Ramazan Danış

Ramazan Danış

Arada Yazar / AYASOFYA’YI İLK ORHAN BEY CAMİ YAPTI

Son zamanlarda tekrar aslına rücu ettirilerek ibadete açılan ve Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesi ile İslam Alemine emanet edilen KONSTANTİNİYE’nin  fetih sembolü olan bu ulu mabet için söylenenleri duydukça şaşırmamak elde değil. Hele de isminin başına profesör unvanı koymuş bazı sözde bilim adamlarının ağızlarından çıkan sözleri işitip de karşı çıkmamak aklıselim insanın yapacağını söylemekten geri bırakamaz.

Osmanlı ve İslam tarihinde kılıç hakkı diye bir şeyin olmadığını, bunun günümüzde uydurulduğunu ileri sürenler ya bildiklerini gizliyorlar ya da bilmeden ahkam kesiyorlar. Beylik döneminde dahi baktığımızda fetih edilen yerlerde oranın özellikle yönetiminin el değiştirildiğinin nişanesi olarak mutlaka sembol bir yapı yönetimi ele geçirenlerin gayelerini yerine getirmek maksadı kullanım şeklini değiştirilirdi. Bu bazen intikam vesilesi şeklinde (yağmalanarak İspanya’da bulunan 785 yılında 1. Abdurrahman döneminde temeli atılan KURTUBA ‘’cordoba’’ camisinin Katedrale dönüştürülmesi) olur. Veya fetih edilen yerlerin hiçbir şekilde yağmalanmadan ve insanların dünya görüşlerine saygısızlık etmeden simgesel olan bir yerin kullanışının değiştirilmesi ile olurdu. Oysa günümüz de bilinen Fatih’in emaneti AYASOFYA ise yapıldığında Hz. Süleyman’ın mabedine atıfta bulunularak 1. JUSTİNİANUS  “seni yendim Süleyman” diyerek kendini Peygamber makamın da görmüştür.

Bu büyük yapıtlarda her zaman halkça da bilinen ve de söylenegelen BİZANS OYUNLARI diye adlandırılan her türlü İslam ve Türk düşmanlıklarının hayata geçirilmesi için toplantılar yapılır, bu toplantıların sonunda ise hemen bir dini dayanak bulunarak Haçlı Seferleri başlaması için kararlar alınırdı.

Gelelim başlığımıza! Ülkemizde irili ufaklı bazı kaynaklara göre 6, bazı kaynaklara göre 9 adet Ayasofya Kilisesi olduğu biliniyor. Bunlardan ilki olan ve 1331 yılında fethedilen İznik’te şehrin büyük kilisesi derhal camiye çevrilmişti. Şehrin tam ortasında bulunan kilise tarihi kayıtlara AYASOFYA adıyla geçmiştir. Tuhfetül-mi’marin’ de ise bu mabed Cami-i Atik olarak kayıtlıdır. Evliya Çelebi 1058 de (1648) Ayasofya’yı, “çarşı içinde üzeri kurşun örtülü, bir minareli büyük bir mabet” diye tarif eder. Bahsi geçen mabette ise 7. Konsül toplanmış Hristiyanlıkla ilgili önemli kararlar almışlardır.

Tarih sahnesinde örf, adet ve geleneklerinden ödün vermeyen Türk toplumu ve onu yöneten hükümdarlar çağında gereklerini ekleyerek yeni yerleri fethe çıkmışlar. Kendilerinden önce ki idarecilerinin yaptıkları iyi uygulamaları da beraberinde taşımışlardır. Osmanlı geleneğinde sembol yoktur diyen tarih bilimcilerinin başlarını tekrar okudukları kitaplara çevirmelerini istemekten başka bir yol kalmamıştır.  Fatih Sultan Mehmet hem Hadis-i Şerif müjdesine sahip olmuş hem de atası Orhan Gazi’den gelen geleneğe sahip çıkmıştır.

“Ayasofya açılınca işsizlik bitti mi, ekonomi fırladı mı?” diyenlere son olarak sorum şu olur!

Ayasofya ibadete kapatıldığında bu dedikleriniz oldu mu?

Yeni yazımızda buluşmak üzere…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar