Bu şartlarda kaliteli medya oluşmaz

24 Temmuz Basın Bayramı olarak kutlanmaktadır. 

Dünya kurumsal basın kavramı ile 17.yüzyılın başlarında tanıştı. Önce gazete, sonra radyo, sonra televizyon, sonra internet ve sonra sosyal medya… 

24 Temmuz Basın Bayramı, Osmanlı Devlet’inde İkinci Meşrutiyet ile birlikte basın üzerindeki sansürün kaldırıldığı (?) gün  (24 Temmuz 1908) olarak anlamlandırılmaktadır. Buradaki ‘sansür uygulaması’ tartışılan bir konudur. Bu dönemin basınının çoğunlukla azınlıkların ve yabancıların elinde bulunduğu,  Avrupa  güdümlü olduğu ve bir amaca hizmet ettiği bilinen bir gerçektir.  Basın Bayramını kutlamaya diyecek sözümüz yok, ancak tarihi ve anlamlandırıldığı dönem itibarıyla medya mensupları, tarihçiler ve siyaset bilimciler tarafından derinlemesine yeniden ele alınmalıdır. Bence bir ‘Basın Bayramı’ günü olacak ve kutlanacaksa, ülkemizde ilk yerli  gazetenin yayın hayatına başladığı gün esas alınmalıdır. 

Bugünkü yazımın konusu aslında bu değil. Sadece bir hatırlatma yapmak istedim. İsteyenler konuyu enine boyuna okuyup öğrenebilirler. Bugünkü yazımda günümüz medyasının sorunlarını ele almaya çalışacağım. 

İnternet ve Sosyal Medya ile birlikte gittikçe kalitesi düşen bir medya ile karşı karşıya kaldık. Evrensel meslek ilkelerinin göz ardı edildiği, kalite ve seviyenin yerlerde süründüğü, her önüne gelenin kendisini medya mensubu gördüğü bir dünyada yaşıyoruz. Ta eğitimden başlayarak ciddi meselelerimiz var. 

Medya sektörüne eleman yetiştiren Üniversitelerin ilgili bölümlerinin revize edilmesi gerekiyor. Başta İletişim Fakülteleri olmak üzere sektörle ilgili tüm bölümlerde ciddi bir eğitim kalitesi sorunu bulunmaktadır. Yıllardır yazıyorum. Radyo ve Televizyonların yaygınlaşması ile birlikte bu alanda çalışacak kişilerde sayısal beyine de ihtiyaç var. İletişim Fakülteleri ve sektörle ilgili tüm bölümlere öğrenciler Türkçe -Sosyal  (TS) ile değil, Türkçe-Sosyal ve Matematik (TSM) ile alınmalıdır. İnternet Medyası’nın yaygınlaşması ile birlikte ise bu artık bir mecburiyet haline gelmiştir. Sadece fotoğraf çekebilen veya haber yazabilen kişilerin medya mensubu olduğu dönem çok geride kalmıştır. Artık fotoğraf çekebilen, kamera çekim bilgisine haiz, kurgu yapabilen, bilgisayar programları kullanabilen, belli seviyede elektrik ve elektronik bilgiye sahip, internet ve sosyal medya programlarına hâkim,  teknolojiye yatkın çalışanlara  ihtiyaç bulunmaktadır.  Bunları bilebilmek için de belli seviyede sayısal bilgiye (Sayısal kafa)  sahip olmak gerekir. Matematikte bir neti dahi olmayan bir öğrencinin İletişim Fakültesine girmesi doğru değildir.  İletişim Fakülteleri yukarıda bahsettiğim ihtiyaçlara cevap vermekten uzak oldukları için genellikle çalışanlar farklı bölümlerde alınıp istihdam edilmektedir. Fakültelerdeki staj konusu ise başka bir sorundur. Bazı Üniversitelerin İletişim Fakültelerinde mecburi stajı kaldırması kabul edilebilecek bir durum değildir. Bu ve daha yazılabilecek birçok nedenle İletişim Fakültesi’ni bitirenler  boşta kalmakta ve işsizler ordusunun yeni üyeleri olmaktadırlar. 

Matematik kafa yapısına sahip öğrencilerin bu fakültelere girecek olması hem fakültelerin kalitesini yükseltecek, hem de sektöre katkı sağlayacaktır. 

