Hiç yanlış anlaşıldığınız için bir dostunuzu kaybettiniz mi?
Doğan Cüceloğlu iletişimi “iki birim arasında birbiriyle ilişkili mesaj alışverişi” olarak tanımlar. İlişkilerde zaman zaman karşı taraf gönderilen mesajı doğru algılayamaz ya da kendi algısına göre yeniden üretirse, işte o zaman iletişim kazalarının sinyalleri çalmaya başlar.
Günümüz dünyasında teknolojinin gelişmesi ve iş hayatının yoğunluğu, iletişim kanallarını çeşitlendirmiştir. Kişiler ve kurumlar arasında sağlıklı kurulan iletişim dostlukları güçlendirirken; hatalarla dolu, özensiz iletişim ise çoğu zaman tamiri zor kırgınlıklara yol açar.
Trafik Kazası Gibi: Kural İhlali
Her gün haber bültenlerinde onlarca trafik kazası görürüz. Bu kazaların çoğu, kurallara uymamaktan kaynaklanır. Hız limitini aşmak, dikkatsizlik, uykusuzluk… Sonra da suçu “trafik canavarı”na atarız.
Oysa iletişimde de durum farklı değildir. Kuralsız, ölçüsüz ve düşünmeden yapılan konuşmalar; itibar kaybına, gönül kırıklıklarına ve güven zedelenmesine neden olur. Trafik kazası can alır, iletişim kazası ise değer alır.
İletişimin Altın Kuralları
Sağlıklı iletişim için öncelikle kendimizden başlamalıyız:
- Söylediğimizi önce kendimiz duymalıyız.
- Düşünmeden konuşmamalı, sonradan pişman olacağımız sözlerden kaçınmalıyız.
- Beden dilimizi doğru kullanmalı, sözlerimizi vurgu ve tonla desteklemeliyiz.
- Eleştirmek yerine takdir etmeyi öğrenmeliyiz.
- İyi bir dinleyici olmalı, anlamadan “anladım” dememeliyiz.
Yanlış Anlaşılmanın Bedeli
İletişimde küçük bir hata bile büyük sonuçlar doğurabilir. Nitekim bir komutanın “Bize iki tane Fruko getir” emrini yanlış anlayan asker, saatler sonra elinde “kriko” ile geri döner. Basit bir ses farkı, iletişimi tamamen farklı bir noktaya taşımıştır.
Sözsüz İletişimin Gücü
İletişim yalnızca sözlerden ibaret değildir. Bazen davranışlarımız, sözlerimizden daha güçlü mesajlar verir.
Ziyaret ettiğiniz bir dostunuz sizinle konuşurken sürekli başka şeylerle ilgileniyorsa, aslında size “öncelikli değilsin” mesajı verir. Aynı şekilde konuşma sırasında sürekli saate bakmak da karşı tarafa “sıkıldım” hissini iletir.
Ölçüyü Kaçırmayın
İletişimde denge çok önemlidir. Ne söyleyeceğimizi bildiğimiz kadar, ne kadar söyleyeceğimizi de bilmeliyiz.
Bir profesör hayvanlarla ilgili bir konuda konuşma yapmak için hayvancılığın yaygın olduğu bir ilde konferansa davet edilir. Konferans saati gelir ama ortalıkta kimse yok. Salonda sadece ön sırada oturan bir tane seyislik yapan dinleyici var. Profesör konuşma yapıp yapmama konusunda tereddüt içindedir. Profesör sonunda salonda bulunan tek kişi olan seyise sormuş:
“Buradaki tek kişi sensin. Kararı sen ver. Sana göre konuşmalı mıyım, yoksa konuşmamalı mıyım?”
Seyis cevap vermiş: “Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan hiç anlamam. O yüzden bana hiç sorma. Ama ben ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim.”
Bu sözler karşısında seyise hak veren profesör, kararını vermiş ve konferansa başlamış. Konuşmuş, konuşmuş… İki saatin üzerinde konuşmuş, anlatmış… Sözlerini tamamlayan profesör, kendini çok mutlu hissetmiş ve görevini yerine getirmenin hazzı ve tatlı yorgunluğuyla seyise dönmüş. Aslında amacı, tek dinleyicisi tarafından da konferansın çok iyi geçtiğinin onaylanmasını duymakmış. “Konuşmayı nasıl buldun?” diye sormuş.
Seyis cevap vermiş: “Hocam, ben sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Yine de, eğer ahıra girdiğimde, biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım”.
Bir profesörün tek kişilik dinleyiciye saatlerce süren konuşması sonunda aldığı şu cevap ibretliktir:
“Ahıra girsem ve bir at kalsa, onu beslerdim; ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım.”
Bu örnek bize şunu hatırlatır: Anlatımın değeri, dinleyenin kapasitesi ve ihtiyacı kadardır.
Son Söz
Konuşurken karşımızdakinin bir insan olduğunu, duygular taşıdığını unutmamalıyız. İletişimde ölçü, saygı ve empatiyi esas alırsak; kırgınlıkların, yanlış anlaşılmaların ve itibar kayıplarının önüne geçebiliriz.
Unutmayalım:
Ne kadar iyi anlatırsak anlatalım, söylediklerimiz karşımızdakinin anlayabildiği kadardır.
Kırılan bir kalbin tamiri, kırılan bir kemiğin iyileşmesinden daha uzun sürer.
İletişim kazasız günler dileğiyle…