Hüseyin Taşkıran

Hüseyin Taşkıran

Esas itibariyle...

Siz bu satırları okurken ben üç sezon öncesi maç özetlerini izliyor olacağım. İsteyen, direnen ve oynayan Konyaspor'u...

5-1 gibi farklı skorla ayrılınca sahadan ne diyeceğini, ne yazacağını bilemiyor insan. 

Vasat bir oyun sergiledik. Yorgun, bitkin, direnç gösteremeyen, pas yapamayan, şut çekemeyen bir takım haline nasıl geldik anlamak mümkün değil. Geçen hafta Serkan'ın hatası ile kaybedilen maçın etkisi desek adı üstünde o maç bir hata üzerine gelişmişti. Bunu oluşturduğu moralsizliği atamayacak bir yapıdaysa bizim takım işimiz çok zor demektir. 

Fenerbahçe maçına kadar dış sahada toplam 3 gol yiyen bir takım 5 gol yiyorsa sorun vardır. Ancak sorunu geçen hafta ile bağdaştırmak ise saçmalıktır. Çünkü bu maçta çok kötü bir performans sergiledik. 

Kanatlar zayıf, orta alan isteksiz, defans hattı boşvermiş bir Konyaspor üzülerek söylemek istiyorum ki 5-1'le hafif atlattı maçı. Direkten dönen toplar, nadiren de olsa kesilen ataklar ve rakibin hataları daha da farklı olabilecek skoru durdurdu ama bu skor tüm moralleri bitirdi. 

Konyaspor iki maç kazanınca çok mu abartıyoruz yoksa? Göze hoş gelen oyun izleyince hemen hayallere dalıp büyütüyor muyuz takımı? Geçmişe bakınca öyle değil desem de aklımın bir köşesi bu şekilde sesleniyor bana. Öyle olsa da şunu belirtmek istiyorum; Konyaspor kaybedince de düştük, düşeceğiz demiyorum. 

Fenerbahçe evinde kaybetmek istemiyordu bu aşikar. Aykut KOCAMAN ise sanki oyun stiline yapılan defansif futbol oynatıyor eleştirilerine hayır öyle değil demek ister gibi maça önde basarak başladı. Fakat Fenerbahçe'nin iyi oyunu ve hızlı oyuncuları maçın başında çok kolay ataklar buldu ve ilk 16 dakikada 3 gol attılar. 1 golü kendi kalesine atsalar da oyun dengesini hemen hemen hiç bozmadılar. Bizim kötü oyunumuza karşı farklı skorla galibiyeti maalesef ki hak ettiler, ve kazandılar. 

Kafa karıştıran bir diğer soru da Mücahit Can tercihi. Bajic hala hazır değil mi? 9 hafta oldu ama bizim fotvetimiz yok... Formsuz Bajic, en az Mücahit kadar performans gösterirdi bence. Ama ilginç bir tezat ise golcü sıfatıyla oyuna dahil edilen Bajic oynadığı sürece varlık gösteremedi. 

Ali Turan yine bildiğimiz gibi bir oyun sergiledi. Yapamaması gereken hatalar gol ve gol pozisyonu ile sonuçlandı. Gerçi bir Ali değildi hatalar yapan. Skubic, Ömer Ali, Volkan, Shengelia da oyun noktasında yoktu maalesef... 

Serkan cezalı olunca kaleyi koruyan Ertuğrul ise hiç hata yapmadı diyebiliriz. Yediği goller usta vuruşla gelen toplardı ve çoğu kaleci o toplara müdahale edemezdi. 5 gol yemek onun da moralini ziyadesiyle bozmuştur. 

Şimdi! 
Biz yine #sizeinanıyoruz diyeceğiz. Galibiyet alınca sevinip, mağlubiyet üzerinden karalar bağlanmayacağız ki başarı gelsin. 

Ama bu oyunun tekrar etmemesini temenni ediyoruz. Ligimizde kötü takım yok, bu oyun devam ederse çok kaybederiz, canımız çok yanar. 

Yazımın başlığından da bahsetmek istiyorum; "Esas itibariyle" Aykut hocanın puan kaybı yaşadığı maçlar ardından sıklıkla telaffuz ettiği bir söz. Biz de cümle içinde kullanacak olursak;

Esas itibariyle çok kötü performans sergiledik. Oyun içinde yoktuk. Biz bu mağlubiyeti hak ettik.... Zincirimiz koptu, yolda kaldık... 

*

Maçın kırılma anı diye nitelendirilebilecek pozisyon skor 2-1 iken gerçekleştirdiğimiz atakta Gustavo'nun Mücahit'i ceza sahası içinde "kimsenin gör(e)mediği" bir anda doğrudan itmesi oldu. Kimse gör(e)medi maalesef. Hakem ve VAR ekibi gözden kaçırınca atağımız rakip için kontra atağa dönüştü ve skor 3-1 olarak değişti. Evet kimsenin gör(e)mediği pozisyonda bizim lehimize penaltı çalınması gerekirdi ama bu olmadı. Öyle ya! Hakemseniz ve Fenerbahçe gibi bir takımın evinde maç yönetiyorsanız ona göre davranırsınız.

Bahsettiğim pozisyon üzerinde uzun uzun konuşacak bir durum da değil aslında. Çünkü bizim kötü oyunumuz 90 dakika boyunca hiç değişmedi. Varsayım üzerinden konuşup 5-1 'lik skoru ve kötü oyunun üzerini kapatmamalıyız. Kapatmamalıyız ki bu son olsun!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar