Konya kendi mezarını kazıyor! Bilinçsiz sulama kenti yutuyor
Konya’da sayıları her geçen yıl artan obruklar endişe yaratıyor. AFAD verilerine göre kentte 650’nin üzerinde obruk bulunuyor. Uzmanlar, yeraltı sularının kontrolsüz kullanımına dikkat çekerken, havzada 35 bin belgeli, 140 bin belgesiz kuyu yer alıyor.
Konya’nın kabusu haline gelen obrukların sayısı her geçen gün artıyor. Yeraltı su kaynaklarının kontrolsüz kullanımı nedeniyle oluşan obruklar endişe yaratıyor. AFAD'ın resmi Obruk Duyarlılık Haritası çalışmalarında 650'nin üzerinde irili ufaklı obruk kayıt altına alınırken, bölgedeki bazı araştırmalarda (küçük çaplı çökmelerle birlikte) bu rakamın çok daha yüksek olduğu ifade ediliyor.
Uzmanlar, havzada 35 bin belgeli kuyuya karşılık yaklaşık 140 bine ulaşan belgesiz kuyu bulunduğunu belirterek, kontrolsüz yeraltı suyu kullanımının hem obruk oluşumlarını hızlandırdığını hem de su kaynaklarının geleceğini tehdit ettiğine dikkat çekiyor.
“TARIMSAL SULAMA DÖNEMLERİNDE YERALTI SU SEVİYESİ DÜŞÜYOR”
Yeraltı su seviyesinin her geçen yıl düştüğünü belirten Konya Teknik Üniversitesi Obruk Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fetullah Arık, özellikle tarımsal sulama dönemlerinde bu düşüşün çok daha belirgin hale geldiğini söyledi.
Tarımsal sezonun ardından seviyenin kısmen yükseldiğini, sürekli değişimin ise obruk oluşumlarını tetiklediğini anlatan Arık, yeraltı su seviyesinin düşmesiyle birlikte gevşek örtü malzemesi içerisindeki gerilmenin değiştiğini, bunun da zeminde sıkışmalara neden olduğunu anlattı.

“YERALTI SU SEVİYESİNDEKİ DALGALANMALAR OBRUK OLUŞUMUNU TETİKLİYOR”
Prof. Dr. Fetullah Arık, "Obruklar aslında yeryüzü şekilleri ama son yıllardaki sayıca hızlı artışın temel nedeni, yeraltı su seviyesindeki dalgalanmalar olarak söyleyebiliriz. Yeraltı su seviyesi her geçen yıl düşüyor. Tarımsal sezonda ciddi bir şekilde düşüyor. Daha sonra kısmen yükseliyor, bu hareketler esnasında obruk oluşumları da artıyor. Tabii yeraltı su seviyesinin düşmesiyle, özellikle gevşek tutturulmuş örtü malzemesi içerisindeki efektif gerilme azaldığı için taneler arasındaki sıkışmayla karşılanıyor ve bölge içerisindeki bu sıkışmalar kimi yerde obruk olarak, kimi yerde de yer çatlağı olarak karşımıza çıkıyor. Bu obruklarla birlikte yer çatlakları da son derece ciddi riskler haline gelmeye başladı" dedi.
“BEKLENMEYEN NOKTALARDA OBRUKLAR OLUŞMAYA BAŞLADI”
Beklenmeyen noktalarda obrukların oluştuğunu gözlemlediklerine dikkat çeken Prof. Dr. Arık, "Obruk sayısındaki duruma baktığımız zaman her geçen yıl havzada beklenen yerlerde ve bazı alanlarda beklenmeyen noktalarda obrukların oluştuğunu gözlemleyebiliyoruz. Özellikle son dönemlerde Seydişehir'de meydana gelmiş olan obruklar bunlara örnek olarak verilebilir. Tabii bölge içerisinde Karapınar, Çumra, Karatay gibi ilçelerimizin olduğu bölgelerde obruklar olmaya devam ediyor. Buradaki obrukların önemli bir bölümü, geçtiğimiz 4-5 yıllık periyot içerisinde sayıca en yüksek seviyelerine ulaşmış durumda. Bu yıl için henüz çalışmalarımız devam ediyor. Sahadaki envanter çalışmaları güncelleniyor. Güncel rakamları daha sonra vermek gerekir ama genel trende bakıldığı zaman obruk sayısının arttığını gösteriyor” ifadelerine yer verdi.

