Değerini KAYBEDİNCE anlıyoruz...
04.12.2019 - 15:14

Mustafa Dursun

Mustafa Dursun

2 Şubat 1971 yılında İran’ın Ramsar şehrinde imzalanan ve sulak alanların korunmasını, sürdürülebilir kullanımını amaçlayan Ramsar anlaşması Türkiye’de 14 alanı kapsamakta.

Türkiye’de bulunan 14 alanın 13.sü olan Kuyucuk gölü 2009’da sözleşmeye dahil ederek koruma altına alınmıştır.

Kuyucuk gölü göçebe kuşlar dahil toplamda 213 kuşa ev sahipliği yapmaktaydı. Yapmaktaydı diyorum çünkü şuan göl tamamen kurumuş durumda ve çatlamış topraklarla beni ziyadesiyle duygulandırdı. Gelelim Kuyucuk gölünün bendeki yerine;

Kars Kafkas Üniversitesi Biyoloji bölümünde okuduğum zaman diliminde okuduğum alan sebebiyle doğa ile iç içe çalışmalar yapmak beni ve arkadaşlarımı her zaman etkilerdi. O sıralarda ilan panolarına etkinliklere bakarken ’’Kuzey Doğa’’ derneğinin afişi dikkatimizi çekti. Uluslararası ekiplerle doğayı koruma çalışmaları yapan dernek, ekip arkadaşları arıyordu. Bir kaç öğretmenimizle konuşup detaylı bilgi aldıktan sonra dernekle bağlantıya geçtik. Kısa süre içinde kendimizi Kuyucuk gölü kenarında bir konteynır ın içinde bulduk. Tabi ekip bomba… Konyalı, Adanalı, Avustralyalı, Hindistanlı yan yana… Göl kenarında bataklık ve sazlık alanlar. Geceleri kurt, baykuş ve farklı kuşların sesleri. Ağlarımızı göl kenarına profesyonel ekimiz ile berbar kuruyor, yarım saat sonra gidip yakalanan kuşların kanat, gaga, ayak boylarını alıp kuşlarımıza kimlik numarası içeren birer halka takıp salıyorduk. Alınan veriler uluslararası bir web sitesine giriliyordu. Amaç kuşların göç yolu üzerinde gelişimlerini ve doğadaki sayılarını takip etmek. Tabi geceleri yaban domuzlarının saldırmasından tutun, yarım saatten daha fazla beklediğimizde tilkilerin elinden zor kurtardığımız kuşların sevinci, karnımız acıktığında göl kenarında yaptığımız mangallar unutamadığımız anılardan. Sisteme girilen kuşların günler sonra Avrupa’da  , Afrika’da tekrar yakalandığını bilmek yaptığımız işin ne kadar etkileyici olduğunu hissetmemizi sağlıyor , sabah gün doğumu başladığında suyun sesi, havanın kokusu ise yaşadığımı hatırlatıyordu.

Yıllar geçti aradan. O dönemde beraber faaliyet yaptığımız arkadaşlarımın her biri ülkemizin başka yerlerinde mesleklerine başladı. Ama her telefonla görüşmemizde yada yan yana gelişimizde Kuyucuk gölünde yaşadığımız maceralar aklımıza gelir ve uzun uzun sohbet ederiz. Bana kattığı tecrübeyiyse mesleki hayatıma başladığımda fark ettim. Öğrencilerime hayvan sevgisini aktarmamda onların hayvanlara bakışını değiştirmemde çok önemli bir yere sahip oldu.

Gel gelelim bugün ki durumu içler acısı. Babamı, kardeşimi evlendikten sonrada çocuğum ve eşimi götürüp kamp kurmayı, gezdirmeyi hayal ettiğim yerin bugün yaşadığım şehirde bastığım asfalttan farksız oluşu beni o kadar üzdü ki bir şey yapmalıydım… Bende bu yazıyı kaleme almayı ve dünyayı ne hale getirdiğimizi hislerimle anlatmayı istedim. Durun ve düşünün yarın o gölde balık tutamayacaksınız, o ağacın altında uyuyamayacaksınız, kuş sesleri tatlandırmayacak sofranızı ve en kötüsüyse paylaşamayacaksınız bu güzel doğayı sevdiklerinizle.

  • Beğen
iLGiLi HABERLER
YORUM YAZIN