Bazı yolculuklar vardır, döndüğünüzde bavulunuzu boşaltırsınız ama içinizde getirdiklerinizi nereye koyacağınızı bilemezsiniz.
Benim için umre yolculuğu biraz böyle oldu.
Konya Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Umre Ödüllü Siyer Yarışması’nda dereceye giren öğrenciler ve ailelerinden oluşan ilk kafileyle kutsal topraklara gitmek nasip oldu.
Ben de eşim ve kızımla birlikte bu güzel yolculuğun içinde yer aldım.
Mekke...
Medine...
Kâbe...
Mescid-i Nebevi...
İnsan yıllarca fotoğraflarını görüyor, görüntülerini izliyor, hakkında okuyor.
Ama oraya vardığınızda anlıyorsunuz ki bazı yerler fotoğrafa sığmıyor.
Bazı duygular da kelimelere...
Kâbe’yi ilk gördüğünüz an mesela...
İnsan ne söyleyeceğini önceden düşünüyor.
Dua edeceğim diyorsunuz.
Şunu isteyeceğim, bunu söyleyeceğim diyorsunuz.
Ama karşınıza çıktığında bazen sadece bakıyorsunuz.
Ve susuyorsunuz.
Çünkü bazı anlarda insanın dili değil, kalbi konuşuyor.
Ben bu yolculukta elbette çok şey gördüm, çok şey hissettim.
Ama beni özellikle etkileyen başka bir şey daha oldu.
Gençler...
Türkiye’den kutsal topraklara gelen gençlerin sayısı gerçekten dikkatimi çekti.
Kâbe’nin etrafında gençler...
Mescid-i Nebevi’de gençler...
Tavafta gençler...
Namaz vakitlerinde gençler...
Anne ve babasıyla gelenler...
Arkadaşlarıyla gelenler...
Bizim kafilemizde olduğu gibi bir yarışmanın ödülüyle bu güzel yolculuğa çıkan öğrenciler...
Açıkçası bu tablo beni hem şaşırttı hem de çok mutlu etti.
Çünkü zaman zaman gençlerimiz hakkında ne kadar kolay hüküm veriyoruz.
“Yeni nesil şöyle...”
“Gençler artık böyle...”
“Telefondan başlarını kaldırmıyorlar...”
“Değerlerinden uzaklaşıyorlar...”
Belki de biraz haksızlık ediyoruz.
Kutsal topraklarda gördüğüm manzara bana bir kez daha gösterdi ki gençlerimizi sadece sosyal medya ekranlarından değerlendirmemek gerekiyor.
Kâbe’nin karşısında ellerini açmış dua eden bir genci gördüğünüzde başka türlü düşünüyorsunuz.
Mescid-i Nebevi’de sessizce Kur’an okuyan gençleri gördüğünüzde başka türlü...
Onların heyecanını gördükçe insanın geleceğe dair umudu da artıyor.
Özellikle bizim kafilemizdeki gençlerin oraya bir Siyer Yarışması vesilesiyle gelmesi ayrıca anlamlıydı.
Bu güzel yolculuğun hakkını teslim etmem gereken bir ismi de burada özellikle anmak isterim.
Konya İl Müftülüğü Gençlik Komisyonunda görevli Osman Zahit Harmankaya hocamız kafilemizin grup başkanıydı.
Ama yaptığı iş sadece bir kafileyi Mekke ve Medine’de yönlendirmekten ibaret değildi.
Başta gençlerimiz olmak üzere sorumluluğundaki herkesle tek tek ilgilendi. İbadetlerimizin eksiksiz yerine getirilmesi, ziyaretlerin anlamının doğru anlaşılması ve bu kıymetli günlerin en güzel şekilde değerlendirilmesi için büyük gayret gösterdi.
Kimi zaman bir hocaydı, kimi zaman rehber, kimi zaman da kafilede birinin ihtiyacı olduğunda yanı başında bulduğu bir yol arkadaşı...
Özellikle gençlere yaklaşımı, onların sorularına sabırla cevap vermesi ve kutsal toprakların manevi iklimini onlara anlatma çabası ayrıca kıymetliydi.
