'Osmanlı'nın görüşü hakim olsaydı gezegen bu hale gelmezdi'

Yazar Alev Alatlı "Bu dünyaya Amerika'nın şedit dünya görüşü değil de Osmanlı'nın adaleti önceleyen muti dünya görüşü hakim olsaydı, gezegen bu hale gelmezdi." dedi.

'Osmanlı'nın görüşü hakim olsaydı gezegen bu hale gelmezdi'

Yazar Alev Alatlı, "Bu dünyaya Amerika'nın şedit dünya görüşü değil de Osmanlı'nın adaleti önceleyen muti dünya görüşü hakim olsaydı, gezegen bu hale gelmezdi." dedi.

Kapadokya Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı da olan Alatlı, "Nasihatname" üst başlığıyla 11 ciltte tamamlanacak serinin yeni çıkan ilk iki cildi ve kamuoyunda tartışmalara yol açan sözlerini AA muhabirine değerlendirdi.

Nasihatname'nin dünyada hakim kültürün yapı sökümü temrini olduğunu dile getiren Alatlı, Batı kültürünün kadim kodlarını çözümlemek suretiyle bugünün dünyasını anlaşılır kılmayı, böylece 21. yüzyıldaki serüvene avans sağlamayı umduğunu söyledi.

Alatlı, insanlığın yegane sılası olan "Mavi Gezegeni" kaybetmek üzere olduğunu vurgulayarak, "İnsanoğlunun fıtratının saldırgan olduğuna dair malumat, barışçıl olmadığına dair malumattan daha bilimsel değildir. Hal buyken, insanı tanımlamaya çalışırken, 'şer' öncelenmek zorunda değildir. 'Hayr' da öncelenebilir. Örneğin, bu dünyaya Amerika'nın şedit dünya görüşü değil de Osmanlı'nın adaleti önceleyen muti dünya görüşü hakim olsaydı, gezegen bu hale gelmezdi." diye konuştu.

Arsız tüketim, sera etkisi, soykırım gibi problemlerle dünyanın taşlaştırıldığını aktaran Alatlı, "İnsanlık olan biteni kadermiş gibi, başka çaresi yokmuş gibi gözlemlemek zorunda bırakıldı. Böyle olmak zorunda değildi. Şer kural olmak zorunda değildir. 'Hayr' da kural olabilirdi. Misalen eğer bu dünyaya Amerikan değil, Osmanlı dünya görüşü hakim olsaydı, gezegen taşlaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalmazdı." ifadelerini kullandı.

"Dünyayı tek bir pencereden görmek sakattır"

Katıldığı bir televizyon programında dile getirdiği "Okumuş olsaydık kargadan başka kuş, Shakespeare'den başka yazar tanımayacaktık." sözlerine de açıklık getiren Alatlı, kültürlerin insanlara en başta okuma yoluyla nakledildiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Kültür, ders kitabı, müfredat, tiyatro, film gibi araçlarla, toplumsal değerlerin sürgit tekrar edilmesi esasına dayanır. Bu suretle yaşatılır. William Shakespeare için 'İngiliz kimliğini kavramlaştıran adam.' derler. Shakespeare günümüzde hakim olan Anglo-Amerikan kültürünün mihenk taşıdır. 550 yıl önce Shakespeare'in Globe Tiyatrosu ve çevresi, tıpkı bugünün Hollywood'u gibi bir eğlence merkeziydi. Bugün dünyanın duygu ve düşünce iklimini Hollywood nasıl şekillendiriyorsa, Shakespeare'in eserleri de Batılı dünya görüşünü o gün öyle şekillendiriyordu. Şiddet, cinsellik, siyaset, iktidar kavgaları, ihanet hatta kara büyüye bakış açıları o günden bugüne taşındı. Değişiklikler marjinaldir. Diyeceğim, Shakespeare bize Hollywood ürünlerinin dayatıldığı gibi dayatılsaydı, Batı'da üretilenin dışında bir gerçekliğe sahip olmayacaktık. Oysa dünyayı tek bir pencereden görmek sakattır. Programda söylediğim de budur."

Alev Alatlı, Türkiye'nin bugün içerisinde bulunduğu durumu Rönesans dönemine benzeterek, "Rönesans, bağnaz Papalık ile Galileo, Kepler, Newton gibi bilim adamlarının arasındaki dünya görüşü kavgasıdır ve büyük çoğunlukla ölümüne kavga olmuştur." dedi.

Rönesans'ın süreç içinde yaşayanlar açısından derin bir mutsuzluk duygusu, hatta korku ve öfke yarattığı tespitinde bulunan Alatlı, "Hayli gecikmiş bir Rönesans yaşıyoruz. Bir ucu Vahhabilerde diğeri mesela Siborglarda (biyolojik veya yapay varlık) ya da yapay zekada olan çağdaş sürecin Türkiye insanını yormaması mümkün değildir. Gerilmeden yaşamayı dileyenler, dünyanın kendi öngördükleri yörüngelerden çıkmasını istemeyen statükoculardır ki, zaten mümkün de değildir. Onun için sakin olmak lazım." ifadelerini kullandı.

"Türkiye'de statüko değişiyor"

Yazar Alatlı, Türkiye'de statükonun değişiminden kaynaklanan gerilimi sağlıklı bulduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Türkiye'de mevcut gerilim statükonun değişmesinden kaynaklanmaktadır ve bunun olumlu sonuçlar doğuracağı kanaatindeyim. Tez, anti-tez diyalektiği senteze ulaşacak, daha mütekamil bir noktaya gelecektir. İş ki demokratik süreç zarar görmesin. Kimse kimseye kendi doğrularını dayatmaya yeltenmesin. Taşlı sopalı olmadığı, linç kültürüne dönüşmediği, sosyal medyada maalesef sıkça rastladığımız paçozlaşmaya evrilmediği müddetçe, münakaşa iyidir. Eleştiri iyidir. Mamafih, bayağılığın da kabak tadı vermeye başladığını görüyorum."

Türkiye'den ABD veya AB'ye göç etmek veyahut çocuklarını yurt dışında doğurma gayreti içinde olanların kendilerini kandırdıklarını aktaran Alatlı, "Beyin göçü yanlış konumlanmış bir hayaldir. Amerika ve Avrupa'da başarılı olabilmek için dünyanın makus talihiyle uzlaşmış olmanız, yeni dünya düzeninin mazlum halklara reva gördüğü zulümle mutabık olmanız gerekir. Yüreğiniz Aylan bebekleri, Somali açlarını, gelir dağılımı bozukluklarını kaldırıyorsa, buyurun. Şiddete, işkenceye, gasba bigane kalabiliyorsanız, buyurun, kim tutar ki sizi." değerlendirmesinde bulundu.

 

 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.