Bir zaferin ardından...

“Hoşunuza gitmese de savaş üzerinize farz kılındı. Olur ki, hoşunuza gitmeyen bir şeyde sizin için hayır, yine olur ki hoşunuza giden bir şeyde de sizin için şer vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara 216)

Önce, durduk yerde Tovuz iline saldırdılar. Sonra başka sivil yerleşim merkezlerine… Suçsuz yere insanları öldürdüler. Dünya azgın Ermenistan’ın buradaki amacını hala anlayabilmiş değil. Siyaset bilimcileri, askerler, stratejistler bu konu ile ilgili konuşmaya, yorulmamaya, anlamaya çalışmaya devam ediyor.

Kanımca burada iki amaç güdülmüş olabilir. Ya yeni yerler işgal etmek istediler, ya da eskiden işgal ettikleri yerleri koruma adına Azerbaycan’ın tepkisini ölçmeye çalıştılar.

Fena yanıldılar. İşin ilginç yanı son ana kadar yanıldıklarının da farkına varamadılar. Amerika ve Rusya’nı hamiliğinde ayrı ayrı iki defa ateşkes için anlaştıkları halde ateşkese uymayan taraf cephede varlık gösteremeyen Ermenistan oldu.  Sonunda ağır bir yenilgiye uğradılar.

Bu zafer, Müslümanların Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra kâfirlere karşı kazanmış olduğu devletlerarası ilk zafer. Kutlu olsun. Rabbim daha nice zaferler nasip etsin.

Ermenistan’ın Azerbaycan’a ilk saldırısı hoşumuza gitmemişti. Suriye -Irak Sınırında, Libya ‘da ve Doğu Akdeniz’de;  tam üç cephede mücadele etmekte olan Türkiye’ye dördüncü bir cephe açılmıştı.  Birçoğumuz “Şimdi nereden çıktı bu savaş?” şeklinde düşünmekten kendimizi alamamıştık. 1992 hezimetini hatırlayanlar daha da tedirgin oldular.

Ancak Ayet-i Kerime’de en güzel şekilde zikredildiği gibi, hoşumuza gitmeyen bir durum hakkımız için hayırla sonuçlandı. İnşaallah devamı da hayırlı olur. Gerekli durumlarda savaşın üzerimize farz olduğunu ilahi kitap söylüyor. Türkiye ve Azerbaycan farzın gereğini yerine getirdiler. Bir an dahi mücadelede yılgınlık göstermediler. Ve sonunda zafer mukadder oldu. Mübarek olsun. Dünya üzerindeki Müslümanların böyle bir zafere ihtiyaçları vardı. Bu savaş, bir hak-batıl savaşı idi. Bir tarafında müslüman Azeriler, diğer tarafında kâfir Ermeniler vardı. Bir taraf işgale uğramış, diğer taraf işgalci idi. Bir taraf saldıran, diğer taraf saldırıya uğrayandı. Ve savaşı,  işgalden kurtardıkları tüm reyonların kalelerine İslam’ı temsil eden hilalli bayrağı dikip, Ezan-ı Muhammediyi okuyan Müslümanlar kazandı.

Ancak burada ismi müslüman devlet olan bazı ülkelere parantez açmak gerekir. Tavrını kâfir, zalim, saldırgan Ermenistan’dan yana koyan ülkeler oldu. Onların hangi ülkeler olduğunu biliyorsunuz. Allah onları görüyor.

Davası hak olanların yardımcısı Cenab-ı Allah’tır. Bir kere hak davaya inandın mı, geri adım atmamak gerekir. Türkiye’nin her türlü ambargoyu göze alarak mücadele ettiği kulvarlarda geri adım atmaması, Allah’ın izni ile bizi yeni zaferlere ulaştıracaktır.

Bellik ki yeni bir dünya oluşuyor. Tek kutuplu dünya düzeni yerini çok kutuplu, asimetrik yapılanmalı bir dünyaya bırakıyor. Kurulan yeni dünyada söz sahibi olmak, Müslümanların tercihine bağlıdır. Ya süreci iyi okuyup, doğru tarafta yer alacaklar, ya da birinci dünya savaşı ile başlayan fetret dönemini yaşamaya devam edecekler.

Stratejilerini Kılıçdaroğlu gibi, ABD’nin dönemsel liderleri üzerine bina edenler kaybetmeye mahkûmdurlar. Amerika’nın, seçilmiş başkanlar tarafından yönetildiğine inanma gafletine düşenler bugüne kadar hiç kazanamadılar. Milletin ve ümmetin selametini düşünmek yerine Amerika ile iyi geçinme derdine düşenlerin iktidarları fazla uzun sürmedi. Kendilerini rezil, ülkelerini perişan etmekten başka…

Bu arada, zaferini ilan eden Aliyev’in sosyal medyada ‘viral’ olan şu cümlesini unutmayacağım.

“Ne oldu Paşinyan…?”

Önceki ve Sonraki Yazılar