Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından 22 Haziran 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi", kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak anılmaktadır. 4. Yargı Reformu Strateji Belgesi çerçevesinde hazırlanan bu teklif, 2/3737 esas numarası ile Adalet Komisyonuna havale edilmiştir.
Değişiklik teklifinin asıl amacı Anayasa Mahkemesi tarafından verilen çeşitli iptal kararlarının oluşturduğu hukuki boşlukları doldurmaktır. Diğer yandan, makul sürede yargılanma hakkının daha etkin biçimde temin edilmesi, usul ekonomisinin sağlanması ve yargıya güvenin artırılması da amaçlanmıştır. Toplamda 29 maddeden oluşan bu paketin getirdiği önemli yenilikleri bu yazımızda inceliyor olacağız.
Ortaklığın Giderilmesinde İlk Açık Artırma
12. yargı paketi maddeleri arasında mirasçıları yakından ilgilendiren önemli değişiklik, ortaklığın satış suretiyle giderilmesi davalarında karşımıza çıkıyor. Mevcut uygulamada, miras yoluyla intikal eden taşınmazların satışında ilk açık artırma herkese açık yapılıyor. Ancak teklifin 2. maddesiyle İİK m. 114'te yapılan değişikliğe göre, tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda:
- İlk açık artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacak.
- Bu ilk artırmada teklif verme bedeli, malın muhammen kıymetinin tamamı yani %100’ü üzerinden başlayacak.
- İlk artırmada alıcı çıkmazsa ikinci açık artırma genel hükümlere göre herkese açık yapılacak.
Bu düzenleme ile miras kalan taşınmazların öncelikle aile içinde kalmasını sağlamayı amaçlanmaktadır.
İhale Bedelini Yatırmayanlara İdari Para Cezası
Mevcut uygulamada açık artırmalarda en yüksek teklifi veren kişinin ihale bedelini yatırmayarak ihaleyi sabote ettiğine şahit oluyoruz. Yeni düzenlemeye göre, en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmayan ihale alıcısına, teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası verilecek ve bu ceza 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilecektir. Ayrıca alınan teminat iade edilmeyerek satış masraflarından mahsup edilecektir.
Bir diğer önemli değişiklik ise pay sahiplerinin de artık teminat yatırarak açık artırmaya katılmasının zorunlu hale getirilmesidir.
İdareye Başvuru Zorunluluğu Getiren Yeni Düzenleme
Mevcut uygulamada, mahkemelerce idare aleyhine hükmedilen para alacakları, vekalet ücreti ve yargılama giderleri için alacaklı taraf doğrudan icra takibi başlatabiliyordu. Bu durum idareye mali külfet yüklemekle beraber icra dairelerinin iş yükünü artırıyordu. Teklifin 1. maddesiyle İcra ve İflas Kanununa eklenen 34/a maddesi ile artık idare aleyhine icra takibi yapılmadan önce idareye yazılı başvuru zorunluluğu geliyor. Yeni düzenlemeye göre; alacaklı önce hesap numarasını da bildirerek idareye yazılı başvuru yapacak, bir aylık ödeme süresi içerisinde ödeme yapılmadığı durumlarda ancak icra takibine başvurulabilecektir.
Faiz Başlangıç Tarihi Değişikliği
Mevcut uygulamada, destekten yoksun kalma ve çalışma gücünün azalmasından doğan tazminatlarda, gelecekte elde edileceği varsayılan kazanç da dahil olmak üzere toplam tazminata haksız fiil tarihinden itibaren faiz işletiliyor. Bu durum, henüz elde edilmemiş ve varsayıma dayalı kazançlara dahi geçmişe dönük faiz hesaplanması anlamına geliyor.
Teklifin 19. maddesiyle TBK m. 55'e eklenen fıkralarla artık ikili bir ayrım yapılıyor:
- Kazancın bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminata, haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren faiz işletilecek.
- Kazancın bilinemediği (geleceğe yönelik) döneme ilişkin hesaplanan tazminata ise karar tarihinden itibaren faiz işletilecek.
Teklif ayrıca, karar verilmeden önce yapılan ödemelerin tazminattan nasıl mahsup edileceği konusundaki uygulama farklılıklarını gidermektedir. Buna göre, tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödemeler, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilecektir. Bu düzenleme ile uygulama birliği sağlanması hedeflenmektedir.
Faiz Oranı Düzenlemesi
Anayasa Mahkemesinin 22/7/2025 tarihli kararıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun ilgili hükmü, sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkileri yönünden iptal edilmişti. Mahkeme, paranın değerindeki aşınmayı telafi eden bir mekanizmanın bulunmamasını mülkiyet hakkına aykırı bulmuştu.
Teklifin 11. maddesiyle yapılan düzenlemeye göre, faiz miktarı sözleşme ile belirlenmemişse bu ödeme:
- Yıllık olarak, TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseni üzerinden yapılacaktır.
- Söz konusu reeskont oranı 30 Haziran günü, önceki 31 Aralık oranından beş puan veya daha fazla farklı ise yılın ikinci yarısında yeni oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır.
