Ağustos neden zafer ayı?

Ağustos zaferler ayı. Milletimizin tarihinde önemli yer tutan büyük zaferlerin kahır ekseriyeti Ağustos ayında meydana gelmiş.

Savaşların Ağustos ayına denk gelmesi şartların oluşturduğu bir zorunluluk gibi karşımızda duruyor. Zira coğrafyamızdaki iklim durumu burada önemli rol oynuyor. Türkler savaş hazırlıklarına bahar ayları ile birlikte başlardı. Sefere ise yolun durumuna göre Haziran gibi çıkılırdı. Nisan ve Mayıs ayları dahi sefere çıkmak için uygun değil. Bu aylarda bazen ciddi olumsuz hava şartları oluşabiliyor. Öyle olunca sefere Haziran ayı ile birlikte çıkmak mecburiyeti hâsıl oluyor. Gidilecek mesafe, ulaşılacak menzillerde toplanacak olan askerler ve savaşılacak karşı ordunun durumu göz önüne alındığında zaferlerin niçin Ağustos ayında yoğunlaştığı ortaya çıkıyor. Bazı durumlarda Temmuz ve Eylül’e denk geldiği de görülmektedir. Bir de ordunun geri dönüşü var. Dönüş hesaba katılmadan sefere çıkmak doğru değil. Ordu’nun kış bastırmadan karargâha ulaşması gerekiyor. 

Malazgirt Savaşını değerlendirdiğimizde Bizans ordusunun ta İstanbul’dan yola çıkarak Malazgirt’e geldiğini görüyoruz. Aradaki mesafe bugünkü koşullarda en az 1500 kilometre. Dağların tünellerle delinmediği, sarp geçitlerin modern iş makinaları ile düzeltilmediği dönemleri düşünün. Bu koşullarda Malazgirt’e ancak 2-3 aylık bir sürede ulaşılabilir. Haziran başında yola çıkacak bir ordunun Ağustos’tan önce Malazgirt’e varması pek mümkün değil. Diğer taraftan Alparslan’ın ordusu Bizanslıların yola çıktığını öğrendiğinde Suriye’deydi. Alparslan Fatımilerin üzerine yürümek için Mısır’a doğru yol alıyordu. Halep yakınlarından geri dönerek Malazgirt’e yöneldi.

Aynı şartlar Çaldıran, Mercidabık, Belgrat, Mohaç gibi diğer büyük savaşlar için de geçerli. Her birinin başkent İstanbul’a uzaklığı 1000 kilometreden aşağı değil. Başkomutanlık Meydan Muharebesi için 30 Ağustos’un seçilmesi de bir tesadüf değil. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Taarruza başlama tarihi olarak Malazgirt savaşı tarihinin yıldönümü olan 26 Ağustos tarihini bilinçli olarak seçtiği söylenir. Büyük Taarruz olarak da bilinen Başkomutanlık Meydan Muharebesi 26 Ağustos’ta başlatıldı. 30 Ağustos’ta düşmanın mağlup olup kaçmaya başlaması ile sonlandı. Gerçi bu tarihi 9 Eylül’e kadar uzatanlar da var. Pek haksız değiller.  Kovalanan Yunan birlikleri son olarak 9 Eylül’de İzmir’de denize döküldü. 

Malazgirt Zaferi’nin ihtişamlı bir şekilde kutlanmaya başlanması son yıllarda yapılan en anlamlı işlerden biridir. Uzun bir zamandan beri adeta zaferlerimiz unutturulmaya çalışıldı. İngiliz ordusunun en büyük mağlubiyetlerinden biri kabul edilen Kut-ul Amare’nin İngiltere’nin isteği doğrultusunda yüz yıl boyunca tarih kitaplarından çıkarılmasını başka nasıl değerlendirebiliriz? Tarih ile bağlantısı kesilen nesillerin atiye yürümesi mümkün değildir. Diğer zaferlerimizin de unutturulmaması, gölgede bırakılmaması gerekir. Malazgirt’i kutladığımız gibi diğer zaferlerimizi de kutlamalı, ne anlama geldiğini genç nesillere iyi anlatmalıyız. 

Ağustos aynı zamanda bereket ayıdır. Tarımın ülke ekonomilerinin can damarı olduğu dönemlerde Haziran ayı ile birlikte başlayan hasat dönemi Ağustos’da zirveye ulaşırdı. Dönemin şartlarına uygun olarak savaşlar kısa sürse de (Mohaç 2 saat, Malazgirt 3-4 saat, diğerleri bir gün veya birkaç gün) seferler uzun sürüyordu. Yola çıkacak ordunun her türlü iaşesinin karşılanması için yaz ayları en uygun aylardı. Hasatla birlikte Ağustos ayında  hem milletin cebi hem devletin kasası dolu olurdu. 

Nice zaferler kazanacağımız yeni Ağustoslar dilekleriyle… 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar