İmamoğlu Büyükelçi ile ne konuştu?

Kar yağıyor. Bu kez sadece bir ile, bir bölgeye değil, tüm ülkeye. Şükür yağdırana…

Kar berekettir. Bunu en çok susuz ovaların, çıplak bozkırların evlatları bilir. Artık bilenlerin sayısı çok az. Bizim çocukluğumuzda (yetmişli-seksenli yıllar) ülke nüfusunun yüzde 70 civarı köylerde kalanı şehirlerde yaşıyordu. Şimdi şehirlerde yaşayanların oranı yüzde 80’lerde. Bilse bilse kırsal kesimde kalan o yüzde 20 bilir. Diğerleri ekmeğin, unun fiyatı yükseldiğinde anlamaya başlar.

Unutmamak gerekir, ‘gökten inmeyince yerden bitmiyor!’. Bundan dolayıdır ki Anadolu’da yağışa yağmur denmez, rahmet denir. Rahmet olacak ki, bereket olsun. Yoksa memleket de aç kalır, dünya da…

Kar Konya’ya, Malatya’ya, Erzurum’a yağınca sorun olmuyor. Vaka-ı adiyeden sayılıyor. Ancaaaak, İstanbul’a yağarsa başka. O zaman karın adı bereket olmuyor maalesef. Esaret oluyor, felaket oluyor… Bir kısım çevrelerce tabii… Aklı başındakiler neyin ne olduğunu pekâlâ biliyor. Sözümüz onlara değil. Sözümüz aklı başka yerlerinde olanlara….

Yaşım gereği karın yağdığı birçok kış gördüm. Ancak böylesini ilk defa gördüm, yaşadım. Kar bu kış Anadolu’nun her tarafına yağıyor. Doğuya, batıya, kuzeye güneye…  Antalya’ya, Marmarise bile… Şükür, milyonlarca… Şükür yağan adedince…

Neyse ki kar ile birlikte memleketin gündemi de değişti. Kar yağınca Kralın (Pardon başkanın) çıplak olduğunu gördü millet. Gündem, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ilk ciddi sınavında sınıfta kalması. Değerli başkanına ne demeli İstanbul’un?  Madem, kar ile mücadelede başarısızsın o halde ne işin var balık restoranda… Bir de inkâr ediyorsun. Ayıp ya… Yakıştı mı şimdi? Tüm CHP’liler; leşkerleri,  trolleri,  mrolleri ile örtbas etmeye çalıştı ama nafile… Güneş balçıkla sıvanmıyor. Hakikatler tüm çıplaklığı ile ortaya çıkınca, iki gün sonra kabul etmek zorunda kaldı.

Bu cümleleri ben mi söylüyorum. Evet, ben söylüyorum ama aşağı yukarı benzerini söyleyen bir başkası da var. Bir dönem çalıştığı televizyon kanalında CHP’nin ve özellikle de İmamoğlu’nun sözcülüğüne soyunan anchorman Fatih Portakal da söylüyor, kendisine ait sosyal medyasında…

Şaşırdım doğrusu. Demek ki, İmamoğlu’ndan onun da bir umudu kalmamış.

Herkes balık restorana odaklandı belki ama ondan da önemli bir mevzu var.

O gün başkanın bir misafiri vardı restoranda. İngiliz büyükelçisi.

Bir belediye başkanı büyükelçi ağırlayabilir, gayet normal. Ancak bu öyle sıradan bir ağırlama olmamalı ki, koca büyükelçi uçak seferlerinin dahi zor yapıldığı bir gün kalkıp Ankaralardan gelmiş. Konu önemli olsa gerek. Sıradan bir ağırlama olsa, ‘hava muhalefeti nedeni ile gelemedim, bir başka zamana buluşalım’ denilebilir. Belli ki konu önemli... Aynı zamanda konuk da… Malum gelen İngiliz olunca, insanın aklına neler geliyor neler…

Neler mi geliyor?

Mesela bu ziyaretten CHP genel merkezinin haberi var mı, özellikle de Kılıçdaroğlu’nun?

Mesela neydi bu ziyarettin önemi ki dışarıda kış kıyamet varken ertelenmedi?

Mesela neden tartışmaların odağında hep balık ve rakı oldu da büyükelçi olmadı?

Bir şey gizlenmeye mi çalışıldı?

Bu görüşmenin konusu Cumhurbaşkanlığı seçimleri olabilir mi?

Nereden bilelim. Görüşmenin iki tarafından biri söylemedikçe bilemeyiz elbette…

Bence, bu görüşmenin saklanan, görmezden gelinmeye çalışılan, hedef şaşırtılan bir tarafı var.

Sizce değil mi?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.