Konyaspor-Trabzonspor maçında aslında çok farklı iki devre izledik.
Ama sonunda değişmeyen tek bir gerçek vardı: Konyaspor ne yaptığını bilen bir takım.
İlk 45 dakikada sahada net, planlı ve özgüvenli bir Konyaspor vardı. Oyunun yönünü belirleyen, nerede hızlanacağını, nerede sakinleşeceğini bilen bir takım…
Bu bölümün kilidi ise hiç şüphesiz Berkan Kutlu’ydu.
8 dakika içinde gelen iki gol sadece skoru değil, maçın psikolojisini de tamamen değiştirdi.
O an itibarıyla Konyaspor hem tabelayı hem de oyunun kontrolünü cebine koydu.
Ama futbol zaten tek perdelik bir oyun değil.
İkinci yarıda Trabzonspor risk aldı, oyunu öne yıktı ve golü de buldu. Ardından gelen baskı, özellikle son bölümlerde Konyaspor’u ciddi şekilde zorladı.
İşte tam burada bu takımın karakteri devreye girdi.
Savunmada direnen bir yapı, kalede kritik anlarda sahneye çıkan Deniz Ertaş ve en önemlisi “kırılmayan” bir takım…
Zorlandılar, evet. Ama dağılmadılar.
İşte o yüzden bu seri 10 maça çıktı.
Çünkü bu Konyaspor artık sadece oynayan değil, oyunu yöneten bir takım.
Ne zaman risk alacağını, ne zaman kapanacağını bilen bir yapı var sahada.
Özlenen tablo da tam olarak bu aslında.
Mücadele eden, vazgeçmeyen ve en önemlisi sahada bir planı olan Konyaspor…
Şimdi önümüzde Rizespor maçı var.
Kağıt üstünde önemli, evet. Ama gerçekçi olmak gerekirse asıl hedef başka.
Beşiktaş maçı.
Çünkü fikstür çok sıkışık. Rize deplasmanı, dönüş, kısa bir dinlenme ve ardından yeniden yola çıkılacak bir İstanbul deplasmanı…
Bu tempo kolay değil. Bu yüzden Rize maçında bir rotasyon görmemiz sürpriz olmaz. Hatta olması gereken de bu.
Çünkü artık ligde ne düşme korkusu var ne de Avrupa ihtimali.
Ama kupada bambaşka bir hikâye yazılıyor.
Ben inanıyorum.
O kupa bu şehre gelecek…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.