Ahmet Akbıyık

Ahmet Akbıyık

Kadrajın ardından 32 yıl…

Bazı meslekler vardır, sadece yapılmaz; yaşanır.

Gazetecilik de onlardan biri.

Takvimler 1994 yılını gösterdiğinde KONTV’nin kapısından içeri ilk adımımı attım. O gün elimde bugünkü gibi bir telefon yoktu. Sosyal medya yoktu. İnternet haberciliği diye bir kavram hayatımızda yoktu.

Omzumuzda kamera, elimizde mikrofon, aklımızda tek bir düşünce vardı:

“Habere yetişmek.”

Bugün bir cep telefonuyla saniyeler içinde milyonlara ulaşan görüntüler için biz o yıllarda kilometrelerce yol giderdik.

Bazen gece yarısı bir kazanın peşinde, bazen bir yangının ortasında, bazen de bir insan hikâyesinin tam kalbindeydik.

Çünkü öğrendiğim ilk şey şuydu:

Haber dediğin şey sadece olay değildir.

Haberin içinde insan vardır.

Bir annenin gözyaşı, bir babanın sevinci, bir çocuğun tebessümü vardır.

Yıllar geçti...

O kamera bana çok şey öğretti.

Nereye bakacağımı değil, neyi göreceğimi öğretti.

Bir fotoğraf karesinin bazen sayfalar dolusu yazıdan daha güçlü olduğunu öğrendim.

Belki de bugün hâlâ bir haber fotoğrafına uzun uzun bakmamın, küçük bir ayrıntıyı önemsememin sebebi o yıllardır.

Çünkü haber önce gözle görülür, sonra kalemle anlatılır.

2005 yılında Haber Kameramanları Derneği tarafından verilen ödül benim için güzel bir hatıraydı.

Ama asıl ödül hiçbir zaman raftaki plaket olmadı.

Asıl ödül; yıllar sonra bir insanın gelip:

“Ben o haberi hatırlıyorum” demesiydi.

Sonra zaman değişti.

Kasetler gitti.

Kameralar küçüldü.

Gazete sayfaları ve televizyon ekranları telefon ekranlarına taşındı.

KONTV’de başlayan yolculuk, Konhaber ile dijital dünyanın kapılarını açtı.

Kuruluşundan büyümesine kadar her aşamasında bulunduğum Konhaber, bana yeni dönemin yolunu işaret etti.

Artık sadece haberi yapmak yetmiyordu.

Haberi doğru zamanda, doğru insana ulaştırmak gerekiyordu.

Ve bugün...

2026 yılındayız.

32 yıl önce omzumdaki kamerayla çıktığım haber yolculuğuna şimdi Haber Dairesi çatısı altında devam ediyorum.

Yanımda artık ağır kameralar yok belki.

Ama aynı heyecan hâlâ duruyor.

Bir haber geldiğinde kalbin biraz hızlanıyorsa...

Bir görüntü gördüğünde “burada bir hikâye var” diyorsan...

Bir insanın yaşadığı mutluluğu ya da acıyı başkalarına aktarma sorumluluğunu hissediyorsan...

Sen hâlâ o ilk günkü gazetecisin.

32 yılda şunu gördüm:

Araçlar değişiyor.

Ekranlar değişiyor.

Alışkanlıklar değişiyor.

Ama iyi gazeteciliğin özü hiç değişmiyor.

Merak edeceksin.

Koşacaksın.

Göreceksin.

Ve en önemlisi...

İnsanı unutmayacaksın.

Çünkü kadrajın ardında her zaman bir hayat vardır.

Son bir not…

Bu satırları yazarken benim için ayrı bir anlamı daha var.

Bugün benim doğum günüm.

Hayat yolculuğumda 49 yılı geride bırakırken, bunun 32 yılını haberin peşinde geçirmiş olmak benim için büyük bir mutluluk.

Düşününce güzel bir hesap çıkıyor ortaya:

17 yaşında başlayan bir sevda…

Üzerine eklenen 32 yıllık gazetecilik yolculuğu…

Ama hala ilk günkü heyecan.

Demek ki insan gerçekten sevdiği işi yapınca yıllar sadece takvimde ilerliyor.

İçindeki heyecan hep aynı kalıyor.

Nice yıllara, nice haberlere…

Çünkü anlatacak daha çok hikayemiz var...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Akbıyık Arşivi