Medya dünyası için ciddi bir hukuki düzenlemeye ihtiyaç vardır. 70 yıllık bir  yasa ve sonrasında üzerine bina edilen parça parça hukuki düzenlemeler ile sektörü bir noktaya götürebilmek mümkün değildir. Tüm medyayı içerisine alan kapsamlı bir yasa en kısa sürede hazırlanarak yürürlüğe sokulmalıdır. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’un ‘Basın Çalıştayı’nda bu konu ile ilgili ifadelerini önemsiyorum. En kısa sürede tüm ilgili tarafların katılımı ile çağın koşullarına uygun bir medya yasasının hazırlanması gerekmektedir. 

Türkiye’de ve dünyada insanlar haber ihtiyaçlarını büyük oranda İnternet ortamında karşılamaktadırlar. Türkiye’de maalesef internet haber dünyasının yasal bir çerçevesi bugüne kadar çizilememiştir. Haberleri milyonlarca ‘tık’ alan haber sitelerinin tamamı ‘merdiven altı’ iş yapmakta, merdiven altı işletme muamelesi görmektedir. Bir taraftan hiç satmayan gazeteler ‘Basın İlan Kurumu’ tarafından maddi olarak desteklenirken diğer taraftan halkın yüzde 80’inden fazlasının takip ettiği internet haber sitelerinin medyadan bile sayılmaması kabul edilebilecek bir durum değildir. Acil ama çok acil olarak bu konuya el atılmalıdır.

Gecikilmesi sektöre büyük bedel ödettirecektir

Tıpkı gazetelerde olduğu gibi, radyo, televizyon ve internet haber sitelerinde de belirli zorunluluklar olmalı ve tüm medya sektörünü oluşturan araçlar eşit şartlar altında hizmet üretmelidir. Oluşacak fırsat eşitliği ortamında daha dengeli bir medya yapılanmasına gidileceği sektör içerisindeki herkesin malumudur. 

Gazetelere, radyolara, televizyonlara ve haber sitelerine ‘İletişim Fakültesi’ mezunu çalıştırma mecburiyeti getirilmelidir. İçerik kalitesinin ancak bu sayede yükseltilebileceği unutulmamalıdır 

Gazete, radyo, televizyon ve haber sitelerine belirli standartları yerine getirme zorunluluğu konulmalıdır. Medya işletmelerine, fiziki koşulların yanında, teknik imkanlar, belirli sayıda personel istihdamı şart koşulmalıdır. Stüdyosu olmayan bir televizyon, ses kalitesi bozuk bir radyo, haber yazım kurallarından bihaber bir internet haber sitesi düşünülemez. 

Medya her ülkede devlet tarafından desteklenmektedir. Desteklenme şekilleri farklı olsa da her ülke kamu medya kuruluşlarının yanında özel yayıncı kuruluşlara da belirli miktarda destek olmaktadır. Sadece gazetelerin desteklendiği bir medya ortamına sahip ülkemizde diğer medya kuruluşlarının da kamu imkanlarından istifade edeceği bir sistem mutlaka oluşturulmalıdır. Türkiye’deki reklam pastası ülke medya kuruluşlarını ayakta tutacak seviyede değildir. Devlet;  toplum üzerindeki etkinliği, sahip olduğu potansiyel ve çalıştırdığı personel durumuna göre tüm medya kuruluşlarına adil bir destek mekanizmasını acilen oluşturmalıdır. Aksi takdirde dışarıdan fonlanan veya uygunsuz işler yapan kişilerin elinde olan bir medya yapılanması kaçınılmaz olacaktır. 

Medya dün önemliydi, bugün önemli, yarın da önemli olacaktır. Medya için söylenen ‘4.Kuvvet’ tanımlaması doğru bir tanımlamadır. Öyle bir yasal düzenleme ve öyle bir medya destek sistemi oluşturulmalıdır ki, medya ne 4’ten yukarı çıkabilsin, ne de 4’ten aşağı inebilsin. Unutulmamalıdır ki medya 4.kuvvet olursa faydalı olabilir. Aksisi ülke yönetimine de demokrasisine de zarar verir. 

Önceki ve Sonraki Yazılar