Konyalılar neden ‘rahmet’ diyor?

Camilerde hutbenin konusu ‘su’ idi. Namazdan sonraki dua ise yağmur ile ilgiliydi. Tam ifadesi ile ‘yağmur duası’ yapıldı.

Türkiye son 50 yılın en kurak sonbaharını yaşadı. Bu yıl sonbaharda ortalama sıcaklık 2.5 derce arttı. Çok yüksek bir sıcaklık artışı. Dengeleri alt üst edebilecek bir durum. (Allah esirgesin)

Sıcaklık arttı, yağmur yağmadı.

Konya’da yağmura ‘rahmet’ deniliyor. Ülkemizin birçok bölgesinde de aynı şekilde yağmur rahmet ile ifade edilmektedir.

Güzel bir tanımlama… Evet, yağmur rahmettir.

Gökten yağış düşmeyince yerden hiçbir şey bitmiyor.

Sulu veya susuz hiç değişmez, tüm tarım arazileri yağış ile yeşermektedir. Sonuçta susuz araziler direkt yağmur ile sulu araziler ise ya yeraltı sularından ya da akarsu, baraj ve göletlerden dolaylı olarak yağmurdan beslenmektedir. Akarsuların, barajların, göletlerin de kaynağı gökten düşen yağışlardır. Sonbahar ve ilkbaharda yağmura, kışın kara ihtiyacımız var. Sadece bizim değil dünyanın ihtiyacı var. O olmayınca ne dünya olabiliyor, ne hayat… Her şeyin ‘o’na bağlı olduğu şey, rahmet değil de nedir.

Bir ayet ile neticelendirelim. “De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akarsu getirebilir?” (Mülk 30)

Rabbim dünyayı ‘rahmet’ nazarı ile bereketlendirsin.

ABD Türkiye’ye yaptırım uygular mı?

Bu soru Azerbaycan dönüşü Cumhurbaşkanı Erdoğan’a soruldu.

Özetle, ‘tahmin etmiyorum ama yeni yönetimi bir görelim’ dedi.

Türkiye’ye yaptırım, ABD’den önce AB’nin gündemindeydi.

AB iki gün süren değerlendirmelerin sonunda, yaptırımları Mart ayına erteledi.

Bu ne anlama geliyor?

Onlar da ABD’yi işaret ediyorlar. Yeni yönetimi bekleyecekler.

ABD, yaptırım uygulamazsa onlar da uygulamayacak.

AB’nin de, ABD’nin de ‘aklını ekmek-peynirle yediğini’ sanmıyorum.

Türkiye öyle bir çırpıda sökülüp atılacak bir ülke değil. NATO’nun ikinci büyük gücü. Uygulanacak yaptırımlardan tüm taraflar zarar görür.

Türkiye’ye yaptırım, Türkiye’yi Rusya-Çin eksenine daha da yakınlaştırır. Çöküş sürecindeki batı bunu göze alamaz.

Peki, ne yaparlar?

Kendi kamuoylarını oyalayacak, birkaç tehditvari söz ve  göstermelik küçük kısıtlamalar, belki…

Ne demiş atalarımız, ‘…kervan yürür.’ Bu kervan yürüyecek!

Yaptırımlardan ziyade, pandeminin bitmesi ile yükselişe geçmemizi sağlayacak icraatlara odaklanırsak daha doğru iş yapmış oluruz.

Finalin adı, Erdoğan-Kılıçdaroğlu düellosu.

Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığına adaylığı konusunda Erdoğan, “gaza gelmiş, hayırlı olsun” dedi.

Yani, “Kılıçdaroğlu buna cesaret edemez” demek istedi.

Yeni anayasamıza göre bir kişi 5’er yıllık iki dönem Cumhurbaşkanı olabilir. Yani olağanüstü bir durum oluşmadığı müddetçe, Erdoğan 2023’de son defa aday olacak.

Ancak, vaktinde önceki seçimlerde, yani bir erken seçim durumunda bir kişi üçüncü dönem de aday olabilir. Erdoğan’ın 2023’de seçildiğini düşünün. 2028’e kadar dönemi devam edecektir. 2027’de olabilecek bir erken seçimde Erdoğan süresini tam doldurmadığından üçüncü kez aday olabilecek. Yani Erdoğan ‘ın 2032’ye kadar Cumhurbaşkanlığında kalma durumu söz konusu.

Biz her şeyin rayına gittiğini düşünelim. (Normal koşulları)

Bu durumda ilk seçim 2023’te. Bu tarih Kılıçdaroğlu için de kritik bir tarih.

Siyasetteki süresi ve yaşı göz önünde bulundurulduğunda Kılıçdaroğlu için bu tarihten sonrası yok gibi..

Dolayısıyla şansını son bir defa deneyecektir.

Tabi cesareti varsa…

Bu, yıllardır birbirine muhalif iki liderin belki de son deüllosu olacaktır.

Bence iyi de olur.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.