Bu uygulama ile uzun süren yargılamalar sonucunda alacaklı tarafın alacağının enflasyon karşısında aşınmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Belirsiz Alacak Davası Uygulaması Sona Eriyor
Mevcut HMK m. 107'de düzenlenen belirsiz alacak davası, yürürlüğe girdiği günden bu yana hangi alacaklar için açılabileceği konusunda sürekli tartışmalara neden oluyor. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvurularda, belirsiz alacak davası olmadığı halde bu şekilde açılan davaların reddedilmesini hak arama hürriyetine aykırı bulmuştu.
Teklifin 20. maddesiyle HMK m. 107 yani belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılıyor. Ancak bu, alacaklıların haklarının kaybedilmesi anlamına gelmiyor.
Belirsiz Alacak Davası Yerine Kısmi Dava Açılacak
Belirsiz alacak davasının sağladığı hukuki yararlar, kısmi dava kurumuna entegre ediliyor. Teklifin 21. maddesiyle HMK m. 109'a eklenen fıkraya göre:
- Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, ıslah hakkı kullanılmaksızın ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilecek.
- Zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacak.
Artık bir alacaklı, kısmi dava açtığında alacağının tamamı için zamanaşımının kesileceğini bilerek hareket edebilecek. Bu düzenleme, hem AİHM'in Yargı/Türkiye kararına hem de Anayasa Mahkemesinin Çetin Akboğa kararına uygun olarak hak arama hürriyetini güçlendirmektedir. Değişiklik tarihinden önce açılan belirsiz alacak davalarında HMK m.107 hükümleri uygulanacak ancak değişiklik sonrasında usul HMK m.109 uyarınca uygulanacaktır.
Duruşmalar Arasındaki Süre Sınırı
Yargılamaların hızlandırılması amacıyla, teklifin 22. maddesiyle HMK m. 147'ye eklenen fıkra önemli bir yenilik getiriyor. Yazılı yargılama usulüne tabi davalarda duruşmalar arasındaki süre kural olarak üç aydan daha uzun olamayacak. Yalnızca bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hallerde hakim, gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilecektir. Yargının mevcut en büyük sorunu olan uzun yargılama sürelerinin çözümü için daha köklü değişiklikler beklerdik. Bu haliyle yetersiz bir hamle olduğu kanaatindeyiz.
Ses ve Görüntü Yoluyla Duruşma Katılımı
Teklifin 23. maddesiyle, ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılım imkanı genişletiliyor. Böylece ön inceleme duruşmaları da artık bu yöntemle yapılabilecektir.
İstinaf ve Temyiz Sisteminde Yenilikler
Anayasa Mahkemesinin 26/2/2026 tarihli kararı doğrultusunda, teklifin 26. maddesiyle HMK m. 362'ye eklenen fıkra ile bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu kısmen veya tamamen kabul ederek yeniden esas hakkında verdiği kararlar, parasal sınırın üzerinde olması halinde temyiz edilebilecektir. Bu düzenleme, hükmün denetlenmesini talep etme hakkını güçlendirmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanununda 12 Yargı Paketi Düzenlemeleri
12. yargı paketi, ceza hukuku alanında da önemli değişiklikler içermektedir. Bu değişikliklerin büyük bölümü, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarından kaynaklanan hukuki boşlukları doldurmaya yöneliktir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) Sınırlaması
Anayasa Mahkemesi, 10/7/2025 tarihli kararıyla HAGB kurumunun işkence, eziyet ve kötü muamele suçları bakımından uygulanmamasına ilişkin yasal düzenleme bulunmamasını Anayasaya aykırı bulmuştu. Teklifin 16. maddesiyle yapılan düzenlemeye göre artık HAGB hükümleri; İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar bakımından uygulanmayacaktır. Bu, kamu görevlilerinin işlediği ağır insan hakları ihlalleri açısından ciddi bir caydırıcılık oluşturacaktır.
Genetik İnceleme Verilerinin Korunması
Teklifin 14. maddesiyle CMK m. 80'de yapılan değişiklikle, moleküler genetik inceleme sonuçlarının nasıl ve ne kadar süreyle saklanacağı netleştiriliyor. Bu sonuçlar kimlik bilgilerinden arındırılmış şekilde özel bir sisteme kaydedilecek ve beraat, kovuşturmaya yer olmadığı gibi kararlarda derhal, mahkumiyet gibi diğer hallerde ise kesinleşmeden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet Savcısının huzurunda yok edilecektir.
Bilgisayar Verilerine El Koyma
Benzer şekilde, teklifin 15. maddesiyle CMK m. 134 yeniden düzenlenerek, bilgisayarlardan elde edilen verilerin adli emanette saklanacağı ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı veya mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren on beş yıl sonra yok edileceği hükme bağlanmaktadır. İlgililer bu süre içinde haklı bir neden varsa verilerin silinmesini talep edebilecektir.