“OBRUK OLUŞUMUNDA EN TEMEL FAKTÖR İNSAN”
Prof. Dr. Arık, “Tabii obruklar tek başına doğal jeolojik olaylar olarak bakıldığı zaman bir sorun değil ama insanları, yerleşim alanlarını, enerji yatırım alanlarını, tarım alanlarını, enerji iletim hatlarını ya da diğer altyapı yapılarını, karayolları ve demiryolları gibi yapıları etkilediği için tehlike haline gelmeye başladı. Bu obrukların sayıca artışının temel nedeni, dediğimiz gibi yeraltı su seviyesindeki ciddi oynamalar, burada da en temel faktör insan faktörü. Tabii ki içinde bulunduğumuz kuraklık, yeraltı su seviyesinin düşmesine ciddi bir etken. Ama asıl önemli etkeni insanların yeraltı suyu kullanımı olarak söyleyebiliriz. Bu yeraltı suyu kullanımı dışında da kontrol edebileceğimiz çok önemli bir faktör yok. O yüzden yeraltı suyunun kullanımını eğer kontrol edebilirsek, orta ve uzun vadede obruk oluşumlarını da kontrol edebiliriz diye düşünüyorum" şeklinde konuştu.
"KONYA HAVZASINDA 140 BİNE ULAŞAN BELGESİZ KUYU VAR”
Kaçak kuyuların bölgede büyük tehditler oluşturduğuna değine Arık, "Havzadaki yeraltı su seviyesinin düşmesinin temel nedeni yeraltı suyu kullanımı demiştik. Yeraltı suyu kullanımında ise ciddi sorunlar yaşıyoruz şu anda. Devlet Su İşleri'nin kendi açtığı kooperatif kuyuları ya da diğer kullanma amaçlı açılan kuyuların yanı sıra vatandaşların belgeli kuyuları ve belki bütün bunların toplamının 3 katı kadar belgesiz kuyu varlığı çok ciddi bir sorun olarak karşımızda duruyor. Havzadaki 30-35 bin belgeli kuyuya karşılık, 140 bine ulaşan belgesiz kuyu varlığı çok ciddi bir problem. Belgesiz kuyular bir taraftan yeraltı su seviyesinin düşmesini ciddi bir şekilde etkilerken, öte yandan herhangi bir teknik nezaretten yoksun açıldıkları için, yani bir jeoloji mühendisi desteği almadıkları için, kuyu açımı ve takibi esnasında yapılması gereken bazı teknik işlemler yapılmıyor. Özellikle kapalı geçilmesi gereken bazı tuzlu ve niteliksiz sular, daha alttaki nitelikli sularla karışarak suyun kalitesini de düşürebiliyor. Bu da ciddi bir çevresel sorun olarak karşımıza geliyor. Vatandaş kuyudan bir su üretiyor ama ürettiği suyun niteliği ne tarımsal kullanım için, ne de insani tüketim amaçlı olarak kullanılabilecek nitelikte değil. O nedenle yeraltı suyu kuyularının açılması ve takibi gerçekten teknik bir işlem. Bunun teknik elemanlar nezaretinde ve DSİ'nin lisanslandırdığı kuyular şeklinde yapılması gerekiyor. Havzadaki kaçak yeraltı suyu üretim kuyularıyla ilgili olarak da devletin ilgili kurumlarının ciddi önlemler alması gerekiyor" diye konuştu.


Kaynak:İHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.