Bir umre yolculuğunda rehberlik sadece gidilecek yerleri göstermek değildir. İnsanların ibadetlerini doğru yapmalarına yardımcı olmak ve döndüklerinde yanlarında güzel hatıraların yanı sıra manevi bir kazanım da götürmelerine vesile olmaktır.
Osman Zahit Harmankaya hocamız bunu fazlasıyla başardı.
Eşim, kızım ve şahsım adına kendisine gönülden teşekkür ediyorum. Allah gayretini ve hizmetini kabul etsin.
Bir tarafta Peygamber Efendimizin (SAV) hayatını okuyup öğrenen gençler...
Diğer tarafta öğrendikleri o hayatın geçtiği topraklarda yürüme fırsatı...
Bence bundan daha güzel bir ödül düşünmek kolay değil.
Çünkü bazı ödüller alınır ve bir süre sonra unutulur.
Bir telefon eskir.
Bir bilgisayar değişir.
Bir hediye zamanla bir köşeye kaldırılır.
Ama genç yaşta Kâbe’yi görmek...
Medine sokaklarında yürümek...
Mescid-i Nebevi’de namaz kılmak...
Bunlar kolay kolay unutulmaz.
Belki aradan 30-40 yıl geçecek.
O çocuklar büyüyecek.
Kendi çocukları olacak.
Ama bir gün dönüp;
“Ben gençken bir Siyer Yarışması'na katılmıştım ve ödül olarak umreye gitmiştim.” diye anlatacaklar.
İşte o zaman bugün atılan bir adımın ne kadar kıymetli olduğu daha iyi anlaşılacak.
Bu nedenle gençleri sadece ödüllendiren değil, onların hayatlarında iz bırakacak böyle organizasyonları çok değerli buluyor ve Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay’ın şahsında bu çalışmada emeği geçen tüm ekibini kutluyorum. Allah onlardan razı olsun.
Bu yolculuk benim için de farklıydı.
Çünkü yalnız değildim.
Yanımda eşim ve kızım vardı.
İnsan kutsal topraklara gittiğinde elbette kendi dünyasına dönüyor.
Kendi hayatını düşünüyor.
Geçmişini düşünüyor.
Eksiklerini düşünüyor.
Dualarını düşünüyor.
Ama bir baba olarak kızınızın da aynı topraklarda bulunduğunu görmek bambaşka bir duygu.
Kâbe’ye onunla birlikte bakmak...
Birlikte namaza durmak...
Aynı heyecanı paylaşmak...
Bazı hatıraların fotoğrafını çekersiniz.
Bazılarının ise çekmenize gerek yoktur.
Çünkü onlar zaten hafızanıza kaydolmuştur.
Bu yolculuk benim için onlardan biri oldu.
Kutsal topraklardan dönerken aklımda kalan en güzel görüntülerden biri de gençlerimizin oradaki varlığıydı.
Hepsinin farklı bir hikayesi vardı.
Kimisi ilk kez gelmişti.
Kimisi ailesiyleydi.
Kimisi uzun zamandır bunun hayalini kurmuştu.
Ama hepsinde ortak bir şey gördüm:
Heyecan.
Ve o heyecan bana umut verdi.
O nedenle döndüğümde kendime şu soruyu sordum:
Gençlerimizin değerlerinden uzaklaştığını söylemek yerine, onları değerleriyle buluşturmak için biz ne kadar çaba gösteriyoruz?
Belki mesele tam da burada.
Gençlere sürekli ne yapmamaları gerektiğini söylemek yerine, onlara güzel yollar göstermek gerekiyor.
Bazen bir kitapla...
Bazen bir yarışmayla...
Bazen de hayatları boyunca unutamayacakları bir yolculukla...
Ve gelelim başlıkta sorduğum soruya: “Günümüz gençliği nereye gidiyor?”
Ben gördüm...
Kâbe’ye gidiyor.
Mescid-i Nebevi’ye gidiyor.
Kur’an’ın, Siyer’in ve Peygamber Efendimizin izinden gidiyor.
Yeter ki biz onlara doğru yolu göstermekten ve güzel örnekler sunmaktan vazgeçmeyelim.
Kutsal topraklarda gördüklerimden sonra gençliğimiz adına çok daha umutluyum.
Allah isteyen herkese o güzel toprakları görmeyi nasip etsin. Amin…