Hurafelerle Dinin Tahrifi ve Günümüzün Molla Kabızları

Hurafelerle Dinin Tahrifi ve Günümüzün Molla Kabızları! Hüseyin Toptaş Yazdı.

Vahyin inmeye devam ettiği ve Peygamber Efendimizin (sav) hayatta bulunduğu dönemde Müslümanlar, karşılaştıkları dinî meseleleri doğrudan Allah Resûlü'ne arz ediyor, cevaplarını bizzat ondan alıyorlardı. Resûlullah'ın (sav) vefatından sonra ise sahabe, karşılaştıkları problemlerin çözümünde Kur'an-ı Kerîm'i ve Peygamber Efendimizden öğrendikleri sünneti esas alarak hareket etti.

İslâm'ın kısa sürede geniş coğrafyalara yayılmasıyla birlikte farklı kültürlere ve inanç sistemlerine mensup birçok insan Müslüman oldu. Samimiyetle dinini öğrenmek ve Allah'ın rızasını kazanmak isteyen müminler, Kur'an'ı ve Resûlullah'ın sünnetini doğru anlamaya gayret gösterdiler.

Ancak zaman içerisinde Müslümanların karşılaştıkları en büyük problemlerden biri, vahiy ve sünnet merkezli anlayıştan uzaklaşmaları oldu. Kaynağından tertemiz çıkan İslâm, farklı kültürlerin, geleneklerin ve bâtıl inanışların etkisiyle çeşitli hurafelerle gölgelenmeye başladı. Nasıl ki Kaynağından arı duru çıkan bir su kapımızın önüne geldiğinde kirlenmişse ilk yapılacak şey onu kirleten unsurları ortadan kaldırmaksa, inanç yapımızı bulandıran hurafelerden arındırmak da aynı derecede önemli bir görevdir.

Hz. İsa'yı Hz. Muhammed'den Üstün Gören Molla Kabız

Kanûnî Sultan Süleyman döneminde İran'dan İstanbul'a gelen Molla Kabız isimli kişi, vaazlarında Hz. İsa'nın (as), Hz. Muhammed'den (sav) üstün olduğunu ileri sürmeye başladı. İddialarını bazı ayet ve hadislerle temellendirmeye çalışması, kısa sürede halk arasında ilgi görmesine sebep oldu. Onun görüşlerinden etkilenenler olduğu gibi, İslâm'ın temel inanç esaslarına aykırı olduğunu düşünenlerin tepkisi de giderek arttı.

Molla Kabız'ın düşüncelerini halk arasında yayması ve insanların zihnini karıştırması üzerine konu Divân-ı Hümâyun'a taşındı. İlk yargılamada dönemin Rumeli ve Anadolu kazaskerleri, onun ileri sürdüğü delillere ilmî bakımdan yeterli cevap veremediler. Bunun üzerine Sadrazam Makbul İbrahim Paşa, meseleye öfkeyle değil, ilimle yaklaşılması gerektiğini belirterek kazaskerleri sert şekilde eleştirdi. Kanûnî Sultan Süleyman da aynı kanaati paylaşarak, ortaya atılan iddiaların ilmî delillerle çürütülmesini istedi.

Ertesi gün kurulan yeni mahkemede Şeyhülislâm Kemalpaşazâde, Molla Kabız'ın dayandığı ayet ve hadisleri bağlamından kopararak yanlış yorumladığını ilmî delillerle ortaya koydu. İddialarının geçersizliği ispat edilince Molla Kabız cevap veremedi. Kendisine Ehl-i sünnet inancına dönmesi teklif edildi; ancak bunu kabul etmeyince dönemin hukuk sistemi içerisinde hakkında idam hükmü verildi.[1]

Bu hadise önemli bir gerçeği göstermektedir. Osmanlı Devleti'nin ilim bakımından zirvede olduğu kabul edilen bir dönemde bile bazı ilim adamları, ortaya atılan iddialara yeterli ilmî cevap vermekte zorlanabilmişlerdir. Kanûnî Sultan Süleyman'ın tavrı ise dikkat çekicidir. O, yalnızca "zındıktır" demekle meselenin çözülemeyeceğini, önce yanlış düşüncelerin ilmî yöntemlerle çürütülmesi gerektiğini ortaya koymuştur.

Günümüzün Molla Kabızlarına Karşı İlmî Mücadele

Aradan asırlar geçmiş olsa da değişen fazla bir şey yoktur. Günümüzde de Kur'an ve sahih sünnetten uzak, hurafelerle örülmüş din anlayışları çeşitli mecralarda yayılmaya devam etmektedir. Kimi zaman din adına konuşan bazı kişiler, kişisel yorumlarını veya kültürel kabullerini dinin değişmez hükümleri gibi sunabilmektedir.

Kur'an'ı ve Resûlullah'ın örnekliğini ihmal ederek sağlıklı bir din anlayışına ulaşmak mümkün değildir. Müslümanlar dinlerini ana kaynaklardan öğrenmedikleri takdirde, din adına ortaya atılan temelsiz iddiaların etkisine açık hâle gelirler.

Bugün İslâm âlimlerine ve ilahiyatçılara düşen görev; İslâm'a aykırı düşünceler karşısında sessiz kalmak değil, Kur'an ve sahih sünnet ışığında ilmî, hikmetli ve ikna edici bir dille hakikati ortaya koymaktır. Yanlış düşünceler, öfke veya ithamlarla değil; sağlam deliller, güçlü bilgi ve güzel üslupla etkisiz hâle getirilebilir.

Geçmişte Molla Kabız örneğinde olduğu gibi, günümüzde de din adına ortaya atılan her iddia, Kur'an ve sünnet terazisinde değerlendirilmelidir. Müslümanların birlik ve istikametini koruyacak olan da ancak vahiy merkezli sahih din anlayışıdır.

Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, "Molla Kabız", İlyas Üzüm, Cilt 30, s. 254.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri