Dün tarihi bir maça şahitlik ettik.
Ama öyle sıradan bir futbol karşılaşmasından söz etmiyorum.
Konyaspor ile Filistin Milli Takımı, Konya’da anlamı skor tabelasına sığmayacak bir dostluk maçında karşı karşıya geldi.
Karşılaşma 2-2 sona erdi. Ama dün skorun hiçbir önemi yoktu.
Çünkü dün sahada futboldan çok daha büyük bir şey vardı.
Dayanışma vardı. Vicdan vardı. Filistin vardı.
Dün gece Konya, kendisi hakkında konuşanlara da cevap verdi.
Hem de öyle bir cevap verdi ki, sanırım uzun süre unutulmayacak.
Maç öncesinde bazıları ne diyordu?
“Filistin maçı güzel fikir ama neden Konya?”
“Konya’da 42 bin kişi dolmaz.”
“Atmosfer sönük kalır.”
“Bunu da kalkıp kullananlar olur.”
“Keşke İstanbul’da yapılsaydı, en azından tam destek olurdu.”
Bu cümleleri kuranların ortak bir özelliği vardı:
Konya’yı bilmiyorlardı.
Daha doğrusu Konya’nın futbol kültürünü, Konyaspor tribününü ve bu şehrin milli meselelerde nasıl kenetlendiğini bilmiyorlardı.
Bilmemenin verdiği özgüvenle hüküm verdiler.
“42 bin kişi gelmez” dediler.
Dün gece 42 bin kişilik stadyum doldu, dışarıda da kalabalık vardı.
Tribünler Filistin için ayağa kalktı.
Filistin atağa çıktığında alkışlayan bir stadyum vardı.
Filistin gol attığında, kendi takımının golünden daha fazla sevinen tribünler vardı.
Dün gece Konya’da futbolun ötesinde bir atmosfer vardı.
Ve o atmosfer, “Konya bu stadyumu dolduramaz” diyenlere verilmiş en net cevaptı.
Üstelik ortada çok önemli bir ayrıntı var.
Bu maç Konya’ya “verilmedi.”
Konya bu maçı kendisi organize etti.
Bunu bile bilmeden Konya üzerinden ahkâm kesenler oldu.
İstanbul’da olsa stadyum dolar, atmosfer daha iyi olur diyenler çıktı.
Her şeyi İstanbul üzerinden okumak zorunda da değiliz.
Türkiye sadece İstanbul’dan ibaret değil.
Hele ki konu Konyaspor ve Konya tribünü olduğunda, Konya’yı tribün kapasitesi üzerinden küçümsemeye kalkmak gerçekten büyük bir yanılgıdır.
Konya yıllardır Milli Takım’a ev sahipliği yapıyor.
Ve bana göre Türkiye’de milli takım atmosferini en iyi oluşturan şehirlerin en başında.
Bunu bilmeden, görmeden, yaşamadan “42 bin kişi gelmez” demek kolay.
Ama dün gece o 42 bin kişiye bakınca, klavye başında yapılan hesapların ne kadar anlamsız olduğu görüldü.
Şimdi gelelim asıl meseleye.
Konya’yı neden bu kadar küçümsediniz?
Neden daha maç oynanmadan “stadyum dolmaz” dediniz?
Neden Konya’nın Filistin için göstereceği dayanışmayı hesap ederken bu kadar düşük bir beklenti içine girdiniz?
Konya size defalarca kendisini gösterdi.
Konyaspor tribününü hiç görmediyseniz, sorun Konya’da değil.
Konyaspor tribününün nasıl bir atmosfer oluşturduğunu bilmiyorsanız, sorun yine Konya’da değil.
Ama bilmediğiniz bir şehir hakkında kesin hükümler kuruyorsanız, işte orada ciddi bir problem var.
Çünkü dün gece Konya, sadece stadyumu doldurmadı.
Önyargıları da doldurduğu stadyumun içinde bıraktı.
Bir de koreografi vardı.
Haftalar öncesinden hazırlanmaya başlanan, Konyaspor taraftarlarının büyük emek verdiği koreografiler…
Dün gece tribünlerde yükseldi.
Ve o görüntüler yalnızca Konya’ya değil, dünyanın dört bir yanına ulaştı.
Filistinli futbolcuların ve teknik heyetin yaşadığı duygusal anlar, bunun sıradan bir futbol karşılaşması olmadığını zaten anlatıyordu.
Filistin Milli Takımı Teknik Direktörü maç sonrasında Konya için şu ifadeleri kullandı:
“Konya, çok tarihi ve büyük bir şehir. Bizim için burada bulunmaları mutlu etti, gururlandırdı. Muhteşem atmosfer vardı, inanılmaz bir duyguydu. Tüm herkes bunu görmüştür.”
Evet.
Herkes gördü.
Özellikle de “42 bin kişi gelmez” diyenler gördü.
Ama gecenin en çarpıcı anı henüz gelmemişti.
Dakika 89:59.
Maç durdu.
Skorborda bir mesaj yansıdı:
“Filistin özgür olana dek maç ertelenmiştir.”
O anda stadyumdaki 42 bin kişi için futbolun anlamı tamamen değişti.
Çünkü dün Konya’da yalnızca bir futbol maçı oynanmadı.
Bir mesaj verildi.
Bir hatıra bırakıldı.
Bir gün tarihe not düşüldü.
Bir fotoğraf her şeyi anlattı.
Ben inanıyorum:
Bir gün Filistin özgür olacak.
Ve yine bir gün Konyaspor ile Filistin Milli Takımı yeniden aynı sahaya çıkacak.
O zaman 89:59’da ertelenen maç yeniden başlayacak.
Dün gece Konya’nın verdiği cevap aslında çok basitti:
“Bizi tanımadan hakkımızda hüküm vermeyin.”
Konya 42 bin kişilik stadyumu doldurdu.
Ama mesele sadece 42 bin kişinin tribünde olması değildi.
Mesele, o 42 bin kişinin aynı anda aynı duyguda buluşmasıydı.
Mesele, Filistin atağa kalktığında yükselen alkıştı.
Mesele, Filistin gol attığında yaşanan sevinçti.
Mesele, haftalarca hazırlanan koreografiydi.
Mesele, tribünlerden yükselen dayanışmaydı.
Mesele, Filistinli futbolcuların gözlerindeki duyguydu.
Ve mesele, 89:59’da maçın “ertelenmesiydi.”
Şimdi bir kez daha soruyorum:
Konya stadyumu dolduramaz mıydı?
Doldurdu.
Atmosfer sönük mü kalacaktı?
Kalmadı.
İstanbul’da olsa daha mı iyi olurdu?
Bunu tartışmaya bile gerek yok.
Çünkü dün gece Konya zaten gereken cevabı verdi.
42 bin kişilik stadyumu doldurarak.
O yüzden bundan sonra Konya hakkında konuşmadan önce iki kez düşünün.