Kadir Şeker davasında adalet nasıl sağlanacak?

Adaletin olmadığı yerde ne huzur olur ne güven.

İlla adalet, illa adalet…

Ömürlerinin baharında iki genç…

Kadir Şeker ve Özgür Duran…

Gelecek ile ilgili hayalleri, hayat ile ilgili hedefleri vardı... Sevenleri, sevdikleri, aileleri, arkadaşları, yakınları vardı…

Kader ikisini bir parkta buluşturdu. Ne kötü bir buluşma. Ne kötü bir tanışma.

Kadir, Özgür’ün yanındaki bayanı darp ettiğini düşünerek müdahalede bulundu.

Sonuç: Gençlerin biri toprağın altına diğeri hapishaneye…

Tüm Türkiye bu meseleyi konuşuyor. Adaleti sağlamakla görevli mahkeme zorlanıyor.  

Bir tarafta üniversiteye hazırlanan, insani duygularla- iyi niyetle müdahalede bulunan bir genç.

Diğer tarafta belki de incir çekirdeğini doldurmayan bir gerekçe ile hayatından olmuş bir delikanlı.

Mahkeme bir karar verdi. Kadir Şeker 15 yıla mahkûm oldu. İyi halden ceza 12.5 yıla indirildi.

12.5 yıl demek, insan için büyük bir zaman dilimi… Hele de hayatın başındaki bir genç için.

Her iki taraf da cezaya razı olmadı. Bir üst mahkemeye itirazda bulundu.

Cumhuriyet Başsavcılığı da itiraz etti karara. Haksız tahrik hükümlerinin uygulamasında cezanın asgari haddinin 15 yıl değil 12 yıl olarak belirlenmesi gerektiğini savundu.

Dava hukuk aşamasında olduğundan dolayı mahkemeyi etkilememek için bu safhada bir şeyler yazmak doğru değil. Şimdilik bu kadarıyla yetinelim.

Ama iki mesele var ki bunu belirtmekte fayda var. Her iki genci de ilgilendiren iki farklı mesele.

Birincisi canından olan Özgür Duran’ın alkollü olması….

İkincisi katil zanlısı damgası yiyen Kadir Şeker’in yanında bıçak bulunması…

İşte üzerinde durmamız gereken asıl mesele bu.

Bir an şöyle düşünelim. Özgür gencimiz alkollü olmasaydı, Kadir gencimizin de yanında bıçak bulunmasaydı. Durum böyle olur muydu?

Alkol ve bıçak meselesi mahkeme kayıtlarına girdiği için net yazıyorum.

Devlet olarak, adalet mekanizması olarak, eğitim dünyası olarak, bilim insanları olarak, din görevlileri olarak, Sivil Toplum Kuruluşları olarak, medya olarak ve birer insan olarak bunun üzerinde düşünmemiz ve çalışmamız gerekiyor.

Gençliğimiz nereye gidiyor?

Neden gençlerimize sahip çıkamıyoruz?

Ne yapmamız gerekiyor ?

Olan oldu. Ölenle ölünmüyor. Adalete güveniyoruz. Hâkim ve savcılarımız kanunlar çerçevesinde her iki tarafı memnun etmese de vicdanlarını kanatmayacak bir ceza üzerinde uzlaşacaklardır mutlaka…   O konuda biz bir şey yapamıyoruz. Ancak yaşamaya devam eden gençlerimiz için bir şeyler yapmak bizim elimizde.

İlk görev öğretmenlere düşüyor.

Kadir ve Özgür gençlerimiz ile ailelerinin düştüğü durumu öğrencilere anlatabilirler. Alkol ve bıçağın nelere sebep olabileceğini…

Önceki ve Sonraki Yazılar