17 Ağustos ve sonrası

17 Ağustos; binlerce canımızı bilgisizlik, ihmal ve bilimum yanlışlarımıza kurban vermekle kalmayıp sonuçları altında ezildiğimiz yüzyılın bilançosu en ağır felaketlerinden birinin adıdır.

17 Ağustos ve sonrası

Marmara depremi de denilen 17 Ağustos 1999 depremi ülke nüfusunun yüzde 25’lik bölümünün yaşadığı bir coğrafyayı etkiledi. 

Akılları baştan alan 7.4 büyüklüğündeki deprem sadece 45 saniye sürdü. Soluk almadan durabileceğimiz o 45 saniyeye neler sığdı neler... O 45 saniyede 17.500 insanımızı kaybettik. Yaklaşık 44.000 insanımız ise yaralandı. Sarsıntının şiddeti yüzbinlerce insanımıza ise dehşet travmalar yaşattı. 17 Ağustos, aradan 20 yıl geçmesine rağmen ağır bilançosu ile hafızalarımızdaki tazeliğini hala koruyor.

Türkiye’nin deprem kuşağı üzerinde kurulu bir ülke olduğunu gözardı ederek  cahil cesareti ile inşaa ettiğimiz binalar mezarımız oldu. 

Peki o gece neler oldu?

-Deprem olduğunda saat 03.02’yi gösteriyordu. Tam da uykunun en derin saatiydi. Çoğu ne olduğunu anlamadı bile. Sağ kalanlar bunun bir deprem olduğunu dakikalar sonra anlayabildi. 

-Deprem üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesiydi. Düzce, Sakarya, Kocaeli, Yalova, Bursa,İstanbul en şiddetli sarsılan iller oldu.

-Deprem 45 saniye sürdü,büyüklüğü 7.4 olarak ölçüldü.

-Depremde 17.480 vatandaşımız hayatını kaybetti, 44.000 vatandaşımız yaralandı. 

-Onbinlerce bina ya deprem anında ya da sonrasında yıkıldı. En fazla hasar devlet binalarında meydana geldi.

-Depremin ekonomiye etkisi TUSİAD’a göre 17 milyar dolar, DPT’ye göre 15-19 milyar dolar ve Dünya Bankası’na göre 12-17 milyar dolar civarındaydı. Bu çerçevede TÜSİAD’ın değerlendirmesine göre deprem, 1999 yılı GSYİH’sının yüzde 9’unun, DPT’ye göre yüzde 8 ila 10’unun, Dünya Bankası’na göre yüzde 6,3 ila 9’unun kaybına neden oldu.

-Turizm sektörü de depremden olumsuz etkilendi. Felaketin görüntüleri ülkemize gelemeyi düşünen turistleri korkuttu.Turizm gelirleri yüzde 40 oranında azaldı. 

-O dönemde insanlar haberleri çoğunlukla televizyondan izliyordu. Türkiye kanallarında insan psikolojisi düşünülmeden sansürsüz yayınlanan görüntüler bölge dışındaki insanlarda dahi ürperti oluşturdu. 

-Deprem sonrasında Telekom altyapısı çöktü, insanlar saatlerce bölgedeki yakınlarına ulaşamadı. Ankara’da bulunan dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in, o gece İstanbul’da olan dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e telefonla ulaşamadığı söylenir.

-Sivil kurtarma ekip ve ekipmanlarımızın yok denecek kadar az olduğu ortaya çıktı.

-Deprem anı ve sonrasında ne yapmamız gerektiği konusunda fazlaca bir şey bilmediğimiz ortaya çıktı. 

-Millet kendinden bekleneni yaptı. İmkanı olanlar bölgeye koştu, diğerleri yaraları sarmak için elinde ne varsa seferber etti. 

Doğu batıya aktı. 

-Mevsimin yaz olması doğabilecek daha büyük mağduriyetleri önledi. İnsanlar günlerce evlerine giremediler, dışarıda yattılar. 

