Geç kalan uyanışın kime faydası var?

.

24 yıl...

24 yıl sonra yeniden Dünya Kupası'ndaydık.

Böyle bir turnuvaya katılmak başlı başına önemliydi ama asıl mesele orada ne yaptığımızdı.

Ne yazık ki A Milli Takım, ilk iki maçta ortaya koyduğu futbolla milyonlarca futbolseveri büyük bir hayal kırıklığına uğrattı.

Avustralya karşısında etkisiz bir Türkiye...

Paraguay karşısında yine üretmekten uzak bir oyun...

İki maç, iki mağlubiyet, sıfır gol.

Daha grup bitmeden Dünya Kupası defteri kapandı.

Ve sonra ABD maçı...

Sanki sahaya bambaşka bir milli takım çıktı.

Mücadele eden, isteyen, üreten, gol atan bir Türkiye izledik.

Üç gol attık, güçlü ABD'yi mağlup ettik ve turnuvaya galibiyetle veda ettik.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

Madem böyle oynayabiliyorduk, ilk iki maçta neredeydik?

Demek ki bu takımın potansiyeli varmış.

O zaman neden bu potansiyel, turnuvanın en kritik iki maçında ortaya çıkmadı?

Belki de en acı olan bu.

Çünkü bugün alınan galibiyet kimseyi mutlu etmiyor.

Elbette Dünya Kupası'na ezilerek veda etmekten iyidir.

Elbette son maçı kazanmak önemlidir.

Ama bu galibiyet, kaçan fırsatı geri getirmiyor.

Dünya Kupası dört yılda bir oynanıyor.

Biz ise bu turnuvayı yeniden görebilmek için tam 24 yıl bekledik.

Böyle bir organizasyonda hata yapma lüksünüz yok.

İlk düdükten itibaren hazır olmak zorundasınız.

Bugün ABD karşısında ortaya konan futbol, ilk maçtan itibaren sahada olsaydı belki de şimdi son 32 turunu konuşuyor olacaktık.

Belki de grubu lider tamamlayan takım Türkiye olacaktı.

Ama olmadı.

Şimdi geriye sadece "Keşke..." ile başlayan cümleler kaldı.

Bu yüzden bu turnuvadan çıkarılması gereken en büyük ders, son maçtaki galibiyet değil; ilk iki maçtaki yanlışlar olmalı.

Çünkü geç gelen doğrular, Dünya Kupası gibi organizasyonlarda çoğu zaman hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Ve insanın aklında tek bir soru kalıyor:

Turnuva neden bizim için üçüncü maçta başladı?

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri