Hüseyin Toptaş

Hüseyin Toptaş

Kur'an'da Peygamber Efendimize Sorulan Sorular ve Verilen Cevaplar

Hz. Muhammed'e (sav) risalet görevi verildiği andan itibaren insanları Allah'ın dinine davet etmeye başlamıştır. Bu davet sürecinde kendisine yöneltilen soruların bir kısmı gerçeği öğrenmek isteyen samimi müminlerden, bir kısmı ise inkârcı müşriklerden gelmiştir. Müminler dinlerini daha iyi öğrenmek ve Allah'ın rızasına uygun yaşayabilmek amacıyla sorular sorarken; müşrikler çoğu zaman alay etmek, Peygamber Efendimizi zor durumda bırakmak veya davetini geçersiz kılmak amacıyla çeşitli sorular yöneltmişlerdir.

Kur'an-ı Kerim'de bu soruların önemli bir bölümü "Sana soruyorlar..." (yes'elûneke) ifadesiyle zikredilmiş ve "De ki..." emriyle cevapları doğrudan Allah Teâlâ tarafından bildirilmiştir. Kur'an'da bu şekilde geçen yaklaşık on üç soru bulunmaktadır. Elbette Resûlullah'ın 23 yıllık peygamberlik hayatı boyunca karşılaştığı sorular bunlarla sınırlı değildir. Kur'an'da yer almayan pek çok soru ve cevabı hadis kaynaklarında görmekteyiz.

Bu durum bize önemli bir hakikati göstermektedir. Peygamber Efendimiz yalnızca Kur'an ayetlerini okumakla yetinmemiş; onları açıklamış, nasıl uygulanacağını göstermiş ve sahabenin sorularını cevaplandırmıştır. Ayetleri tebliğ ettikten sonra "Nasıl anlarsanız öyle uygulayın." dememiş; aksine vahyin hayata nasıl aktarılacağını bizzat yaşayarak öğretmiştir. Bu sebeple sahâbe, ibadetlerden sosyal hayata kadar karşılaştıkları her konuda Allah Resulüne başvurmuş ve aldığı cevapları tereddütsüz hayatına uygulamıştır.

Mekke Döneminde Sorulan Sorular

Mekke döneminde sorulan soruların büyük bölümü müşriklerden gelmiş ve gaybî konularla ilgili olmuştur. Bunların amacı çoğu zaman hakikati öğrenmek değil, Peygamber Efendimizi sıkıştırmak ve alaya almaktı.

Kıyamet Ne Zaman Kopacak?

Müşrikler defalarca kıyametin ne zaman gerçekleşeceğini sordular. Allah Teâlâ, bu soruya farklı surelerde aynı hakikati vurgulayarak cevap verdi:

"De ki: Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır..." (A'râf, 7/187)

“Onu bilip söylemek nerede, sen nerede? Onun nihai bilgisi yalnız Rabbine âittir…” Nâziât (79/42-46)

Ahzâb (33/63) suresinde de kıyametin vaktinin yalnız Allah tarafından bilindiği bildirilmiştir.

Dağların Akıbeti

Kıyamet günü dağların ne olacağını sorduklarında Allah Teâlâ:

"Rabbim onları toz edip savuracaktır. Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır. Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin.” (Tâhâ, 20/105-109) buyurarak kıyametin dehşetini haber vermiştir.

Azap Ne Zaman Gelecek?

İnkârcılar, kendilerine vaat edilen azabı küçümseyerek:

"Eğer doğru söyleyenlerden iseniz bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?" diye sordular. Allah Teâlâ ise azabın mutlaka gerçekleşeceğini, fakat vaktini yalnız kendisinin bildiğini haber vermiştir. (Yûnus, 10/48-55)

Ruh Hakkında

Yahudilerin yönlendirmesiyle sorulan sorulardan biri de ruh hakkında idi. Cevap oldukça dikkat çekicidir:

"De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ilimden ancak az bir şey verilmiştir." (İsrâ, 17/85)

Böylece insan aklının kavrayamayacağı alanlarda vahyin sınırlarına riayet edilmesi gerektiği öğretilmiştir.

