Rusya ile aramız niye bozuldu? 

Suriye’deki savaş Türkiye açısından en kritik aşamaya gelmiş durumda. 
Rusya Soçi ve Astana Mutabakatlarına uygun davranmamakla Türkiye’yi köşeye sıkıştırma peşinde. 
Yüzbinlerce Suriyeli kuzeye doğru hareket halinde. Milyonlarcası perişan. Ama kimin umurunda. 
Mazlumun tek savunucusu Türkiye. Türkiye’de pekâlâ ‘Bana ne Suriye’den, Suriyelilerden” diyebilirdi. 4 milyonunu içeri alarak kol kanat gerdi. Şu ana kadar gelen mültecilere harcanan para 40 milyar doları aşmış durumda. Avrupalılar kapıları göçmenlere kapatma karşılığında 6 milyar avro vermeyi taahhüt etmişti ama taahhütlerine uymadılar. Bu paranın ancak yarısı gelebildi. 
S400’ler yüzünden Türkiye ile ABD’nin arası limoni. 
Arap dünyası, ABD’nin Ortadoğu vilayeti durumunda. 
Kasım Süleymani suikastı sonrasında İran’ın sesi kısılmış durumda. 
İdlib üzerinden Türkiye’yi aciz bırakmak tüm dünyanın işine geliyor. Türkiye’nin amacı ne toprak, ne petrol ne hâkimiyet. Türkiye’nin amacı insani dramı sonlandırmak. Mazluma sahip çıkmak. İslam dünyasının birliğini ve dirliğini sağlamak. 
Rusya’nın ikili oynaması yüzünden Türkiye Suriye Rejimi ile karşı karşıya gelmiş durumda. Rusya’nın bir amaca matuf olarak Türkiye’yi köşeye sıkıştırdığından emin olabilirsiniz. 
Peki, arası çok iyi olan Türkiye ile Rusya’nın arası neden bozuldu. 
Libya politikası ve Türkiye’nin Kırım’ın ilhakına karşı çıktığını beyan eden açıklamaları ilişkilerin gerilmesine neden oldu. 
Biraz geriye gidelim. 
Rusya’da yapılan Libya görüşmelerinde tam anlaşma sağlanacak iken, Hafter anlaşmayı imzalamak için önce süre istedi, sonra ülkesine kaçtı. 
Türkiye, Hafter’in imzalamamasından Rusya’yı sorumlu tuttu. 
Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan Ukrayna’ya gitti. Erdoğan burada yaptığı açıklamalarda Türkiye’nin Kırım politikasının değişmediğini, Rusya’nın Kırımı ilhak etmesini kabul etmediklerini açıkladı. 
Rusya, Libya ve Kırım politikaları yüzünden Türkiye’yi cezalandırmak istiyor. Onun için de İran ile birlikte altında imzası bulunduğu halde Soçi ve Astana mutabakatlarına sadık kalmıyor. 
Bu, Rusya’nın yüzyıllardan beri devam eden “güvenilmez ülke” imajının son örneği. Biz zaten Rusya’yı böyle biliyoruz. Putin ile bir şeyler değişti mi ki, diye düşünmüştük. Ama belli ki değişmemiş. Rusya aynı Rusya. 
ABD ve batılı müttefiklerimiz ise gelinen sürece bıyık altında gülüyor. Türkiye ile Rusya’nın arasının açılması onları fevkalade sevindirmiş görünüyor. ‘Yine elimize düştün Türkiye’ diye ellerini ovuşturuyorlar. 
Türkiye Rusya ile ipleri koparsa ne olacak? Kayıtsız şartsız Türkiye’yi mi destekleyecekler? 
Elbette hayır. PKK ve FETÖ’nün hamileri bunlar. Suriye savaşında petrol bölgelerine leş kargaları gibi dalanlar bunlar. Libya’da ‘tavşana kaç tazıya tut’ diyenler bunlar. 
Tüm dünya karşımızda da olsa. Haklıyız. Doğru yoldayız. 
Ne şehitlerimizin kanı yerde kalacak, ne zulüm abad olacak. Ayetteki ifadesi ile ‘Hak gelecek, batıl zail olacak”. Allah haklının ve doğrunun yanında olacaktır. 
Rusya’nın Türkiye’yi dışlama lüksü bulunmamaktadır. Konjonktürel durum ve ekonomik çıkarlar bunu mani. Devam eden görüşmelerde bir orta yol bulunacağına inanıyorum. 

Önceki ve Sonraki Yazılar