Ahmet Akbıyık

Ahmet Akbıyık

Bir telefon bazen bütün hayatı değiştirir

Telefonum yıllardır sessizde uyumadı.

Bunu bir fedakarlık hikayesi anlatmak için söylemiyorum. Gazeteciliği seçen herkes bunun böyle olduğunu bilir.

Bizim meslekte saat yoktur.

Takvim yoktur.

Bayram yoktur.

Tatil yoktur.

Çünkü haber, insanların planına göre yaşanmaz.

Bir telefon sesiyle başlar her şey.

Bazen bir cümle duyarsınız.

"Abi, büyük bir olay oldu..."

İşte o andan itibaren ne saatin önemi kalır ne de bulunduğunuz yerin.

Yıllardır mesleğe yeni başlayan arkadaşlarıma hep aynı şeyi söylüyorum.

Her ihbar önemlidir ve mutlaka peşine düşülmelidir.

Çünkü elli habere gidersiniz...

Kırk dokuzu boş çıkar.

Ama o bir tanesi...

Belki gününüzü değil, meslek hayatınızı değiştirir.

Bu sözü sadece tecrübeyle değil, yaşadıklarımla söylüyorum.

Konya'nın hafızasına kazınan iki acı olayın ihbarını bugün bile ilk duyduğum anı unutamam.

İlki...

1 Ağustos 2008 sabahıydı.

Saat henüz 05.00'e geliyordu.

Telefon çaldı.

Arayan, bölgede haber için görüştüğüm bir arkadaşımdı.

Sesi her zamankinden farklıydı.

"Çok büyük bir olay oldu." dedi.

Konya'nın Taşkent ilçesine bağlı Balcılar beldesindeki kız öğrenci yurdu çökmüştü.

İlk anlarda olayın büyüklüğünü tam olarak bilmiyordum.

Ama detaylara ulaştıkça manzara, hayatım boyunca unutamayacağım görüntülerden biri oldu.

Bir başka telefon ise...

2 Şubat 2004.

Kurban Bayramı günüydü.

Saat 20.15 sıralarında telefon çaldı.

Ailece sofradaydık.

İlk bilgiler bir bina çökmesi olduğu yönündeydi.

Ancak kaynaklardan gelen bilgiler netleştikçe bunun çok daha büyük bir felaket olduğunu anladım.

Sofradan kalktım.

Eşime baktım.

Çocuğuma baktım.

"Gitmem gerekiyor." dedim.

O akşam evden çıktım.

Hatırladığım kadarıyla yaklaşık bir hafta eve dönemedim.

Konya tarihinin en büyük acılarından biri olan Zümrüt Apartmanı faciası, sadece enkaz altında kalan insanların değil, o enkazın başında günlerce umut bekleyen binlerce insanın da hafızasına kazındı.

Gazeteciler için böyle anlarda yorgunluk ikinci plandadır.

Uykusuzluk da...

Açlık da...

Çünkü orada bekleyen her aile, gelecek iyi bir haberi umut eder.

Siz de o umudun tanığı olursunuz.

Bugün geriye dönüp baktığımda, telefonumun neden hiç susmadığını daha iyi anlıyorum.

Çünkü haber, hayatın tam içindedir.

Kaza beklemez.

Yangın beklemez.

Deprem beklemez.

Hayat da beklemez.

Bugün eşim ve üç çocuğum var.

Çocuklarım aslında haberle büyüdü.

Kimi zaman sofradan kalktım.

Kimi zaman bayram ziyaretinden.

Kimi zaman uykunun en tatlı yerinden.

Onlar da zamanla telefonun sesinden bir şeylerin değişeceğini öğrendiler.

Belki de bu yüzden, bu mesleğin görünmeyen kahramanları sadece gazeteciler değildir.

Onları bekleyen ailelerdir.

Eşlerdir.

Çocuklardır.

Telefonum bugün de çalıyor.

Belki birazdan yine çalacak.

Yine bir dost, "Abi, önemli bir olay var." diyecek.

Ben de yine hazırlanacağım.

Çünkü gazetecilik sadece haber yazmak değildir.

Gazetecilik, telefon her çaldığında aynı sorumlulukla ayağa kalkabilmektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Akbıyık Arşivi