Kaçak Sanık ve Yargıtay Başsavcısının İtirazı
Teklifin 17. maddesiyle kaçak sanık hakkında güvenlik tedbirine karar verilmesi halinde, sanığa savunma hakkını kullanmak isteyerek yargılamanın yenilenmesini talep etme hakkı tanınıyor. Ayrıca 18. maddeyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz süresi bir aydan üç aya çıkarılarak itiraz mekanizması daha işlevsel hale getiriliyor.
İdari Yargıda Değişiklikler
İdari yargı alanında 12. yargı paketi maddeleri önemli yenilikler getirmektedir. Tek hakimle görülen davaların kapsamı genişletilmekte, istinaf sistemi yeniden düzenlenmektedir.
Teklifin 5. maddesiyle 2576 sayılı Kanunun 7. maddesinde değişiklik yapılarak idare mahkemelerinde tek hakimle çözümlenecek davalar genişletiliyor. Parasal sınır da dört yüz seksen altı bin Türk Lirası olarak güncelleniyor. Disiplin cezaları, yolluk, lojman, izin işlemleri gibi içtihadın yerleştiği uyuşmazlıklar artık tek hakimle görülecektir.
Teklifin 6. ve 7. maddeleriyle ise bölge idare mahkemelerinin kaldırma kararları ve temyiz yolu yeniden düzenleniyor. Anayasa Mahkemesinin 27/3/2025 tarihli kararı doğrultusunda, bölge idare mahkemelerinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden verdiği kararlar kural olarak temyize açık tutulurken, tek hakimle görülen davalar gibi bazı uyuşmazlıklar istinaf aşamasında kesinleşecektir.
Noterlik, Danıştay ve Diğer Kanunlardaki Değişiklikler
12. Yargı paketi kapsamında noterlik işlemleri dijitalleşiyor. Teklifin 3. maddesiyle Noterlik Kanunu m. 55 değiştirilerek, noterlik evraklarının mahkeme ve savcılıklara elektronik ortamda, güvenli elektronik imza ile gönderilebilmesi sağlanıyor. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek ve harç, vergi gibi ücretler alınmayacaktır.
Teklifin 4. maddesiyle Danıştay'ın daire sayısının on daireye indirilmesi için tanınan süre dört yıl uzatılmaktadır. Hakimler ve Savcılar Kanunu'nda yapılan 9. ve 10. madde değişiklikleriyle ise hakim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav esasları belirlenmektedir. Hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurmak disiplin cezasına bağlanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nda yapılan 12. ve 13. madde değişiklikleriyle, kısıtlılara ait taşınır ve taşınmaz malların satışının UYAP'a entegre elektronik satış portalı üzerinden yapılması sağlanarak vesayet altındaki kişilerin menfaatleri korunmaktadır.
12. Yargı Paketi Maddeleri Ne Zaman Yürürlüğe Girecek
Teklifin 28. maddesine göre yürürlük tarihleri farklılık göstermektedir:
- 4. madde (Danıştay): 23/7/2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,
- 12, 13 ve 23. maddeler (TMK ve ses-görüntü duruşma): Yayımdan itibaren üç ay sonra,
- Diğer maddeler: Yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.
Ayrıca Geçici Madde 1 ile çeşitli geçiş hükümleri düzenlenmiş; örneğin değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilanı yapılmış açık artırmalar için eski hükümlerin uygulanmaya devam edeceği belirtilmiştir. Belirsiz alacak davasıyla ilgili olarak, kaldırılma tarihinden önce açılan davalarda HMK m. 107 hükümleri uygulanmaya devam edecektir.
Pakette Yer Almayan Değişiklikler
Öte yandan 12. Yargı paketinde olmasını beklediğimiz, aylardır basın mensupları ve Adalet Bakanı tarafından bahsedilen bazı değişikliklerin pakette olmadığını görüyoruz. Süresiz nafakanın kaldırılacağı ve çekişmeli boşanma davalarında öncelikle boşanma taleplerinin incelenip boşanmanın ferileri olan konuların boşanma kararından sonra inceleneceği şeklinde değişiklikler 12. yargı paketinde yer almamaktadır.
Bununla beraber toplumun önemli kısmında büyük bir beklentinin söz konusu olduğu nitelikli dolandırıcılık suçlarında banka hesabını veya kartını kullandıran sanıkların lehine olabilecek uzlaştırma gibi değişikliklerin sıklıkla konuşulmasına rağmen yer verilmediğine şahit olduk.
Yine sıkça bahsedilen ve hatta neredeyse her yargı paketinde konuşulan genel af ve infaz düzenlemelerine ilişkin değişiklikler söz konusu değildir.
Ayrıca 12. yargı paketinden en büyük beklentim yargılama sürelerinin ve özellikle de istinaf aşamasında geçen sürelerin kısaltılmasına yönelik köklü adımlardı. Her ne kadar yazılı yargılama usulüne tabi davalarda duruşma aralığının 3 ayla sınırlandırılması güzel bir gelişme olsa da, yeterli bir çözüm olduğunu düşünmemekle beraber daha köklü ve büyük değişikliklere ihtiyacımız olduğu kanaatindeyim. 4.Yargı Reformu Stratejisinde vurgulanan bu sorunun önümüzdeki süreçte kalıcı bir çözüme ulaşmasını temenni ediyorum.