu yolun sonu belli.
Bu süreç fazlasıyla can sıkıcı olmaya başladı. Konyaspor’un kendine gelmesi, silkelenmesi şart. Ne yapılması gerekiyorsa yapılmalı.
Çünkü bu şekilde devam edersek, konuşacağımız tek konu ligde kalma savaşı olur.
Ve bu camia, bunu hak etmiyor.