Konya Zümrüt’ten ders almadı!

Bazen; beklenmeyen zamanlarda, beklenmeyen durumlarda, beklenmeyen olaylar vukuu bulur. Şaşırır kalırsın. 

Tarihe Zümrüt Faciası olarak geçen hadise bunlardan biridir. Deprem, sel, fırtına ve benzeri tabii afetlerden biri değildi. Durduk yerde 12 katlı bir bina göçmüş, yüzlerce insan enkaz altında kalmıştı. 

Bir bayram akşamıydı duyduğumda. Genel Yayın Yönetmenliği yaptığım televizyonda sadece yayın devamlılığını sağlayacak kadar bir ekibi nöbetçi bırakmıştım. Ankara’daydım. Gafil avlanmıştık. Televizyondaki tek nöbetçi spiker spor spikeriydi ve mecburen onunla yayına geçilmesini istemiştim. Ben ertesi gün kuşluk vakti Konya’ya varabildim. Görevi devralarak 15 gün hemen hemen hiç uyumadan çoğunluk nöbet bende olmak kaydıyla yayın yaptık. 

Hayatımda unutamayacağım bir sahne var Zümrüt’ten bana kalan. Nöbetçi kameraman arkadaşımızın ilk çektiği görüntülerden. Zümrüt enkazından sağ kurtulan biri cep telefonundan bir yakınına oturdukları apartmanın yıkıldığını korku, endişe, şaşkınlık ve acı dolu ifadelerle anlatıyordu. O çaresiz hali gözlerimin önünde gitmiyor. 

Zümrüt “depremde Konya’ya bir şey olmaz” fikrini çürüttü. Konyalılar bu tarihten sonra daha sağlam binalar yaptılar. Belediyeler denetim faaliyetlerini daha ciddiye aldılar. 

Hakikat şudur ki; ne deprem insan öldürür, ne sel, ne rüzgar. İnsanı öldüren ihmali, tembelliği ve ihtirasıdır. Kadere diyecek bir şeyimiz yok. Olan her şeyi kader olarak kabul ederiz, o ayrı şey. Ancak olmadan önce yapılacak şeyler var da yapılmamışsa alınacak dersler, yapılacak işler var demektir. 

Zümrüt Konya için bir milat olmuştur. Beşinci deprem bölgesinden dörde alınan Konya’da çok katlı yığma binaların yapımı yasaklanmıştır. 

Bütün her şeye rağmen Konya’da sorunlu daha çok binanın olduğunu tahmin ediyorum. Son depremden de dersler çıkararak yapı stokunu denetim adına bir kez daha elden geçirmekte fayda var. 

Tam yazının burasında ölçü olması adına Malatya’yı örnek vermek istiyorum. Elazığ’ın Sivrice ilçesinde meydana gelen 6.8 büyüklüğündeki deprem Malatya şehir merkezine 120 km uzaklıkta. Fay hattının geçtiği Doğanyol ilçesinin Malatya’ya uzaklığı ise 90 km.  Deprem Malatya’da 6 şiddetinde hissedildi. Elazığ’da 50 ev yıkılıp 308 ağır hasar alırken, Malatya’da 155 ev yıkıldı 1278 ev ağır hasar gördü. Tespit çalışmaları bitmediğinden bu sayının daha da artabileceği konuşuluyor.
Hizmete yeni açılan Elâzığ Şehir Hastanesinde ise deprem 3.1 büyüklüğünde hissedilmiş. Hastanede depremi hiç hissetmeyenler bile olmuş. Hastane 8 büyüklüğündeki depreme dayanıklı inşa edilmiş.Binanın her yöne 50 cm’lik kayabilme elastiği depremin daha düşük büyüklüklerde hissedilmesini sağlıyor. 

Malatya’daki durum şehir merkezinin oturduğu zeminin sağlam olmaması ve konut kalitesi ile açıklanıyor. Aynı durum Konya için de geçerli. Özellikle Karatay bölgesi ile Bosna Hersek bölgesi zemin açısından sorunlu bölgeler. Bosna Hersek başta olmak üzere şehrin değişik bölgelerinde binlerce yığma çok katlı ev bulunuyor. 2009’da art arda meydana gelen 4.5 ile 4.7 büyüklüğündeki depremlerin oluşturduğu korkuyu da unutmuş değiliz. 

Konya’da yeni bir seferberliğin başlatılması şart. 10 Aralık 2019’da Karatay’da çöken eski bir evin enkazları arasında 3 hemşehrimizi kaybettik. 

Vatandaşlara da Belediyelere de büyük bir sorumluluk düşüyor. Herkesin evinin, apartmanının kontrolünü yapması-yaptırması gerekiyor. Daha fazla kat alma hırsı ile kentsel dönüşüme zorluk çıkaran mülk sahiplerinin olduğunu biliyoruz. İnatlarından vaz geçip, dönüşümün önünü açmalarını öneriyoruz. Zaten Cumhurbaşkanı depremden sonra imar yüksekliğinin önünü kapattıklarını net bir dil ve kararlılıkla ifade etti. Belediyelere düşen ise kontrol ve denetimleri artırmak. 

Zümrüt’ten ders çıkardık mı diye sorarsanız, ‘almadık’ derim.. Aradan geçen 16 yıla rağmen hala binlerce sorunlu evden bahs ediyorsak  ve daha 1.5 ay önce bir ev göçüp altında kalan 3 kişi hayatını kaybediyorsa ders aldığımızı kim söyleyebilir?

Önceki ve Sonraki Yazılar