Şaşırdık mı?

“Bir ülkede darbe yapıldıysa arkasında mutlaka ABD vardır” tezi bir kez daha doğrulandı.

Darbeciler gücünü milletten değil Amerika’dan alıyor. Uzak veya yakın, dünyanın neresinde önemli bir mesele varsa ucu dönüp dolaşıp Amerika’ya varıyor.

Türkiye olarak bölgemize odaklandığımız bir dönemde, uzak bir diyardan gelen haberi anlamaya çalıştık. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen… Bölgesel meselelerden dünyanın diğer taraflarına bakma fırsatımız olmuyor. Bu yüzden de Bolivya’daki meseleyi anlamak zaman aldı.

Neyse ki, fazlaca kafa yormaya gerek kalmadan, darbeyi planlayan güç “bunun da arkasında ben varım” dedi.

Amerika’da ilk açığı eski Alaska Senatörü Mike Gravel verdi. Gravel Twetter hesabında yaptığı açıklamada, “Bolivya’da kazanan gücü tebrik ediyorum, CIA” diyerek, sesiz darbenin arkasında kimin olduğunu belli etti.

Ardından Trump’un değerlendirmeleri geldi. “Morales’in istifası batı yarım kürenin demokrasisi için önemli bir adımdır” diyen Trump, klasik bir Amerika ifadesi ile meseleyi özetledi. Demokrasi.

‘Demokrasi’ sihirli kelime.

Hep bu sihirli kelimenin arkasına saklanıyorlar.

Afganistan’da olaylar çıkıyor, Amerika ‘demokrasi’ diyerek müdahale ediyor.

Irak, Kuvveyt’e saldırıyor, Amerika ‘demokrasi’ diyerek bu ülkeye giriyor.

Tunus, Libya, Yemen, Suriye, Mısır… Hep demokrasi.

Bu nasıl bir demokrasi ki, sonrası öncesinden daha kötü oluyor.

Afganistanlılar 1979 öncesini özlüyor.  Iraklılar ‘keşke Saddam kalsaydı’ diyor. Libyalılar, dirilip gelse Kaddafi’ye sarılacak durumda… Kısacası,  Amerika’nın elinin değdiği yerlerin tamamında ‘eski mumla aranıyor’

Peki, Bolivya’da mesele neymiş?

14 yıldır iktidarda olan Morales, ülkesini ciddi manada kalkındırmış. Enflasyon yok denecek kadar küçülmüş, işsizlik düşmüş, fakirlik azalmış. Varsa Morales’in suçu bu.

Bolivya’da ciddi manada petrol ve doğalgaz bulunuyor. Morales, yeni petrol ve doğalgaz rezervlerinin bulunması noktasında ciddi çalışmalar yaptı ve üretimi artırdı. Bölgede Venezuela’dan sonraki en büyük petrol ve doğalgaz rezervi Bolivya’da…  Ayrıca Bolivya Lityum varlığı ile ön planda. Elektrik bataryalarının hammaddesi olan Lityum son yıllarda stratejik bir maden durumana geldi. Dünya Lityum rezervlerinin yüzde 60’ı bu ülkede bulunuyor.

Morales, özellikle kaynakların çıkarılması ve yeni rezerv alanlarının tespit çalışmaları noktasında Amerika ile görüş ayrılığı yaşıyordu. Daha doğrusu Amerika’nın dediklerini yapmıyordu.

Amerika, bölgede yeni bir Venezüela istemediğinden bu sefer elini çabuk tuttu. Morales’in son seçimleri de kazanması fitili ateşlemeye yetti. Önce, ‘Seçimde hile yapıldı’ yaygarası ile Bolivlayılar meydanlara çıkarıldı, sonra ordu vasıtası ile istifa etmesi için Morales’e baskı uygulandı.

İşin özeti bu.

Mesele Amerika’nı ali menfaatleri.

Amerika’nı ali menfaatlerinin kod ismi ise ‘demokrasi”.

Artık; ‘Amerika bir ülkede demokrasi derdine düştüyse, o ülkedeki ali menfaatleri zarar görmeye başlamış’ diyebiliriz.

Şaşırdık mı? Elbette hayır.

Önceki ve Sonraki Yazılar