Konya’dan yerli ve milli aşı çağrısı: Laboratuvarlara kapanarak çalışmak şart
Konya’da Selçuk Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 6. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi başladı. Aşıların geçmişten bugüne öneminin ele alındığı kongrede, yerli ve milli aşı üretimi ile bilimsel çalışmaların artırılması gerektiğine dikkat çekildi.
Aşı Bilimi Derneği tarafından, TÜBİTAK ve bazı üniversitelerin desteğiyle Selçuk Üniversitesi (SÜ) ev sahipliğinde düzenlenen 6. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi başladı.
Sultan Alparslan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen kongrede, aşı biliminin gelişimi, Türkiye’nin aşı geçmişi ve yerli üretimin önemi gündeme geldi.
“AŞIYA NEDEN GÖNÜL VERİLMESİ GEREKTİĞİNİ O ZAMAN ANLADIM”
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, açılışta yaptığı konuşmada, çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanı olduğunu ve 30 yılı aşkın süredir aşı bilimi üzerine çalıştığını belirtti.
Meslek hayatı boyunca menenjit ve su çiçeği gibi hastalıklar nedeniyle hayatını kaybeden çok sayıda çocuğa tanıklık ettiğini anlatan Kara, bu deneyimlerin aşıların önemini daha derinden anlamasını sağladığını ifade etti.
Kara, “Bunları yaşadıktan sonra da neden aşıya bu kadar gönül verilmesi gerektiğini, neden aşının bambaşka bir alan olduğunu düşünmeye başladım” dedi.
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE UZANAN AŞI GELENEĞİ
Aşının Anadolu coğrafyasında köklü bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Kara, Osmanlı döneminde aşı konusunda atılan adımlara dikkati çekti.
Türkiye’nin 1847’de aşıyla ilgili bilgileri resmî gazetede yayımlayan, 1852’de ise aşının okullarda zorunlu tutulmasını sağlayan bir geçmişe sahip olduğunu belirten Kara, çiçek hastalığına karşı aşılama uygulamalarının da tarihsel önemini anlattı.
Osmanlı topraklarında aşı uygulamalarının yaygınlaştırılması için özel eğitimlerden geçirilen “aşıcılar” yetiştirildiğini hatırlatan Kara, aşının bilinç ve eğitim gerektiren bir alan olduğunun altını çizdi.

“YERLİ VE MİLLİ AŞI HEDEFİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz de Türkiye’nin Osmanlı dönemine uzanan köklü bir aşı kültürüne sahip olduğunu söyledi.
2017 yılında aşı ve uluslararası teknoloji transferi üzerine yapılan bir toplantıda yaşadığı diyaloğu anlatan Gürüz, bir ABD’li profesörün Türk bilim insanlarına aşıyı kendilerinin geliştirmesine gerek olmadığını, aşı sağlayabileceklerini söylediğini aktardı.
Gürüz, buna karşılık Türkiye’nin kendi imkânlarıyla aşı geliştirebileceğini göstermek istediklerini belirterek, teknoloji transferinin önemini kabul etmekle birlikte yerli ve milli üretim hedefinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.
Türkiye’nin kendi bilimsel kapasitesini geliştirmesi gerektiğine işaret eden Gürüz, bu doğrultuda çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini kaydetti.
“LABORATUVARLARA KAPANARAK ÇALIŞMAK ŞART”
Aşısızlık nedeniyle dünya genelinde önlenebilir hastalıklar yüzünden insanların hayatını kaybetmesinin üzüntü verici olduğunu dile getiren Gürüz, Türkiye’nin aşılama programına da değindi.
Dünya Sağlık Örgütünün önerdiği aşıların çocuklar, yaşlılar ve risk grupları açısından önem taşıdığını belirten Gürüz, Türkiye’nin aşılama programında bu alanda kapsamlı bir uygulama yürüttüğünü söyledi.
Türkiye’de yıllar içerisinde önemli bir aşı birikimi ve bilimsel hafıza oluştuğunu vurgulayan Gürüz, bu sürecin yoğun emek ve destekle ilerlediğini ifade etti.
Gürüz, Türkiye’nin bundan sonraki süreçte yalnızca mevcut birikimini korumakla yetinmemesi, bilimsel araştırmaları artırması ve aşı politikalarının şekillenmesinde daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini belirterek, “Laboratuvarlara kapanarak çalışmak şart” dedi.
KONGRE 16 EKİM’E KADAR SÜRECEK
Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ile Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu da törende yaptıkları konuşmalarda aşının toplum sağlığı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Hasan Mandal ise kongreye canlı bağlantıyla katılarak salondakilere hitap etti.
Bilim insanlarını ve akademisyenleri bir araya getiren 6. Uluslararası Aşı Bilimi Kongresi, 16 Ekim’e kadar sunumlar ve bilimsel oturumlarla devam edecek.

Kaynak:Anadolu Ajansı



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.