Kırmızılı Kadın Sultan Abla'yı kim öldürdü?

 Kadrajın Ardından
Kırmızılı Kadın'ın ardından düşündüren satırlar. Sultan Abla'nın yaşamı ve yalnızlığı bu yazıda anlatıldı.

Konya'da bir kadın vardı.

Adını çoğumuz bilmiyorduk.

"Kırmızılı Kadın" diyorduk.

Sonra "Sultan Abla" oldu.

Bir caddenin köşesinde…

Bir parkta…

Bir otobüs durağında…

Ya da Mevlana'nın etrafında…

Kırmızı elbisesiyle yürür geçerdi.

Kimimiz selam verirdi.

Kimimiz yolunu değiştirirdi.

Kimimiz sadece izlerdi.

Öldüğünde ise binlerce insan ağladı.

İşte beni en çok düşündüren de bu oldu.

Çünkü Sultan Abla'nın ölüm haberinden sonra yapılan yorumların büyük bölümü onun hayatından çok yalnızlığını anlatıyordu.

"Konya sahip çıktı."

"Kendi köyü deli dedi."

"Ablasından daha çok üzüldüm."

"Komşusunu anlatır gibi konuşuyor."

Bu cümleler aslında Sultan Abla'yı anlatmıyor.

Bizi anlatıyor.

BİR İNSANI DELİ DİYEREK KENARA KOYMAK ÇOK KOLAY

Biz farklı olanı anlamaya çalışmıyoruz.

Etiketliyoruz.

Deli…

Garip…

Tuhaf…

Sorunlu…

Sonra da hayatımızdan çıkarıyoruz.

Sultan Abla'nın hikâyesi tam da buydu.

Kırmızıya neden bağlandığını bugün hemen herkes biliyor.

Sevdiği insanın bir bakışı onun bütün hayatına dönüştü.

Belki de o yüzden kırmızıyı hiç çıkarmadı.

Ama kimse onun neden bu kadar yalnız kaldığını sormadı.

ONU KONYA SAHİPLENDİ

Bu cümleyi özellikle yazıyorum.

Çünkü röportajın altındaki yüzlerce yorumda aynı duygu vardı.

"Kendi memleketi sahip çıkmadı."

"Konya sahip çıktı."

Belki biraz ağır gelecek ama...

Konya, Sultan Abla'nın memleketi olmadı.

Yuvası oldu.

Burada insanlar onu olduğu gibi kabul etti.

Kimse kırmızı elbisesinden dolayı ekmeğini elinden almadı.

Kimse onu şehirden göndermeye çalışmadı.

Kimisi çay ısmarladı.

Kimisi yemek verdi.

Kimisi sadece selam verdi.

Hatta ona özel elbise dikip hediye edenler, kişisel bakımını yapanlar bile oldu.

Bazen bir insanın hayatta kalması için bunlar bile yeterlidir.

ONU HASTALIK DEĞİL, YALNIZLIK YORDU

Bir insan yalnız kalınca önce konuşacak kimseyi kaybeder.

Sonra anlatacak hikâyesini…

En sonunda da kendisini.

Sultan Abla'nın ölümüne bir hastalık sebep olmuş olabilir.

Ama onu yıllar boyunca tüketen şey yalnızlıktı.

Bunu röportajın altındaki yorumlarda açıkça gördüm.

İnsanlar bir kadının ölümüne değil...

Yalnız bırakılmış bir insanın hayatına ağlıyordu.

PEKİ SULTAN ABLA'YI KİM ÖLDÜRDÜ?

Hayır…

Bir katilden bahsetmiyorum.

Bazen bir insanı bıçak öldürmez.

İlgisizlik öldürür.

Dışlanmak öldürür.

"Bizden değil." demek öldürür.

Kapıyı kapatmak öldürür.

Telefon etmemek öldürür.

Hatırlamamak öldürür.

Belki de Sultan Abla'yı öldüren tam olarak buydu.

Ve biliyor musunuz?

Sultan Abla'nın ardından yapılan binlerce paylaşımın bana öğrettiği en önemli şey şu oldu:

Bir insanın arkasından ağlamak güzeldir.

Ama asıl marifet, o insan hayattayken yanında yürüyebilmektir.

Haber Dairesi | Konya Haber (@haberdairesi)'in paylaştığı bir gönderi

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri