Aile Mahkemesi’ne başvuran yaşlı adam, eşinin kendisini hor gördüğünü, aşağıladığını, hakaret ettiğini, evden kovduğunu, emekli maaş kartını vermeyerek ekonomik özgürlüğünü kısıtladığını öne sürdü.
CAMİDE KALDIĞINI BELİRTEREK DAVA AÇTI
Evden kovulduktan sonra uzun bir süre sokaklarda kaldığını, soğuktan korunmak için camiye sığındığını, geceleri camide kaldığını belirterek boşanma davası açtı. Tedbir ve yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulundu.
HASTALIĞINI BİR KUSUR OLARAK GÖRDÜĞÜNÜ İDDİA ETTİ
Mahkemede ifade veren davalı kadın ise iddiaların asılsız olduğunu, davacının birlik görevlerini yerine getirmediğini, sağlık sorunları nedeni ile kocasına bakamayacağını, evden ayrılarak kızının yanına gitmesini istediğini dile getirdi. Şeker hastalığından dolayı gözleri görmemeye başlayınca eşinin destek olmadığını, hastane ve tedavi süreçlerinde erkek kardeşinin baktığını, kızı ve damadının destek olduğunu, davacının müvekkilinin hastalığını bir kusur olarak gördüğünü iddia etti. Kendisini aşağılayıp küçümsediğini, davacının dönem dönem camide işlettiği çay ocağında kalmasının hastalığından kaçmak istemesinden kaynaklandığını kaydetti. Davacının maddî ve manevî tazminatların reddine karar verilmesini talep etti.
AİLE MAHKEMESİ DAVANIN REDDİNE HÜKMETTİ
Aile Mahkemesi; ayrı yaşamanın boşanma davasında davalıya kusur olarak yüklenemeyeceğine dikkat çekti. Davalı tanıklarının beyanları incelendiğinde davacının davalıya bakmadığı, sağlık sorunları ile ilgilenmediğinin belirtildiği, bu durumunda kusurlu olan tarafın davacı olduğu, davalının kusurlarını da ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine hükmetti.
SON NOKTAYI YARGITAY KOYDU
Davalı lehine hükmedilen tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde kaldırılmasına karar verildi. İtirazı Bölge Adliye Mahkemesi’nden dönen koca kararı temyiz etti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, hasta eşe bakmamayı boşanma sebebi sayıp Aile Mahkemesi hükmünü onayladı.