Zülkarneyn

"Sana Zülkarneyn hakkında soruyorlar..." (Kehf, 18/83-98) ayetleriyle Allah Teâlâ, adaletli bir hükümdarın örnek mücadelesini anlatarak iman, adalet ve sorumluluk bilincine dikkat çekmiştir.

Neden Mucize İndirilmiyor?

Müşrikler ayrıca:

"Ona Rabbinden mucizeler indirilmeli değil miydi?" diyerek yeni mucizeler talep etmişlerdir. Allah Teâlâ, asıl mucizenin Kur'an olduğunu bildirerek Resûlullah'ın görevinin tebliğ olduğunu açıklamıştır. (Ankebût, 29/50-52)

Medine Döneminde Müminlerin Soruları

Medine döneminde ise soruların büyük kısmı günlük hayat, ibadetler ve toplumsal düzenle ilgilidir. Müminler öğrenmek, doğru uygulamak ve Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla sorular yöneltmişlerdir.

Hilaller

"Sana hilalleri soruyorlar. De ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir..." (Bakara, 2/189)

Hilallerin insanlar ve hac için vakit ölçüsü olduğu bildirilmiştir.

Allah Yolunda Ne Harcanmalı?

Müminler infak konusunda iki defa soru sormuşlardır.

İlkinde; ““Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.” diyerek kimlere yardım yapılacağı açıklanmıştır. (Bakara, 2/215)

İnfak ile aldıkları cevap sonrası İslam’ı daha iyi öğrenip hayatlarına geçirmek için bir sual daha sormuş olmalılar ki bu defa da;

“…Yine sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “İhtiyaçtan arta kalanı.” Allah, size âyetleri böyle açıklıyor ki düşünesiniz.” (Bakara,2/ 219) ayeti ile infak ölçüsü belirlenmiştir.

Haram Ayda Savaş

Bakara Suresi 217. ayette haram aylarda savaşmanın büyük günah olduğu belirtilmiş; ancak insanların Allah yolundan alıkonulmasının ve zulmün bundan daha büyük bir günah olduğu açıklanmıştır.

İçki, Kumar ve Yetimler

Bakara Suresi 219-220. ayetlerde içki ve kumarın zararlarının faydasından büyük olduğu bildirilmiş; yetimlerin mallarının korunması ve onlara iyi davranılması emredilmiştir.

Kadınların Ay Hâli

Bakara Suresi 222. ayette hayız dönemine ilişkin hükümler açıklanmış; temizliğin ve aile hukukunun korunmasına dikkat çekilmiştir.

Ganimetler

Enfâl Suresi'nin ilk ayetinde ganimetlerin taksimi konusunda hüküm verilmiş; müminlerin Allah'a karşı gelmekten sakınmaları, aralarını düzeltmeleri ve Allah ile Resûlüne itaat etmeleri emredilmiştir.

Sonuç

Kur'an-ı Kerim'de yer alan bu sorular, vahyin sadece inanç esaslarını değil; ibadetleri, sosyal hayatı, aile hukukunu, ekonomik ilişkileri ve ahlakı da düzenlediğini göstermektedir.

Sahâbe-i kiram, anlamadıkları her hususta Allah Resulüne başvurmuş; aldığı cevapları tereddüt etmeden hayatına tatbik etmiştir. Çünkü onlar, Kur'an'ın en doğru şekilde Resûlullah tarafından açıklandığını biliyorlardı.

Bugün müminlere düşen görev de aynı teslimiyetle Kur'an'ı öğrenmek, Resûlullah'ın sünnetini doğru anlamak ve dini yalnızca kelime-i şehadet veya belli ibadetlerle sınırlı görmeyip hayatın tamamına hâkim kılmaktır. Gerçek iman, Kur'an'ın rehberliğini ve Peygamber Efendimizin örnekliğini hayatın her alanında yaşamakla kemale erer.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Toptaş Arşivi