Bazen futbol sadece taktik değildir.
İstatistik değildir.
Form grafiği, kadro değeri, liderlik koltuğu hiç değildir.
Bazen futbol, sadece yürektir.
Sahaya çıkan bir takım vardı. Koşan, basan, vazgeçmeyen…
12 haftadır kazanamayan ama 1 dakika bile inancını kaybetmeyen bir takım. Taraftarının önünde, kendi evinde, kendi hikayesini yazmaya kararlı bir Konyaspor vardı.
Geçen hafta bu köşede şunu yazmıştım:
“Konyaspor sahada elinden geleni yaparsa Galatasaray yenilmeyecek bir takım değil.”
Tam da öyle oldu.
Lider olan Galatasaray’dı.
Ama daha çok isteyen Konyaspor’du.
İptal edilen gol maçın kırılma anıydı belki. O an moral olarak yıkılabilirdik. “Yine mi?” diyebilirdik. Ama bu kez öyle olmadı.
Bu kez başlar düşmedi. Bu kez omuzlar çökmedi. Aksine, o iptal kararı takımı daha da ateşledi.
Tribünler inandı, saha inandı, oyuncular inandı.
Ve en önemlisi mücadeleyi hissettik.
Uzun zamandır sahada bu kadar savaşan bir takım görmemiştik.
İkili mücadelelerde geri adım atmayan, top kaybettiğinde geri koşan, her pozisyonda birbirine destek olan bir takım izledik.
Bu galibiyet sadece 3 puan değil.
Bir ayağa kalkış.
Bir mesaj.
Ama şimdi asıl sınav başlıyor.
Önümüzde Başakşehir deplasmanı var. Cuma günü zorlu bir 90 dakika bizi bekliyor. Eğer bu galibiyet sadece bir gecelik coşku olarak kalırsa hiçbir anlamı olmaz.
Aynı mücadeleyi, aynı disiplini, aynı inancı orada da görmek zorundayız.
Ligin bitmesine 11 maç kaldı.
Bu saatten sonra hesap kitap değil, karakter konuşacak.
Başakşehir deplasmanı zor mu? Zor.
Ama Galatasaray maçında şunu gördük: Bu takım sahaya yüreğini koyduğunda rakibin adı önemini kaybediyor.
Artık mesele sadece puan değil.
Mesele ayağa kalkmış bir takımın devamlılık gösterebilmesi.
Bir galibiyet umut olur.
İkincisi hedefe dönüştürür.
Cuma günü sahaya yine aynı mücadele, aynı disiplin, aynı inanç yansırsa bu çıkış tesadüf olmaz; bir başlangıç olur.
Çünkü biz şunu biliyoruz:
Konyaspor savaşırsa bu ligde her takımı yener.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.