Dünya varmış?

8 milyar insan aynı gezegende yaşıyoruz, aynı havayı teneffüs ediyoruz.  Bilim insanları bugüne kadar insanoğlunun yaşamasına uygun başka bir gezegen keşfedebilmiş değil. ‘Böyle bir gezegen var mıdır, günün birinde böyle bir gezegen bulunduğunda oraya yerleşim olabilecek mi? ‘, bilmiyorum. Bildiğim şey, günümüzde ve yakın gelecekte böyle bir şeyin vuku bulma ihtimalinin olmadığı…

Yeryüzü;  üzerinde yaşayanlara emanet… Unutmamamız gerekiyor ki, ona sadece günümüzün insanları için değil geleceğin insanları için de sahip çıkmamız gerekiyor. Bizden sonraki nesiller de burada yaşayacaklar. Onlara, doğduğumuzda bulduğumuz dünya kadarını bırakmak zorundayız. Yoksa bizi hiç hayırla yâd etmeyecekler.

Doğa artık yaptığımız yanlışları yüzümüze vurmaya başladı. Kendi dilince bizi uyarıyor. “Bak dengemi bozmaya başladınız, bu sizin için iyi olmayacak. ” demek istiyor. Neyle söylüyor bunu? Kah adına ‘küresel ısınma’ dediğimiz korkunç gidişatın olumsuz etkileri ile,  kah pandemi adını verdiğimiz salgınla, kah ismini yeni duyduğumuz müsilaj (deniz salyası) ile, kah kuraklıkla….

Çocukluğumuzda alışık olduğumuz bir denge vardı. Büyüklerimiz, “kış kışlığını, yaz yazlığını bilecek” derlerdi. Kış, kış gibi geçerdi, kar yağardı, don olurdu, soğuk olurdu… Yaz da sıcak ve kurak geçerdi. Şimdi öyle mi? Zemheride sahillerde denize giren insan manzaralarına, yazın ortasında sağanak yağışlara, dolulara, fırtınalara şahit olabiliyoruz. Y ve Z kuşaklarının farkında olmadığı bu durum biz eski kuşakları endişelendiriyor haliyle…

Sera gazlarının kirletip deldiği ozon tabakası artık zararlılardan bizi eskisi kadar korumuyor, koruyamıyor. Yaktığımız fosil enerji kaynakları hava kalitemizi bozmaya devam ediyor. Bir taraftan gelecekte hiç lazım olmayacakmış gibi petrol, doğalgaz, kömür ve diğer madenleri tüketiyor, diğer taraftan bu yakıtların oluşturduğu hava kirliliği ile uğraşıyoruz. Delilik bizimkisi… Hangi akıllı,  sağlığını bozacak işlerle uğraşır ki? Biz uğraşıyoruz. Adına ‘insan’ dediğimiz varlık… Hani dünyadaki varlıklardan sadece kendisini akıllı gören tür… Nasıl bir akıllılık ise?

Ne uğruna? Daha fazla enerji uğruna… Hani içinde yaşadığımız çağa isim bulunamıyor ya… Bence ‘enerji çağı’ olmalı adı. Çünkü günümüzün 24 saatini ona elde etmeye ayırıyoruz. Evimiz onunla aydınlanıyor, tüm elektronik cihazlarımız onunla çalışıyor, aracımız onunla yürüyor, iş hayatımız onunla şekilleniyor. Özetle; onsuz olmuyor.

Bakınız dünyadaki savaşlara, çatışmalara… Endüstri çağından beri meydana gelen tüm savaşlar onunla ilgili. Birinci ve ikinci dünya savaşları dâhil.  Orta doğudaki kavganın temelinde ‘o’ yatıyor.

Bir dakikalığına bildiğiniz her şeyi unutun. Enerjinin sorun olmadığı bir dünyada yaşadığınızı farz edin. Ne çok rahat ederdik, değil mi…?  “Vay be dünya varmış. ” derdik, sanırım…  Zaden bu yazıda da ulaşmak istediğim nokta orası, DÜNYA VARMIŞ.  Eskide günümüz sorunlarının birçoğunun yaşanmadığı bir dünya varmış. Hep birlikte el ele vererek yok etmişiz o güzelim dünyayı…

Sizce geriye dönebilir miyiz? O güzel dünyayı geri getirebilir miyiz?

Zor ama imkânsız değil. Yaşanan tüm olumsuzluklardan ders almasını bilip, yaptığımız hataları yapmazsak, dünyanın bizi affedebileceğini düşünüyorum. Önce kirliliğin baş müsebbiplerinin hatalarını anlamaları gerekiyor. ABD, Rusya, Çin, AB… Yaptıklarının farkındalar ama kıllarını kıpırdatmıyorlar. Sömürü düzenleri gözlerini kör etmiş… Habire sömürüyorlar. Sadece dünyayı mı? İnsanlığı da sömürüyorlar. Düşünmeden, acımadan…

İnsanoğlu yaptıkları ile sonunu hazırlıyor adeta. Nereye kadar? İnanın bilemiyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.