Bazı insanlar vardır; görev yaptıkları makamdan ayrıldıklarında geride yalnızca bir isim bırakırlar. Bazıları ise görev yaptıkları şehirlere, ilçelere ve insanlara dokunur, kalıcı eserler bırakır. Aradan yıllar geçse de isimleri yapılan hizmetlerle birlikte anılır.
İşte Konya’nın Karapınar ilçesinden yetişen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’u değerlendirirken, meseleye biraz da bu pencereden bakmak gerekiyor.
Türkiye, son yıllarda depremden yangına, selden diğer doğal afetlere kadar çok ağır sınavlardan geçti. Böylesine zor dönemlerde devletin ilgili kurumlarının sahada olması elbette bir görevdir. Ancak görev ile görev anlayışı arasında önemli bir fark vardır.
Murat Kurum’u farklı kılan noktalardan biri de tam burada ortaya çıkıyor.
Afet bölgelerinde ayağında çizmesiyle günlerce sahada kalan, vatandaşın evine, sokağına, mahallesine kadar giderek sorunları yerinde görmeye çalışan bir bakan profili ortaya koydu. Masanın başında raporları incelemek yerine, zaman zaman sahada vatandaşla omuz omuza yürümeyi tercih etti.
Elbette bir bakanın görevi hizmet etmektir. Fakat vatandaşın gönlünde yer etmek yalnızca makamın gereğini yerine getirmekle mümkün olmuyor. İnsanlarla temas kurmak, onların sıkıntısını dinlemek ve çözüm için mücadele etmek de gerekiyor.
Karapınar için ayrı bir hikâye
Murat Kurum’un Karapınar açısından hikâyesi ise biraz daha farklı.
Çünkü burada söz konusu olan yalnızca bir bakanın yaptığı hizmetler değil, aynı zamanda bir hemşerinin doğup büyüdüğü topraklara duyduğu vefa duygusudur.
Karapınar yıllarca Ankara’nın kapılarını aşındıran, milletvekillerinden ve bürokratlardan ilçesine yatırım ve hizmet getirilmesini bekleyen ilçelerden biri oldu. “Acaba bu proje gerçekleşecek mi?”, “Acaba yatırım ilçemize gelecek mi?” soruları uzun yıllar konuşuldu.
Son yıllarda ise bu beklentinin yerini somut projeler almaya başladı.
Sosyal konutlardan okullara, yollardan araç desteklerine, katı atık tesislerinden çevre yatırımlarına kadar birçok alanda Karapınar’ın ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar hayata geçirildi.
Bunların her biri tek başına değerlendirildiğinde birer yatırım gibi görülebilir. Ancak bir ilçenin yıllardır birikmiş ihtiyaçlarıyla birlikte düşünüldüğünde, ortaya çok daha büyük bir tablo çıkıyor.
Sultan Selim Projesi Karapınar için yeni bir sayfa
Bana göre bunların içinde ayrı bir yere sahip olan projelerden biri de Sultan Selim Tarihi Dönüşüm Projesi.
249 iş yeri, 51 konut, Kur’an kursu ve geniş kapasiteli kapalı otoparkı kapsayan proje, yalnızca fiziki bir dönüşüm olarak görülmemeli.
Çünkü şehirlerin merkezleri sadece binalardan oluşmaz. Şehir merkezleri aynı zamanda ticaretin, sosyal hayatın, kültürün ve insanların buluşma noktalarıdır.
Sultan Selim çevresinde gerçekleştirilecek dönüşümün Karapınar şehir merkezine yeni bir hareketlilik kazandırması, bölgeyi daha cazip hale getirmesi ve ticari hayatı canlandırması bekleniyor.
Burada Karapınar Belediye Başkanı İbrahim Önal’ın da hakkını teslim etmek gerekiyor. Göreve gelir gelmez projenin yakın takipçisi olması, Ankara ile Karapınar arasındaki koordinasyonun sağlanması ve sürecin hızlandırılması açısından önemli.
Bir hizmet ortaya çıktığında yalnızca sonuca bakmak kolaydır. O sonucun arkasındaki emeği, takibi ve mücadeleyi de görmek gerekir.
Acıgöl artık başka bir gözle bakılıyor
Karapınar denildiğinde akla gelen önemli değerlerden biri de Acıgöl.
Yıllarca ilçenin önemli doğal güzelliklerinden biri olmasına rağmen turizm ve çevre düzenlemesi açısından yeterince değerlendirilemeyen Acıgöl’de yapılan çalışmalar, bölgenin geleceği açısından umut verici.
