Konya’dan bir Sultan Abla geçti! Kırmızılı Kadın artık beyaz giyecek
Konya sokaklarında kırmızı kıyafetleriyle dolaştı, herkes onu Kırmızılı Kadın ve Sultan Abla olarak tanıdı. 74 yaşında vefat eden Sultan Özcan’dan geriye kırmızıların arkasında; aşk, ayrılık, şiddet ve yalnızlıkla örülü hüzünlü bir hayat hikayesi kaldı.
Konya’nın kalabalık sokaklarında onu fark etmemek mümkün değildi.
Baştan aşağı kırmızı giyinir, dudaklarını ve yanaklarını kırmızıya boyar, havanın güzel olduğu günlerde evinden çıkarak kent merkezine inerdi.
Zafer Meydanı’nda, Kayalıpark’ta, Konya’nın işlek caddelerinde yıllarca aynı görüntüyle karşılaştı Konyalılar.
Bir süre sonra adı unutuldu, kırmızıları kimliğine dönüştü. Kimi ona “Kırmızılı Kadın” dedi, kimi “Sultan Abla” diye seslendi.
Konya’nın şehir hafızasında kendine özel bir yer edinen Sultan Özcan, tedavi gördüğü Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Yoğun Bakım Servisi’nde 74 yaşında hayatını kaybetti.
Sultan Özcan’ın ölümüyle birlikte Konya, yıllardır sokaklarında görmeye alıştığı bir rengini ve bir hikayesini kaybetti.

KIRMIZININ ARKASINDA HÜZÜN DOLU BİR HAYAT VARDI
Sultan Özcan’ın dışarıdan bakıldığında renkli görünen hayatının ardında, çocukluk yıllarından başlayan ve ömrünün büyük bölümüne yayılan acılar vardı.
1952 yılında Aksaray’ın Ortaköy ilçesine bağlı Cumali köyünde dünyaya gelen Sultan Özcan, daha çocuk yaşlarda okumak için mücadele etti.
Babasının okula göndermek istemediğini anlatan Özcan, yıllar sonra o günleri, “Cahil kalamam, okula gideceğim dedim. Babamı zor ikna ettim. Yoksa beni tarlada çalıştıracaklardı” sözleriyle anlatmıştı.
Okul hayatı, Sultan Özcan’ın yaşamının yönünü değiştirdi. Henüz 15 yaşındayken çocukluk aşkı olan öğretmeniyle evlendi.
Kendi anlatımına göre öğretmeni, köydeki öğrenciler arasından onu zekası ve konuşkanlığıyla fark etmişti.
Sultan Özcan, yıllar sonra o günleri anlatırken, “Bir sürü kız varken, o bir tek beni seçti” demişti.

ÇOCUKLUK AŞKIYLA BAŞLAYAN EVLİLİK 25 YIL SÜRDÜ
Sultan Özcan, evliliğinin ardından eşinin görevi nedeniyle doğup büyüdüğü topraklardan ayrıldı. Önce Hakkari’ye, ardından Giresun’a taşındı.
Yaklaşık 25 yıl süren evliliğinin ilk yıllarını mutlu geçirdiğini anlatan Özcan’ın hayatı, zaman içerisinde çocuk sahibi olamaması ve yaşanan geçimsizlikler nedeniyle değişmeye başladı.
Sultan Özcan, evliliğinde kıskançlık nedeniyle tartışmalar yaşadığını ve şiddete maruz kaldığını yıllar sonra açıkça anlattı.
Çocuk sahibi olamaması da evliliğinin en büyük kırılma noktalarından biri oldu.
1995 yılında eşiyle yolları ayrıldı.
Bir zamanlar büyük bir aşkla başlayan evlilik, Sultan Özcan’ın hayatında derin izler bırakarak sona erdi.

KIRMIZIYI EŞİ BAŞKASINA BAKMASIN DİYE GİYDİ
Konya’nın yıllar boyunca Kırmızılı Kadın olarak tanıdığı Sultan Özcan’ın kırmızı renge olan tutkusunun arkasında da hayatındaki en büyük aşk vardı. Sultan Özcan’ın anlattığına göre, Hakkari’de yaşadıkları yıllarda eşi kırmızı elbiseli bir kadını görmüş ve güzelliğinden söz etmişti.
Bu sözler üzerine eşinin başka bir kadına ilgi duymasından korkan Sultan Özcan, bir mağazaya giderek kendisine kırmızı bir elbise aldı.
“Eşim sırf başkasına bakmasın, hep beni sevsin diye o günden beri kırmızı giyindim” sözleriyle anlatmıştı kırmızıyla başlayan yolculuğunu.
Başlangıçta eşinin dikkatini çekmek için giydiği kırmızı, zamanla Sultan Özcan’ın hayatının ayrılmaz bir parçasına dönüştü.
Evliliği bitti ancak kırmızıdan hiç vazgeçmedi. Yıllar geçti, kırmızı kıyafetleri onun adıyla bütünleşti.

