İzmir'de yaşayan 45 yaşındaki Fidan Kılınç, halk dilinde tavukkarası olarak bilinen Stargardt hastalığı nedeniyle 17 yaşından itibaren görme kaybı yaşamaya başladı. 2009 yılında kendisi gibi görme engelli olan Erdal Kılınç ile evlenen Kılınç, 33 yaşındayken kızı Deniz Kılınç'ı, dünyaya getirdi. Kılınç, doğum sırasında görme yetisini tamamen kaybetti.
33 yaşında dünyası karardı, elleriyle hayatını renklendirdi
İzmir’de yaşayan Fidan Kılınç (45), halk arasında “tavukkarası” olarak bilinen Stargardt hastalığı nedeniyle 33 yaşında görme yetisini kaybetti. Yaşadığı zorluğa rağmen hayallerinden vazgeçmeyen Kılıç, rengarenk çantalar örerek yeniden hayata tutundu.
Eşi ve kızının desteğiyle eline tığ alan Kılınç, zamanla birbirinden farklı model ve renklerde çantalar örmeye başladı. Hobi olarak başladığı örgü, kısa sürede Kılınç’ın hayatının önemli bir parçasına dönüştü. Çevresinden büyük beğeni alan çantalar için siparişler gelmeye başlayınca Kılınç, üretim yaparak hem aile bütçesine katkı sağlamaya hem de kendi mücadelesiyle diğer görme engelli bireylere örnek olmaya başladı.
GÖRMEDEN RENKLERİ SEÇİYOR, MODELLERİ KENDİ HAYAL EDİYOR
Örgüye ve özellikle dantel işlemeye görme yetisini kaybetmeden önce de ilgi duyduğunu belirten Kılınç, görme kaybının ardından yeniden üretmeye başlamanın kolay olmadığını söyledi. “Örgü yaparken, renk seçerken, model bulurken görmem gerektiği için bir süre her şeyden uzak kaldım” diyen Kılınç, eşi ve kızının desteğiyle yeniden denemeye karar verdiğini belirtti. Kılınç, “'Yapabilir miyim?' diye denedim ve oldu. Biraz da çaba ve istemekle alakalı olduğunu fark ettim. Ördüğüm çantalar çevremde çok beğenildi ve talep almaya başladı” dedi.
Sosyal medyada “Ören Gören Eller” adıyla hesap açan Kılınç, burada yaptığı çantaları tanıtmaya başladı. Çantaların çekimlerini ve sipariş işlemlerini kızı Deniz’in desteğiyle yürütüyor.
Renkleri ayırt etmek için telefonundaki özel uygulamalardan da yararlanan Kılınç, bazı çantaların tasarımını tamamen kendi hayal gücüyle oluşturuyor. Zaman zaman renk tonlarında hata yaptığını veya bir ilmeği kaçırdığında ördüğü çantayı söküp yeniden başladığını anlatan Kılınç, tüm detayları büyük ölçüde aklında tutarak üretim yaptığını ifade etti.
“HAYAT YAŞAMAYA DEĞER”
Örgünün kendisi için yalnızca bir uğraş olmadığını vurgulayan Kılınç, “Sayfa açmaktaki amacım başlangıçta benim durumumdaki kişilere örnek olmak, mücadelemi anlatmaktı. Belki bir insan için tüm bu örgüleri yapmak çok bir şey değil ama benim için önemli bir başarıydı” diye konuştu. Kılınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu sayede hem eşime destek olabiliyorum hem de kendimi daha güçlü hissediyorum. Hayat yaşamaya değer. Mücadeleyi bırakmamak gerekiyor. Hayata tekrar gelme şansımız yok.”
“ANNEMLE GURUR DUYUYORUM”
13 yaşındaki kızı Deniz Kılınç da annesinin en büyük destekçilerinden biri. Sosyal medya için çekim yapan, ip alışverişlerinde renkleri seçmesine yardımcı olan Deniz, annesinin azmiyle gurur duyduğunu söyledi. Deniz, “Yaptığı çantalar çok beğenildi. Özellikle böyle bir yeteneğinin olması ve hayata tutunması benim için de örnek oldu” dedi.
EŞİ DE EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ
Yüzde 90 görme engelli olan Erdal Kılınç ise eşinin üretmeye devam etmesinden büyük mutluluk duyduğunu belirtti. Eşinin ördüğü çantaların astarlanması için terziye götürülmesi ve satışlarda tedarikçiye ulaştırılması gibi işlerde ona destek olan Erdal Kılınç, “Hayat bahane sevmeyecek kadar kısa. Biz o kısacık zaman dilimini anlamlı kılmaya çalışıyoruz” dedi. Eşinin çanta örerek hem kendisini hem çevresini mutlu ettiğini belirten Kılınç, bu üretimin aile ekonomisine de katkı sağladığını söyledi.