Bugün Acıgöl’e bakarken yalnızca bir gölü değil, doğru yatırım ve doğru planlamayla turizme kazandırılabilecek önemli bir değeri görüyoruz.
Bir ilçenin kalkınması sadece fabrika yapmakla, bina dikmekle olmaz. Doğal güzelliklerini korumak, turizm potansiyelini ortaya çıkarmak, tarihi dokusunu yaşatmak ve insanın yaşam kalitesini yükseltmek de kalkınmanın parçasıdır.
Karapınar’ın artık başka bir özgüveni var
Belki de bütün bu hizmetlerin en önemli sonucu, Karapınar’da oluşan özgüvendir.
Bugün belediye yönetiminin Ankara’ya giderken elinde proje dosyalarıyla gitmesi ve ilçeye yeni yatırımlar kazandırma arayışında olması önemli bir değişimdir.
Belediye Başkanı İbrahim Önal’ın her Ankara ziyaretinden eli dolu dönmesi, ilçenin ihtiyaçlarını sürekli gündemde tutması ve projelerin takipçisi olması da bu sürecin önemli bir parçasıdır.
Elbette Karapınar’ın hâlâ çözülmesi gereken sorunları var.
Hizmet yapılıyor diye her şeyin bittiğini söylemek doğru olmaz. Tam tersine, yapılan her yatırım yeni hedefler için bir başlangıç olmalı.
Karapınar’ın daha modern, daha yaşanabilir, ekonomik olarak daha güçlü ve turizm açısından daha bilinir bir ilçe olması için yeni projelere ihtiyaç var.
Farklı düşünmek başka, hizmeti inkâr etmek başka
Demokrasinin olduğu yerde farklı düşünceler elbette olacaktır.
Her yapılan hizmeti herkesin aynı şekilde değerlendirmesini beklemek mümkün değil. Eleştiri de demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından biridir.
Ancak siyasi görüşlerimiz farklı diye yapılan hizmetleri yok saymak da doğru değildir.
Karapınar’a kazandırılan bir okul, bir yol, bir tesis, bir sosyal konut veya çevre yatırımı kimin siyasi görüşüne yakın olduğuna bakılmaksızın Karapınar halkının ortak değeridir.
Bu nedenle ilçemizin geleceği söz konusu olduğunda kişisel hesapların, kırgınlıkların ve siyasi çekişmelerin bir kenara bırakılması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü mesele şahıslar değil, Karapınar’dır.
Hemşerimizle gurur duyuyoruz
Bugün Karapınarlı bir hemşeri olarak Murat Kurum’un Türkiye’nin önemli görevlerinden birini yürütmesini elbette gurur verici buluyorum.
Sadece Karapınar’ın değil, Konya’nın ve Türkiye’nin bakanı olması gereken bir makamda bulunuyor. Fakat insanın doğduğu toprakların adını başarıyla taşıması, hemşerileri açısından ayrıca bir gurur kaynağı.
Kurum’un bugüne kadar Karapınar’a yönelik desteklerini ve projelerini düşündüğümüzde, ilçenin yıllar içerisinde önemli bir değişim yaşadığını görmek mümkün.
Belediye Başkanı İbrahim Önal’ın da bu destekleri projeye ve yatırıma dönüştürmek için Ankara-Karapınar hattında yaptığı çalışmaların hakkını vermek gerekiyor.
Sonuçta şehirleri yöneticiler tek başına değiştirmez.
Merkezi yönetim, yerel yönetim, bürokrasi, sivil toplum ve vatandaş el ele verdiğinde şehirler değişir.
Karapınar’ın bugün ihtiyacı olan da tam olarak budur.
Kısır tartışmaların değil, ortak aklın hâkim olduğu; kişisel hesapların değil, ilçenin geleceğinin konuşulduğu bir Karapınar…
Bizim beklentimiz budur.
Dün Ankara’nın kapılarında hizmet bekleyen Karapınar’ın bugün önünde yeni fırsatlar var. Şimdi yapılması gereken, bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek.
Murat Kurum gibi bir hemşerimizin Türkiye’nin önemli bir makamında bulunmasını da bu açıdan bir fırsat olarak görmek gerekir.
Biz hemşerileri olarak kendisinden razıyız.
Yaptığı hizmetleri görüyor, takip ediyor ve takdir ediyoruz.
Elbette daha yapılacak çok iş var.
Ama artık Karapınar’ın geleceğe bakarken daha fazla umudu, daha fazla özgüveni ve daha güçlü hedefleri var.
Ve bence asıl mesele de tam burada başlıyor:
Karapınar için yapılanları konuşmak kadar, bundan sonra Karapınar için neler yapılabileceğini konuşmanın zamanı geldi.