Konya'da 28 yıllık sır! Hastaneye sevk edilen bebek kayboldu
Karaman'da 1998'de doğurduğu bebeği sağlık sorunları nedeniyle Konya'ya sevk edilen Nesibe Gülçiçek, 28 yıldır kızına ne olduğunu öğrenemedi. Hastane kayıtlarında ne tedavi, ne de ölüm belgesi bulunmadığını belirten anne, yetkililerden yardım istedi.
55 yaşındaki Nesibe Gülçiçek, 16 Temmuz 1998'de Karaman Devlet Hastanesi'nde sezaryenle doğum yaptığını, sağlık sorunları yaşayan bebeği Sultan Gülçiçek'in ise doğumdan bir gün sonra tedavi için Konya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildiğini anlattı. Kendisinin de hastanede tedavi gördüğü için bebeğiyle birlikte Konya'ya gidemediğini belirten anne, yaklaşık 12 gün boyunca kızını göremediğini söyledi.
Gülçiçek, "Ben burada 16 Temmuz 1998'de sezaryenle doğum yaptım. Doğum geç olduğu için ve bebek pislik yuttu diye bebeği Konya'ya gönderdiler. Bir gün sonra, 17 Temmuz'da orada tedavi görmeye başladı. Karaman'da temizleyecek aletimiz yok dediler. Abim, eşim ve eltim bebeği Konya'ya götürdü. Ben hastanede yatıyordum. Yaklaşık 12 gün boyunca çocuğumun yüzünü göremedim. Doktor 12 gün sonra izin verdi. Gidip gördüğümde çok iyiydi. 3 kilo 300 gram doğmuştu. İyileşir dediler. Sonra ameliyat yaptıklarını söylediler ama ben hiçbir ameliyat izi görmedim" diye konuştu.

HASTANE KAYITLARINDA YOK
Doktorların bebeğinin durumunun iyiye gittiğini söylediğini ifade eden Gülçiçek, ikinci ziyaretinin ardından üçüncü kez Konya'ya gitmeye hazırlanırken eşinin kendisine bebeğin öldüğünü haber verdiğini söyledi. Ancak cenazeyi hiç görmediğini belirten anne, yıllar sonra yaptığı araştırmalarda Konya'daki hastane kayıtlarında kızına ait tedavi dosyası, giriş kaydı veya ölüm belgesi bulunamadığını öne sürdü.
Gülçiçek, "Pazartesi günü hastaneye gideceğimiz sırada eşim 'Ben sana söyleyemedim' dedi. 'Ne oldu?' diye sordum. Çocuğun öldüğünü haber ettiklerini söyledi. İnanır mısın, ağzımdaki lokma boğazımda kaldı. Hastanede başkalarının çocuklarını gördükçe bağrıma basıyordum. Kendi çocuğumu alamayınca çok üzüldüm. Eşime 'çocuğunuz öldü' diye haber gelmiş. Eşim de 'cenazeyi kaldırabilir misiniz' diye sormuş, görevli de cenazeyi defnedebileceklerini söylemiş" dedi.

“HİÇBİR YERDE BİR İZ BULAMADIK"
Çocuğunun okul çağına gelmesiyle nüfus kayıtları için yeniden araştırma yaptıklarını anlatan Gülçiçek, hastane arşivlerinde hiçbir resmi kayda ulaşamadıklarını, belediye ve kimsesizler mezarlığı dahil birçok kurumdan da sonuç alamadıklarını söyledi.
Gülçiçek, "Aradan yaklaşık 7 yıl geçti. Öğretmenler geldi, 'Çocuğunuzu neden okula göndermiyorsunuz?' dediler. Ben de 'Bizim çocuğumuz öldü' dedim. 'Nüfustan düşürmeniz gerekiyor' dediler. Bunun üzerine hastaneye gittik. Arşivi iki kez altüst ettiler. Ne bir hasta dosyası vardı, ne giriş kaydı ne de ölüm belgesi. 50-60 yıllık hastaların kayıtları vardı ama benim çocuğuma ait hiçbir kayıt yoktu. Hastanede bayıldım. Kimsesizler mezarlığına, belediyeye, aklınıza gelen her yere sorduk. Sormadığım, gitmediğim yer kalmadı. Hiçbir yerde bir iz bulamadık" diye konuştu.

EŞİNİN ÖLÜMÜYLE TEKRAR KIZINI ARAMAYA BAŞLADI
Cumhuriyet savcılığına iki kez suç duyurusunda bulunduklarını ancak dosyalar hakkında takipsizlik kararı verildiğini belirten anne, eşinin geçirdiği beyin kanaması nedeniyle yıllarca mücadeleye ara vermek zorunda kaldığını ifade etti. Eşini 2022 yılında kaybeden Gülçiçek, yeniden kızını bulabilmek için girişimlerini sürdürdüğünü dile getirdi.
Gülçiçek, "Cumhuriyet savcılığına iki kez başvurduk. Takipsizlik kararı verildi. Sonra eşim beyin kanaması geçirdi. 7 yıl yatağa bağımlı kaldı. Yemeğini, içmesini, bakımını ben yaptım. Bir hemşire gibi gece gündüz başındaydım. Bu yüzden uzun süre hiçbir yere gidemedim" ifadelerine yer verdi.
E-DEVLETTE SAĞ OLARAK GÖRÜNÜYOR
28 yıldır kızının öldüğüne inanmadığını söyleyen Gülçiçek, "Adalet Bakanlığı'na, Sağlık Bakanlığı'na, kim varsa bütün yetkililere sesleniyorum. Benim çocuğumu bulsunlar. Ne olur yalvarıyorum. Benim diyecek sözüm kalmadı. Gözümden yaş değil, kan akıyor sanki. Gece gündüz rüyalarıma giriyor, rüyamda onu emziriyorum. Kayboldu. Onu sattılar mı, ne yaptılar bilmiyorum. Öldüğüne hiç inanmıyorum. Hastanelerde de, avukatlarda da bana 'O çocuk satılmış olabilir, ölmemiş olabilir' diyenler oldu. Hala adına seçmen kağıtları geliyor. Ben sadece çocuğumun bulunmasını istiyorum. Ölüm raporu yok, hastane kaydı yok. Elimde bütün evraklar var. Ben sonuna kadar mücadele edeceğim” dedi.
Öte yandan, anne Nesibe Gülçiçek'in e-Devlet üzerinden yaptığı sorgulamada, kızı Sultan Gülçiçek'in sistemde sağ olarak kayıtlı göründüğü iddia edildi. Bu durum, ailenin yıllardır sürdürdüğü mücadelenin yeniden gündeme gelmesine neden oldu.

Kaynak:İHA

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.