“BİR DAHA EVLENMEKTEN, DÖVÜLMEKTEN KORKTUM”
Sultan Özcan’ın hayatındaki en derin yaralardan biri, yaşadığını anlattığı şiddetti. Eşinin kendisini çok kıskandığını, zaman zaman şiddet uyguladığını anlatan Özcan, aile içinde yaşadığı başka bir olayda da ağır şekilde darbedildiğini ve günlerce yoğun bakımda kaldığını söylemişti.
Yaşadıkları, Sultan Özcan’ın hayatının geri kalanında aldığı kararları da etkiledi.
Bir daha evlenmedi.
Nedenini ise yıllar sonra şu sözlerle anlatmıştı:
“Bir daha evlenmekten korktum. Dövülmekten, şiddet görmekten korktum. Mutluluk bekârlıkta dedim ve evlenmedim.”
ANNESİNİ KAYBETTİ, KONYA’DA YENİ BİR HAYAT KURDU
Eşinden ayrıldıktan sonra memleketi Aksaray’a dönen Sultan Özcan, annesinin yanında yaşamaya başladı ve bir süre tedavi gördü.
Ancak annesinin vefatı, hayatında yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Konya’da yaşayan ağabeyinin yanına taşındı.
Sultan Özcan’ın Konya’daki ilk yılları da kolay geçmedi. Ağabeyinin evinin altındaki bodrum katında yaklaşık 8 yıl yaşadı.
2006 yılında duygu durumu bozukluğu teşhisi konulan Sultan Özcan’a yüzde 80 engelli raporu verildi. Daha sonraki yıllarda ağabeyinin evinin yanına yaptırılan tek odalı ev, Sultan Özcan’ın dünyası oldu.

TEK ODALI EVİNİ KIRMIZIYA BOYADI
Sultan Özcan’ın kırmızı tutkusu yalnızca kıyafetlerinden ibaret değildi.
Kırmızı, yaşadığı evin içine kadar girmişti.
Kıyafetleri kırmızıydı.
Makyajı kırmızıydı.
Kullandığı eşyalar kırmızıydı.
Hatta çaydanlığı bile kırmızıydı.
Sultan Özcan, kendisiyle yapılan bir röportajda bu tutkusunu, “Her şeyim kırmızı. Evimin içi, çaydanlığım bile kırmızı” sözleriyle anlatmıştı.
Kırmızı, yıllar içerisinde bir kıyafet tercihi olmaktan çıktı.
Onun geçmişinin, yaşadığı aşkın, hayal kırıklıklarının ve Konya’da kurduğu yeni hayatın simgesi haline geldi.
“TEK BİR ODADA YAŞIYORUM VE MUTLUYUM”
Sultan Özcan, hayatı boyunca büyük acılar yaşamasına rağmen mutluluğu sahip olduğu evin büyüklüğünde ya da maddi imkanlarda aramadığını söylüyordu.
“Tek bir odada yaşıyorum ve mutluyum. Villada yaşasam, mutlu olamasam ne yapayım” sözleri, onun hayata bakışını anlatan en dikkat çekici ifadelerden biri oldu.
Konya sokaklarında yürürken insanların kendisini tanımasından ve sevmesinden mutluluk duyuyordu. Pazara gittiğinde, çarşıda dolaştığında insanların kendisine seslendiğini anlatıyordu.
“Beni seven çok. Pazara gidiyorum, çarşıya gidiyorum, beni tanıyorlar. Beni herkes bilir” diyordu.
Gerçekten de yıllar içerisinde Sultan Özcan, Konya’nın sıradan bir sakini olmaktan çıktı.
Bir şehrin ortak hafızasının parçasına dönüştü.
ŞİDDET GÖREN KADINLARA SESLENMİŞTİ
Kendi hayatında şiddete maruz kaldığını anlatan Sultan Özcan, yıllar sonra kadınlara da tavsiyelerde bulunmuştu. Kadınların hayatlarını paylaşacakları insanları seçerken dikkatli olmalarını isteyen Özcan, “Anlayışlı, tahsilli insanlarla görüşsünler” demişti.
Yaşadığı acılara rağmen sevgiden ve insanların birbirini anlayarak hayat kurması gerektiği düşüncesinden vazgeçmedi.
Kendi hikâyesini saklamadı.
Yaşadıklarını anlattı.
Hayat hikâyesi haberlere, belgesellere ve dizilere konu oldu.
30 HAZİRAN’DA HASTANEYE YATIRILDI
Son dönemde Sultan Özcan’ın sağlık durumu kötüleşmeye başladı.
Yürümekte güçlük çeken Özcan, ilerleyen süreçte konuşma yetisini de kaybetti.
30 Haziran’da Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne yatırıldı.
Sağlık durumunun ağırlaşması üzerine İç Hastalıkları Yoğun Bakım Servisi’nde tedavi altına alındı.
Sultan Özcan, doktorların tüm müdahalelerine rağmen 12 Temmuz 2026 Pazar gecesi saat 00.10 sıralarında, 74 yaşında hayatını kaybetti.

KONYA SOKAKLARINDA ARTIK BİR RENK EKSİK
Yıllar boyunca binlerce kişi Sultan Özcan’ı gördü.
Kimi onunla fotoğraf çektirdi.
Kimi uzaktan selam verdi.
Kimi hikayesini biliyordu, kimi ise yalnızca kırmızı kıyafetleriyle tanıyordu.
Ama neredeyse bütün Konya onu tanıyordu.
Sultan Özcan’ın hayatında aşk vardı.
Ayrılık vardı.
Şiddet vardı.
Yalnızlık vardı.
Ama bütün bunların arasında, kendisine ait küçücük bir dünyada mutlu olabilme çabası da vardı.
Bir zamanlar eşinin kendisine bakmasını sağlamak için giydiği kırmızı elbise, yıllar sonra onu bir şehrin unutulmaz simalarından birine dönüştürdü.
Şimdi Konya sokaklarında o tanıdık kırmızı kıyafetler artık görünmeyecek.
Zafer Meydanı ve Kayalıpark’tan geçenler, kalabalığın içinde “Sultan Abla”ya rastlamayacak.
Ancak Sultan Özcan, kırmızı kıyafetleri, kendine özgü yaşamı ve ardında bıraktığı hüzünlü hayat hikayesiyle Konya’nın hafızasında yaşamaya devam edecek.
Çok sevdiği kırmızı kıyafetleri çıkartılan Sultan Abla artık beyaz giyecek.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.