-Türkiye kısa adı AKUT olan Arama Kurtarma Derneği ve onun kurucusu Ali Nasuh Mahruki ile tanıştı. Gönüllü sivil kurtarma ekibi iyi işler başardı. 

Deprem sonrası ne yaptık? 

-Sanki tek suçlu oymuş gibi bölgede müteahhitlik yapan Veli Göçer isimli bir vatandaşa yüklendik, Göçer tutuklandı, 7.5 yıl hapis yattıktan sonra çıktı.  

-Veli Göçer’in hapiste çıktığında söylemiş olduğu şu cümleler manidardır.”Depremde 6 binden fazla insan yargılandı, hapis yatan tek kişi ben oldum”

-Deprem sigortası zorunlu hale getirildi. Yapı denetimleri sıklaştırıldı.Belediyeler işlerini daha ciddiye almaya başladı.

-Depremin ardından Yapı Denetim firmaları kurularak yapı denetim işleri bu firmalara verilmeye başlandı. Uygulamanın hayata geçirildiği bölgelerde Yapı Denetim firmalarına yüklenen sorumlulukların da etkisiyle denetimler sıklaştırıldı. Bu sayede hem binalar güçlendirildi hem de iş gücü kaybı en az seviyelere indirildi.

-Kentsel dönüşüm kavramı hayatımıza girdi. Bu yolla çok sayıda bina yıkılarak deprem yönetmenliğine uygun şekilde yeniden yapıldı.

-TOKİ en büyük müteahhit oldu, dar gelirli vatandaşlara bu yolla küçük taksitlerle ev sahibi olma imkanı sağlandı. Düşük maliyetli ev uygulaması beraberinde dikey yapılaşma hatası getirdi. Bu hatadan ancak son seçimlerden önce dönüldü.

-Aylarca devam eden yayınlar neticesinde toplumda deprem bilinci oluştu. Evlere deprem çantaları, mahallelere deprem konteynerleri konuldu. 

-Aynı bilinç diğer afetler için oluşmadı. Dere yataklarına, uygunsuz zeminlere ev yapmayı sürdürdük. Her yıl sel felaketleri başta olmak üzere benzeri afetlere yüzlerce kurban vermeye devam ediyoruz 

-AKUT devlete benzer resmî bir kuruluş olan AFAD’ı kurmaya örnek oldu. Depremden 10 yıl sonra kurulan  Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD ) bu tarihten sonra yaşanan tüm afetlerde başarılı çalışmalar yürüttü.

-İstanbul’da gerçekleşmesi olası görülen deprem nedeni ile ilkin yurt dışından araştırma gemileri getirilerek Marmara denizinin tabanında araştırmalar yapıldı. Daha sonra ise ilk sismik araştırma gemimiz, Oruç Reis inşa edildi. Oruç Reis ile araştırmalar daha da derinleştirildi. 

-Deprem haritası değişti. Bazı bölgelerin daha riskli deprem kuşaklarında olduğu tesbit edildi. Örneğin; Konya 5.derece deprem kuşağından 4.derece deprem kuşağında alındı. 

Ülke nüfüsümüzün yüzde 60’ı deprem kuşağı üzerinde yaşamaktadır. Denizli’de meydana gelen son depremde de gördük ki, hala birçok eksiğimiz var. Dünya durdukça ve biz bu topraklarda yaşadıkça daha bir çok deprem göreceğiz. Depremler bir dünya gerçeği. Onlarla birlikte yaşamaya devam edeceğiz. Bu topraklarda asırlar öncesinde de benzer büyük depremlerin olduğu kayıtlarda mevcuttur. 1509’da İstanbul’da meydana gelen depremde binlerce kişinin hayatını kaybettiği bilinmektedir. Bize düşen bilimin  ışığında gerekli tedbirleri almak. Tedbirimizi alıp takdiri Allah’a bırakmak gerekir. Dileriz bir daha benzer felaketler yaşamayız.

Muhammed Selim / ANALİZ

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.