Konya gastronomi şehri olur mu?

Gastronomi konuşuyoruz. 

Bilenlerle istişare ediyoruz. Şahsım bu konuda çok fazla bilgiye sahip değil. Bambaşka bir alem, bambaşka bir sektör. Ancak Gaziantep ve Hatay’ın Gastronomi Şehri olma sürecini yakından takip ettim. 

Bu iki şehrin ‘Dünya Gastronomi Şehri’ payesini almasından sonra Konya’nın Gastronomi şehri olup olamayacağını konuşmak gerektiğini düşünüyorum.  Konya’nın böyle bir potansiyeli var mı?

Varsa neler yapılmalı? 

Bunun için, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı’na  (UNESCO) başvurmanız gerekiyor. Süreç bununla başlıyor. Tabi ki, UNESCO’nun onayını almak öyle kolay iş değil. Ciddi bir emek, ciddi bir gayret gerektiriyor. Ancak hepsinden önemlisi konuyu ciddiyetle takip edecek işin delisi bir kişi yahut kurum lazım.

Gaziantep ve Hatay yemek zenginliği ve özgün mutfakları ile bu unvanı hak ediyorlar. Her iki şehri de tebrik ediyoruz. Zaten hak ettiklerini UNESCO'da tescil etti. Konya’nın bu iki ilden aşağı kalır yanının olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Yemek çeşitliliğimiz de var, kendimize has yemeklerimiz de… Ancak sunumda eksikliklerimiz olduğu kesin. 

Hayatını Konya müzik ve kültürüne adayan Hikmet Çetiner abimiz bu konuda ‘kat etmemiz gereken çok yol var’ diyor. Çetiner,  Yakın zamanda işletmesini Vakıflardan aldığı Zazadın Han ile turizmde yeni bir çekim merkezi oluşturmaya çalışıyor. Sadece fikirleri ile değil çalışmaları ile de işin içerisinde olan biri. 

Kendisi ile birkaç kez uzun uzadıya bu konuyu konuştuk. Gastronomi şehri olmanın Konya’ya turizm açısından çok şey kazandıracağına inanıyor. Konu ile ilgili fikri olanların tamamı bu konu da aynı fikirde. 

Çetiner, her gün Konya’dan yerli ve yabancı turist taşıyan 500-600 otobüsün geçtiğini bunlardan sadece 30-40’ını şehir içine çekebildiğimizi söylüyor. (Bu otobüsler Kapadokya-Antalya hattı otobüsleri) Gastronominin yeni  bir çekim alanı oluşturarak, farklı bir turist kitlesini şehre kazandıracağını savunuyor. 

Çetiner’in restoran kalitemiz ve sunum eksiklerimiz konusunda endişeleri var. Ancak ben bunu aşabileceğimize inanıyorum. Yeter ki bir yerden başlayalım. 

Gastronomi şehri olabilmenin birinci şartı, bu payeyi alabileceğimize inanmamız. Sonra da bu işle uğraşan herkesin kendini ona göre hazırlaması. Kültür adamlarımıza, aşçılarımıza, lokantacılar odamıza ve bu işle uğraşan herkese büyük görevler düşüyor. Basına da… 

Şehirlerarası karayollarımızın üzerindeki restoranlardan işe başlamak gerek. Şehrimizden geçerken yol üzeri tabelalarında ‘meşhur’ kelimesi ile Konya yemeklerini pazarlayanlardan kaçının gerçekten ‘meşhur’ sıfatını hak ettiğine bakmak lazım. Sonra da içeridekilere… 

Bazıları alınabilirler. Ancak ‘Gastronomi Şehri’ olmak istiyorsak bunları yapmaktan başka çaremiz yok. Elbette daha yapılacak çok şey var. Ben sadece ‘buradan başlayalım’ diyorum. Tabi Gastronomi Şehri olmak istiyorsak…
 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar