Nurettin Bay

Nurettin Bay

Yüz yılın hikayesi…

Yüz yılın hikayesi…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 29 Ekim 2023’te ikinci yüzyılına merhaba diyecek. Bu aynı zamanda demokrasimizin de 100.yılı anlamına geliyor. Geçen ilk yüzyılı sancılı geçirdik. Bu yüzyılı üç ayrı evrede incelemek mümkün. Kuruluş, gelişme ve olgunlaşma evreleri.

1923’ten 1950’ye kadar tek partili yönetim sistemi ile geçen ilk 27 yıllık süre kuruluş evresini oluşturmaktadır ki bu döneme ‘demokrasiyi tanıma’ evresi de denilebilir. Bu dönemde ülke yönetimini elinde bulunduranlar, ismi demokrasi olsa da monarşiye yakın bir yönetim şekli sergilemişlerdir. Haddizatında tek parti ile gidilen seçimlerde demokrasiden bahsedilemez. 1946 seçimlerinde çok partili dönem başlamışsa da uygulanan ‘açık oy, gizli tasnif’ sistemi çok partililik lüksüne gölge düşürmüştür.

1950 seçimleri demokrasi yolculuğumuzun ikinci döneminin başladığı tarih (gelişme evresi) olarak kabul edilebilir. Gelişme döneminde çoğulcu demokrasimizin belirli aralıklarla askeri darbelerle sonlandığı görülmektedir. 1960’te, 1971’de, 1980’de ve 1997’de yaşanan darbeler gelişme döneminde acı tecrübeler oluşturmuştur. Darbeciler, bu tarihlerde girişimde bulundukları darbelerden sonuç almışlardır. Birkaç yılı, bizatihi askerlerin kendileri, sonraki birkaç yılı da başa getirdikleri kukla yöneticilerle yönetilen ülkemizin bu ara dönemlerde çok yönlü olarak kaybettiği görülmektedir. Türkiye bu dönemlerin tamamında geriye gitmiş, ekonomik krizlere girmiş, farklı sıkıntılar yaşamıştır.

Demokrasinin gelişme dönemini teşkil eden aşamalardan bazılarına dikkat çekmek istiyorum. Türkiye 1950-60 döneminde Menderes, 1965-71 döneminde Demirel,  1983-89 döneminde Özal ve 1996-97 döneminde Erbakan ile atılımlar gerçekleştirmiştir. Bu dönemlerin tamamına bakıldığında arkasında çoğulcu demokrasinin, özgür seçimlerin ve halk iradesinin olduğu görülmektedir. Ekonomik, sosyal ve siyasal krizlerin yaşandığı 1960-65, 1971-83, ve 1997-2002 dönemlerinde ise ya başta askerler veya askerlerin iş başına getirdiği vesayet yönetimleri bulunmaktadır

Demokrasinin gelişme evresi yerini 15 Temmuz 2016’da olgunlaşma evresine bırakmıştır. Halk, askeri darbeler ve sonrasında yaşadığı sıkıntılara binaen 15 Temmuz 2016 akşamı başlatılan darbe girişimini kabul etmemiş, sonucunda katlanacağı acı reçeteye tahammül edemeyeceğini düşünerek karşı koymuştur. İşte tam burada lidere bir parantez açmakta fayda vardır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu karşı koyuştaki rolü çok büyüktür. Halk, kendisini meydanlara çağıran liderinin davetine kayıtsız şartsız uymuştur. Darbenin iki kritik noktası bulunmaktadır. Birincisi liderin basireti, ikincisi milletin ferasetidir. Lider cesaretle doğru ve yerinde bir karar vermiş, halk verilen kararın doğruluğunu ve yerindeliğini net bir şekilde anlamıştır.

Meselenin özeti budur. Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi Türkiye’de hiçbir şey 15 Temmuz’da öncesi gibi olmamıştır. Demokrasimiz olgunlaşma evresine ulaşmış, Türkiye yeni bir rotaya doğru yol almıştır. Tam bağımsız Türkiye’nin miladı olarak kabul edilebilecek olan bu tarih Türkiye’ye bölgesel güç olma yolunda önemli bir ivme kazandırmıştır. Ben bundan sonraki süreçlerde liderin doğru seçilmesi durumunda ‘2053 Küresel Güç Türkiye’ hedefine rahatlıkla ulaşabileceğimize inanıyorum. Allah o günlere sağlıkla ulaşmayı nasip ederse bakıp göreceğiz. Duamız ve temennimiz olgunlaşma sürecinin aksamadan devam ettirilmesidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nurettin Bay Arşivi